BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ses ustalığı

Ses ustalığı

Eski ses sanatçıları için söylerlerdi: Kimisi Üsküdar’da bir gazel okusa sesi Beşiktaş’tan duyulurmuş. O zamanlar hüner seste yalnızca.



Eski ses sanatçıları için söylerlerdi: Kimisi Üsküdar’da bir gazel okusa sesi Beşiktaş’tan duyulurmuş. O zamanlar hüner seste yalnızca. Bizim çocukluğumuzda da mesela Hamiyet Yüceses mikrofonu bırakır “Makber”i, “Çeşm-i Siyah”ı öyle seslendirir, beğeniyi böyle toplardı. Bir müzikli toplantıda Kadri Şençalar’la İsmail Şençalar’ın mikrofon istemediklerine tanık olmuştum. Mikrofonla icrada bir yapaylık, ses yozlaşması söz konusuydu demek ki... Ama zamanla bağlama bile elektronik hale getirildi. Düğün salonlarında, gazinolarda bu elektro sazlar çın çın ötüp durmakta. Ses kendi doğallığıyla, kendi rengiyle ve sanatçı kendi gücüyle akıp gitmeli ama gelin görün ki zamane sanatçılarının en önemli koltuk değneği, dayanağı teknik malzemedir. Onlarsız ses gücü olan herhalde azınlıktadır. Çoğunu dinleyin gece hayatından dolayı sesleri müzmin derecede kısık ve yorgundur. Hatta bazıları “sabah sabah nasıl söyleyeceğim?” diye yakınmalarda bulunurlar. Harun Reşit zamanında yaşamış büyük bir müzisyenden sözedilir. Asıl adı Ali bin Nafi imiş. Doğuda ve Batıda büyük bir müzik üstadıymış. Önceleri Bağdat’ta yaşamış, daha sonra Endülüs’e yerleşmiş bir saraylar emirler müzisyeni. Tatlı sesli siyah bir kuş olan Ziryab adı bu sanatçıya koyu esmerliği ve belagati dolayısıyla verilmiş. Ziryab yalnız sanatıyla değil, Endülüs’e getirdiği yeniliklerle de ünlü olmuş. Mesela beyaz ve renkli giyimleri, saç modeli, altın ve gümüş eşya yerine cam eşya kullanışıyla... Endülüs’te ilk kuşkonmaz çiçeğini o yetiştirmiş. Onbinlerce kıtalık şarkı ve yüzlerce makam bilen Ziryab’ın udu da beş telli, mızrabı ağaç yerine kartal tüyü imiş. Ziryab sesini dinleyeceği öğrenci adayını evvela bir mindere oturtup onun yüksek sesle bağırmasını istermiş. Eğer yetersiz bulursa beline kuşak bağlar, ağzını yeterince açamıyorsa üç parmak kalınlığında bir çıta kor, çenesini buna alıştırmasını öğütlermiş. Öğrenci adayı tiz sesle bir “ah!” çeker, ses düz ve net ise kısık değilse o kimse Ziryab tarafından öğrenciliğe kabul edilirmiş. İşte görüyorsunuz sanatçılık öyle kolay elde edilen bir iş değil. Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde hanendelerden Tokatlı Derviş Ömer Gülşeni’den söz eder. Bu zat yedi padişah sohbetinde bulunmuş; Dördüncü Murat devrindeki musiki toplantılarında Evliya da ondan feyz almış Dördüncü Murad’ın tabiatı Segâh makamına yatkın olduğundan ekseri bu makamda kâr, nakş, savt, zikr zeel gibi tarzlar okurmuş. Evliya Çelebi devrin hanendelerinden Andelip Çelebi için “Doğrusu en tiz perdeden nefesi olan bir andelip (bülbül) idi” demiş. Hanende Surcı-zâde içinse” Hançerli, suzinak nefes sahibi, deryâdil bir üstad idi” beyanında bulunmuş. Bugün sanatçıları değerlendirecek olsak, kaçı için böylesi sıfatlar bulup söyleyeceğiz, bilemiyorum.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT