BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Depremin yıktığı minare

Depremin yıktığı minare

Her sene Kasım ayında devremülküm dolayısıyla Kuzuluk Kaplıcaları’na gideriz. Adapazarı’nın Akyazı İlçesi’nin Pazar köyünde bulunan, Eshab-ı Kiram’ın büyüklerinden Abdülkerim Hazretlerinin türbesini ziyaret etmeden, orada kaynayan şifalı suyundan kana kana içmeden dönmeyiz.



Her sene Kasım ayında devremülküm dolayısıyla Kuzuluk Kaplıcaları’na gideriz. Adapazarı’nın Akyazı İlçesi’nin Pazar köyünde bulunan, Eshab-ı Kiram’ın büyüklerinden Abdülkerim Hazretlerinin türbesini ziyaret etmeden, orada kaynayan şifalı suyundan kana kana içmeden dönmeyiz. Bu şirin ve manevi değeri yüksek olan köyün bir de camisi var. 17 Ağustos depreminde bu caminin minaresi yıkılmış. Her gidişimde minarenin yapılmadığını görüyor, üzülüyorum. Yaptığım cüzi yardımlarla bir dahaki seneyi beklemek zorunda kalıyorum... Bir okuyucu olarak bu köşeden sesleniyorum: İstanbul’un fethi için gelip, o köyde şehit düşen o mübarek zatı hoşnut etmek, Allah rızasını kazanmak istemez misiniz? Öyleyse bu minarenin yapılması için bir katkıda bulunun... Ömer Günay Ertekin - İSTANBUL Esnaf can çekişiyor Maliye Bakanı’nın dikkatine; 1993 yılında açtığımız, yeri kendimize ait olan bir kırtasiye dükkanımız var. Kira vermediğimiz halde işi zorlukla götürüyoruz. Yerimiz sokak arasıdır. Yaz aylarında 3 ay işlerimiz %75 oranında düşmektedir. Hayat Standardı vergisi kalktığı için çok sevinmiştik. Şimdi büyük üzüntü içindeyiz. Kimseye muhtaç olmadan, kendi ekmek paramız için bu dükkanı, icabında borç para alarak yürütmekteyiz. En çok iş yaptığımız Ekim ayına ait giderimizi yazarak bir fikir vermek istiyorum: Giderler: Bağ-Kur - 45.800.000 TL., Muhasebe - 20.000.000 TL, Mal. - 445.130.000 TL, Visa mal alım taksidi - 117.000.000 Tl, Telefon - 15.000.000 TL, Eğitime Katkı - 2.100.000TL, Elektrik - 12.500.000 TL, Su - 3.000.000 TL. Toplam: 660.530.000 TL. Ciro: 902.240.000 TL. Bize kalan net para: 241.710.000 TL 100-150 milyonluk kira bedeli de ilave edilirse acı manzara ortaya çıkar. Birçok esnafın durumu da bundan daha iyi değildir. İsmi Mahfuz Bir Esnaf/Şişli-İSTANBUL Özürlü olmak suç mu? Ben özürlü bir gazi çocuğuyum. Günümüzde sosyal ve kültürel alanlarda benim gibi özürlülerimize ve babam gibi gazilerimize hitaben bir takım haklar verilmiştir. Fakat biz, bize tanınan bu haklardan tam olarak faydalanamıyoruz. Bunu yaşadığım örneklerden çok iyi biliyorum. O gün bir tiyatro bileti almak istedim. Gişe görevlisi bana en arka sıradan yer vererek biletimi kesti. Bu sayede, yapılmakta olan haksızlığı bir kez daha gördüm. Ben özürlüyüm ve özrümü kabul ediyorum. Fakat özürlü olmam benim suçum değil. Kültür Bakanlığı’na sesleniyorum; “Özürlü olmak suç mu? Ayıp mı? Çirkin mi? Niçin bize de herkes gibi ön sıradan yer verilmeyip de arka sıralara itilerek ayırım yapılıyor?’ Biz de insanız, bizim de bir şahsiyetimiz, onurumuz, gururumuz var. Niçin arka sıralara itiliyoruz? Ben de herkes gibi ön sıralara oturarak tiyatromu izlemek istiyorum. Çünkü ben de herkes gibi normal bir Türk vatandaşıyım. Osman Tıbıkoğlu - ANKARA Madem süründürecektiniz, neden ümit verdiniz? Bizler 96-97 yılında Sağlık Meslek Lisesinden mezun olduk. Mezun olduğumuzdan bu yana da kahve köşelerinden kurtulamadık. Madem bizi böyle süründürecektiniz neden bizleri iş konusunda ümitlendirdiniz. Her sene çıkan söylentiler nedeniyle çoğumuz askere bile gitmedik. Bizim arkadaşlarımız askerliklerini yaptı ve çoğu iş-güç sahibi oldu. Artık dayanacak gücümüz kalmadı. Eğer atamalarımızı yapmayacaklarsa, biz de başımızın çaresine bakalım. Çevremizde gülünç durumlara düşüyoruz. Ayrıca bizleri memurluk sınavına tabi tuttular. Bizi neden diğer liselerle aynı kefeye koydular? Yine de bu sınavdan yüksek sayılabilecek puan almamıza rağmen, halen içimizde bir korku var. Çoğu arkadaşımız da kazanamadı. Bu arkadaşların hali ne olacak? Anlayacağınız çok soru var, ama cevap yok. Bakanlığımızın bizi bir an önce bilgilendirmesini talep ediyoruz. Boşta gezen Sağlık Memurları
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT