BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıbrıs’ın geleceği ve Birleşmiş Milletler

Kıbrıs’ın geleceği ve Birleşmiş Milletler

Yazıma başlarken bütün okuyucularımın mübarek Ramazanlarını tebrik ederim. Bütün milletimize ve insanlığa huzur ve saadetler getirmesini diliyorum.



Yazıma başlarken bütün okuyucularımın mübarek Ramazanlarını tebrik ederim. Bütün milletimize ve insanlığa huzur ve saadetler getirmesini diliyorum. Son bin yıllık Türk tarihini incelersek, hemen her ramazanda, Katolik Papaları ve diğer Haçlı zihniyetli devletler başımıza bir problem sarmaya çalışmışlardı. Haçlı seferlerinin birçoğu Ramazana denk getirilmiştir. Bu gün Türkiye’yi, Avrupa Birliği bahanesiyle köşeye sıkıştırma gayretleri de, her nasılsa ramazana rastlatılmıştır. Avrupa Birliği uğruna Türkiye’ye, “ver Kıbrıs’ı, gel yanımıza” denmektedir. Olur mu acaba? Hayır asla olmayacaktır. 1570-71 Yıllarında Kıbrıs’ın Türkler tarafından fethi de, Ramazanda bitirilmişti. Makarios’un Türklere reva gördüğü muamele ortada. EOKA ve ENOSİS katilleri, kundakdaki bebeklere kadar koyun gibi boğazladılar. Lala Mustafa Paşa, Magosa’yı 1571’de muhasara ettiğinde, Komutan Baglione, erzak kıtlığı bahanesiyle 8000 Magosalıyı, yanlarına yiyecek de vermeden, surların dışına bırakıvermişti. Bu zavallılara Mustafa Paşa hemen yiyecek dağıttırdı. Bir hafta kadar yedirip içirdi ve ardından, Türklerce feth edilen bölgede, bağ ve bahçeler verdi. Onları kendi vatandaşı bilerek rahat bir şekilde iskan etti. İşte Makarios zulmü, işte Türk’ün adaleti. Türkler ne zaman Kıbrıs’ta hükümran oldu ise insanlarının yüzü gülmüştür. Ne zaman Venedik, Malta veya Rumlar idare ettiyse hep zulüm ve vahşetten kan ağlamıştır. 1877-78 Osmanlı Rus harbinden yenik çıkan Osmanlı devletinin, zayıf halini fırsat bilen İngilizler, Kıbrıs’a göz koydular. İngilizlerin İstanbul elçisi Layard, yalan belgeler imzalayarak Kıbrıs’ı geçici bir süre İngilizlerin kullanabilmesi için maalesef devlete baskı yaptı. Tehditler savurdu. İngiliz idaresinde Kıbrıslı gülmeye hasret kaldı. Müstemleke, sömürge idaresinde pek tecrübeli olan İngiliz conileri, halkın her işine karıştılar. Şimdi ise Kıbrıs’ı halledin baskısı yapılıyor. Kıbrıs’ı halledin demek, Yunana verin demektir. Peki neden Yunana verilecek. Onlara babalarından miras mı kaldı? Hayır. Bir savaş neticesinde mi almışlardı? Ne gezer. Türkiye’nin sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere Hükumeti ile birlikte Kıbrıs için takındığı tavır tam yerindedir. Sayın Denktaş, tecrübeli ve iş bilir bir Türk devlet adamıdır. Avrupa Birliği Ortaklık Katılım Belgesi denilen ucube bize dikte ettirilmeye çalışıldığında, Hükumetten başka birileri daha çıkıp tek laf etmedi. Hani demokrasimizin vaz geçilmez sivil toplum örgütleri? Basit basit meselelerde cübbelerini giyip sokağa dökülenler, Kıbrıs için adımlarını neden esirgiyorlar. Türkiye Ortak Pazara niye girmek istiyor? Milli çıkarlarına uygun gördüğü için elbette. Yoksa bir fiyaka uğruna değil. Böyle bir avantajı yakalamak için, her şeyimizi feda edeceğiz diye bir senedimiz de yok. Avrupa Birliği’nin şımarık çocuğu Yunanistan’da, Karacaferis denilen bir adam kalkıp Ortodoks partisi kuruyor, bu devletin dikkatini çekmeyi kimse düşünmüyor. Laiklik nerede? Almanya’da Dazlaklar planlı cinayet ve kundaklamalarla Türkleri öldürürken, Alman milletvekilleri Dazlak toplantılarına katılıyor. Kimseden ses yok. Aynı Almanya’nın rengi karışık bir milletvekili kalkıp Süryani topluluğu ile bölücülük toplantısı yapıyor, Türk basınını da içeri almıyor?.. Türkiye’nin bunlara ses çıkarmaması müstemlekecileri cesaretlendirmektedir. Türkiye’nin sabrı zorlanmamalıdır. Pencere demirinden top kaması yaparak İstiklal harbini kazanmış Türk milleti, yokluklara katlanmasını bilir. Türkiye her zaman olduğu gibi, Denktaş’ı tam desteğe devam etmeli ve hatta “Üçüncü Barış Harekatı” sıcaklığında Kıbrıslıyı bağrına basmalıdır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110389
    % 0.97
  • 3.8376
    % -0.68
  • 4.5307
    % -0.43
  • 5.1459
    % 0.04
  • 155.563
    % -0.21
 
 
 
 
 
KAPAT