BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zamlı ekonomi

Zamlı ekonomi

Ekonominin bir bilim olarak okutulduğu bunca üniversitemiz ve bu bilim yuvalarında sayısız ekonomistimiz var! Ama gelin görün ki bir türlü ‘dikiş’ tutmaz bir ekonomimiz oldu...



Ekonominin bir bilim olarak okutulduğu bunca üniversitemiz ve bu bilim yuvalarında sayısız ekonomistimiz var! Ama gelin görün ki bir türlü ‘dikiş’ tutmaz bir ekonomimiz oldu... İki yıldan beri ne ‘IMF’li ne ‘IMF’siz yapamıyoruz. Gizli Maliye Bakanımız Cottarelli bile ekonomimizde hiçbir iyileşme sağlayamadı. ‘Zam’mın sağlıksız ekonomilerin göstergesi olduğuna bakmadan, bunca ‘zam’ma rağmen, hâlâ sağlıklı ekonomiden dem vuranlara rastlanmaktadır. Ekonomik istikrarla ‘zam’#rrı aynı kefeye koyan bir anlayışın enflasyonla mücadelede başarılı olması hayaldir. Hele bu ‘zam’#rrın enerji ile ilgili sektörlere bulaştırılması zor günlerin habercisidir. 2001 yılı, geçen yıllarımızı mumla aratacağa benzemektedir. Başarısı kendinden menkul bir ekonomik yönetim ve uygulamayla karşı karşıyayız. Yönetimi elinde bulunduranların dışında mevcut ekonomik durumdan memnun olan tek bir kişi bile yoktur! Hükümetlerin görevi ‘demeç’ vermek değil, halkın mutluluğunu sağlayacak tedbirler almaktır. İğneden ipliğe yapılan ‘zam’lar ve ilave ‘vergi’lerle vatandaşlar canlarından bezdirilmektedir. Piyasalara kulak verenler ne demek istediğimizi gayet iyi anlarlar. Asgari ücrete bile razı olan binler, yüzbinler, işsiz... Giderek pahalılaşan hayat şartları, insanımızı bezdirmekte, bunalıma itmektedir. Gelecek endişesiyle her gün ölüp dirilen insanlarımıza yazıktır!.. Kimin hangi dilde konuştuğu hiç kimsenin umurunda bile değildir. İnsanlar günü kurtarmak peşindedir... Bütün dünyanın takdir (!) ettiği bu mükemmel ekonominin mimar ve icraatçıları; dünyanın değil bizim vekillerimizdir. Dünyayı memnun etmek yerine; bizi memnun etmeleri gerekmez mi? Faizlerin günlük dalgalanmaları bile bir ‘anormal’lik göstergesidir. Buna rağmen ısrarla sürdürülen yanlış uygulamalar, bir türlü istikrara kavuşamayan ülkemizi kasıp kavurmaktadır. İşinin başında, üretimin peşinde olması gereken işçi ve memurlar aylardır sokakta. Bunca insanı kar, kış, kıyamet demeden sokağa döken nedir? Başımıza yeni yeni gaileler açmayı bir tarafa bırakıp, milli gelirimizi arttırmanın yoluna bakalım. Biz bu seviyeyi aşmadığımız, aşamadığımız sürece; dertler, sıkıntılar, kavgalar bitmeyecektir. ‘Laf’la peynir gemisi yürümüyor. İnsanlar, insanca yaşayabilecek bir gelir düzeyini özlüyor ve istiyor. Bunu sağlayacak olan da hükümettir!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT