BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > MİT neden konuştu?.. ABD’de son durum

MİT neden konuştu?.. ABD’de son durum

MİT karşıtı olmadığım ve bu milli istihbarat teşkilatını devletin zorunlu bir müessesesi telakki ettiğim herhalde bilinir.



MİT karşıtı olmadığım ve bu milli istihbarat teşkilatını devletin zorunlu bir müessesesi telakki ettiğim herhalde bilinir. Ancak Teşkilatın Müsteşarı Şenkal Atasagun’la aniden Washington’a temsilci olarak atanan yardımcısı Mikdat Alpay’ın dört seçme gazetenin, dört seçme temsilcisi ile yaptıkları “nim resmî” sohbeti ve bu sohbette, özellikle Öcalan ve HADEP hakkında söylenenler. Ve TSK’yı da bağlayıcı ifadeleri hiç tasvip etmediğimi, en azından zamansız ve garip bulduğumu hemen söylemeliyim. Bu düşüncelerimi ayrıntıları ile Pazar günü köşemde yazmaya çalışacağım. Sonra, niçin sadece 4 gazetenin temsilcileri çağrılmış!.. Şimdilik özet olarak: “Şeffaflık iyi de bir İstihbarat Örgütü için fazla şeffaflık zararlı oluyor.” Kördüğüm Kanunlara ve Anayasaya göre Cumhuriyetçi George W. Bush, Florida eyaletinin 270 elektör oyunu kazandığı ve bu netice de kanunların gerektirdiği vechile, Eyalet Sekreteri Catherine HARRİS tarafından resmen tescil edildiğine göre, Başkanlığı “resmen ve kanunen” George W. Bush kazanmış durumda. Ama “hukuken” durum başka: Al Gore ve tarafı Florida’da bütün oyların sayılmadığı ve sayılsa idi kazanacakları iddiası -daha doğrusu bahanesi ile çeşitli yerel mahkemelerde ve Florida Yüksek Mahkemesinde dava açmışlar ve oyların kimbilir, kaçıncı defa yeniden sayılmasını istiyorlar. Bu, bir bakıma “hukuk savaşı” fakat aslında “avukatlar savaşı” bitmiş değil. Sonra da Bush’un Washington’daki Yüksek Mahkemede elle sayımların durdurulması için (daha Florida Eyalet Sekreteri kesin neticeyi tescil ve ilan etmeden açtığı) yarın görülecek dava var! Bu Mahkeme davanın içeriğini ele almaya karar verecek mi? O bahsi diğer. Bunalım Amerikan borsalarını ve piyasalarını, ters yönde etkilemekte ve bunun artçı şokları bir süre devam edecek. Al Gore’un inadı Nihayet Al Gore’un mızıkçılığı ve mahkemelerdeki kısır tartışmalar kamuoyunda gına getirdi. Bazı Demokratlar bile Al Gore’dan yenilgiyi kabul edip çekilmesini istiyorlar. Zira uzun vadede bu tutumu Demokratlara ve Demokrat Kongre üyelerine zarar verecek. İşler o kadar karıştı, içinden çıkılmaz hale geldi ki, eski Yunan piyeslerinde, yazarın kendi bile karışık olayların içinden çıkamayınca, sahnenin ortasına DEUS EX MACHINA tabir edilen temsili bir “İlahi bir makina” getirir; olaylar birden çözülüverirdi. Bence de neticede, Amerika 20 Ocak’tan sonra Başkansız kalamayacağına göre ve bir “İlahi makina” da mümkün olmadığına göre, bu kilitlenmeyi, ya Florida Eyalet Meclisi, ya Federal Yüksek Mahkeme, ya da en sonunda Washington’daki Kongre, Büyük İskender’in Gordiyon’daki kördüğümünü bir kılıç darbesi ile kestiği gibi, çözecek. Anayasanın ruh ve lafzına, dolayısıyla kuvvetlerin ayrılığı ilkesine bağlı olanlar, kilitlenmeyi mahkemelerin, Florida’daki veya Washington’daki Yüksek Mahkemelerinin çözmesine hatta davaları ele almalarına bile karşılar. “Bu, Başkanın yargı tarafından seçilmesi anlamına gelir ve Anayasaya aykırıdır!” diyorlar.” Washington’daki 9 Yüksek Yargıcın da 1 Aralık’ta Bush’un müracaatını dinledikten sonra, aynı yolda karar vermesi çok muhtemel. Ama, gene de bu mahkeme Amerikan sistemindeki en yüksek otorite! Hatta başkanın yetkilerini de aşan yetkileri var. Bunun için de “Böylesine, Amerika’nın geleceğini tayin edecek Federal bir konuyu ele alması ve düğümü kesmesi, yeni Başkanın seçimini Kongredeki politikacılara bırakmaması gerektiğini” iddia edenler de var. Ancak burada da bir pürüz var: 9 yargıçtan yedisi Cumhuriyetçi Başkanlar tarafından göreve atanmış ve dolayısıyla muhafazakâr eğilimli kişiler. Ama şimdiye kadarki kararlarında bu kimliklerinden sıyrılmayı ve objektif kararlar vermeyi başarmışlar. Bu konuda da aynı ölçülerle hareket edeceklerinden pek şüphe edilmiyor. Kimin Başkan olacağı Yüksek Mahkemenin geleceği ve terkibi ile de yakından ilgili. Emekli olan Yargıçların yerine yenilerini yeni Başkan tayin edecek ve bu da Yüksek Mahkemenin gelecekteki “şeklini” belirleyecek. İntikal dönemi Amerikan sisteminin, bizim için de örnek teşkil edecek bir tarafı var. Eski yönetimden yeni yönetime intikal dönemi Anayasaya göre, 3 ay kadar sürüyor. Kasım’ın başında yapılan seçimden sonra yeni Başkan ve yönetimi ancak 20 Ocak’ta göreve başlıyorlar. Yeni başkan arada geçen üç ay zarfında, “Transition Team” denilen özel intikal takımı ile yönetiminin başlıca Bakanların, Büyükelçilerini, Yüksek Memurlarını hatta orta dereceli memurlarını, soruşturmalardan araştırmalardan ve FBI kontrolünden geçirdikten sonra tayin ediyor.. Mevcut eski idarenin, Genel Hizmetler İdaresi, bu takımın çalışması için gereken büro mahallerini ve sekreterya vs. masraflarını federal bütçeden karşılamakla yükümlü. Bush kolları sıvadı Bir de bizdeki durumu -genel seçimlerden hemen ertesi gün iktidar el değiştirince Bakanların apar topar görevi eskilerden güya teslim almalarını ve bürokraside yaşanan “can pazarını”, kararsızlığı ve kargaşayı düşünün! Ancak bu sefer kilitlenme yüzünden bu mekanizma aradan yirmi küsur gün geçtiği halde henüz işleyemedi. Gerçi Florida eyaleti Bush’un kazandığını tescil etti ve Bush da resmen “seçilmiş” Başkan, ama gene de fiilen veya hukuken Başkan değil. Clinton yönetimi de bunun için, onun görevlendirdiği intikal takımına çalışma büroları ve tahsisat vermiyor. Buna karşılık Bush ve yardımcısı Cheney, kendilerinde bu hakkı gördükleri için, inisiyatifi ele aldılar. İntikal takımını kurdular hatta kilit kişileri tayin etmeye başladılar. Gerekli tahsisatı da kişilerden (holdinglerden değil) gelecek tecrübelerle karşılayacaklar. Bu aslında, emsali görülmemiş cesur, bazılarına göre de “küstahça” bir hareket, ama zorunlu. Çünkü kilitlenme sürer de 20 Ocak’a çok az kala Bush’un (veya uzak bir ihtimalle Al Gore’un) Başkanlığı kesinleşirse yeni Başkan hazırlıksız ve kadrosu yerleşmemiş olarak yakalanabilir. GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Politikaya katılmamanın bedeli, neticede sizden daha aşağıdaki kişiler tarafından yönetilmektir.” EFLATUN (Platon)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT