BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kürt analar

Kürt analar

MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, “Kürtçe Televizyon yayını yapılabilmeli” derken dayandığı en mühim gerekçe Kürt analar. “Bunlara Türkçe öğretemedik. Meselelerimizi anlatamıyoruz. Başkaları ise kendi dilleri ile hitap ederek vatandaşlarımızı aldatıyorlar” demekte.



MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, “Kürtçe Televizyon yayını yapılabilmeli” derken dayandığı en mühim gerekçe Kürt analar. “Bunlara Türkçe öğretemedik. Meselelerimizi anlatamıyoruz. Başkaları ise kendi dilleri ile hitap ederek vatandaşlarımızı aldatıyorlar” demekte. Sayın Atasagun, mesleği gereği neyin nerede, ne şekilde söyleneceğini en iyi bilenlerdendir. Zaten Başbakan Bülent Ecevit’in beyanları da farklı değil. Hatta O, bir adım daha atarak Kürtler veya Kürt analardan özür diliyor, devlet Türkçe öğretemediği için. Burada iki sual kaçınılmaz? Nerede kaldı 12 Eylül zamanında açılan okuma-yazma seferberliği? Hani, bizzat Kenan Evren’in öncülük ettiği ateşli kampanyalarla okur-yazar nisbeti yüzde yüzlere varmıştı? Huylanmamak mümkün değil O haberler asılsız mıydı? Vaziyet onu gösteriyor. Eğer doğru olsaydı o gün okuma-yazma kampanyası başlatarak büyük masraflar yapan devlet, bugün özür dilemek zorunda kalmazdı. İkinci sualse madalyonun öteki yüzü... Bu Kürtçe bilmemenin altında bir hesap olamaz mı? Ya Kürt anaların en azından bir kısmı, Türkçe’yi şuurlu bir şekilde, bilerek ve isteyerek öğrenmedilerse? Herkes suçlanamaz.. Fakat yine de böyle bir ihtimali gözardı etmemek gerek. İsteyen neden Türkçe öğrenmesin? Herhalde bugünkü sonucu almak maksadıyla böyle bir yola gidildi. Veya sayımlarda Türkçe bilindiği halde aksi beyan ediliyor. Bir diğer teferruat da şu: Öyle anlaşılıyor ki devlet, malûm Kürtçü TV ile mücadeleyi bırakmıştır. Eskiden faaliyette olduğu ülkelere ağır baskılar yaparak ruhsatını iptal ettirir o da kendine yeni bir alan bulurdu. Hiç olmazsa elektronik mücadele ile yayınlar bozulurdu. Bugün yayınların ne kadar rahat seyredildiği bizzat bürokrat ve politikacılar tarafından açıklanmakta. Her ne olursa olsun netice kötüdür. Oğlu dağa da çıksa, hapse de düşse, ölse de öldürse de... Türkçe öğrenmemişse de öğretilmemişse de, gerçek gizleniyorsa da sıkıntıyı analar çekiyor. Bir istismardan şüphe ediyoruz. Yoksa ananın Kürdü, Türkü, Kızılderilisi olmaz. Eğer tek başına “analar anlamıyor” mantığı esas alınır da tarihe kayıt düşülürse yarın başkaları da aynı kapıyı zorlarlar. Birileri kalkar Laz analarının, öbürleri Çerkez analarının, daha öbürleri Arap analarının diğerleri Rum veya Ermeni analarının Türkçe bilmedikleri iddiasıyla “biz de televizyon hakkı isteriz!” diyebilirler. Şenkal Atasagun’un konuşması için tahminler yapılıyor. Bazıları mesajın MGK’ya, bazılarıysa MHP’ye olduğunu yazıp söylemekte. Bu belli ki Bülent Ecevit’in MİT aracılığıyla kamuoyu oluşturma taktiğidir. Her iki tarafa da O seslenmekte; daha evvel de İsmail Cem’i konuşturmuştu. Ve yine belli ki telkin dış, yani Avrupa kaynaklıdır. Dışişleri bakanınız Avrupa Parlamentosunda öldürülme tehlikesi geçiriyorsa orada durunuz. Durunuz ve çok iyi düşününüz. Vaziyet çok hassas. Hele bir de MİT Müsteşarının haber verdiği gibi intifada/ayaklanma tehlikesi mevcutsa.... Bu kördüğüm nasıl çözülecek? Devlet böyle zamanlarda belli olur. En münasip yol neyse onu bulup hayata geçirmek. İşte devletin borcu. En dikkate değer olansa “hangi dilde yayın”dan önce “ne” anlatılacağıdır. Kaybedilenler ne ile kazanılacak. Bunu düşününüz bunu araştırınız.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110329
    % 0.91
  • 3.8553
    % -0.22
  • 4.5445
    % -0.12
  • 5.1446
    % 0.02
  • 155.844
    % -0.03
 
 
 
 
 
KAPAT