BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Üç günlük bir şey işte

Üç günlük bir şey işte

Avrupa Birliği’nin ısıtıp yeniden önümüze koyduğu bayat Ermeni problemi hem görüntüsü itibariyle hem de taşıdığı art niyet sebebiyle sıkıntı verici.



Avrupa Birliği’nin ısıtıp yeniden önümüze koyduğu bayat Ermeni problemi hem görüntüsü itibariyle hem de taşıdığı art niyet sebebiyle sıkıntı verici. Türkiye’nin geneline yayılmış bir biçimde yaşayan gayri müslim vatandaşlar var. Bu da çok normal. Çünkü dünyanın genelinde sayısız din ve inanca ya da inançsızlığa mensup, her dilden ve ırktan milyarlarca insan yaşıyor. Hangi inançta olunursa olunsun, bir başkasını, inancı sebebiyle sınıflandırmak ve yargılamak kimsenin haddi değildir. İnanmanın mantığı olmaz. İnanç dediğimiz kavram, insanın gözüyle göremediğine iman etmesidir. Zaten gözüyle görmediği halde inanabildiği için kıymetlidir. Dolayısı ile kimsenin bir başkasına bulaşmasına gerek yok. Herkes kendi gönlünün meylettiğine inanır, olur biter. Meseleye bu elastikiyet ve hoşgörü içinde bakıldığında, meydana gelen bütün kavgaların anlamsızlığı daha net ortaya çıkıyor. Tarihi açıdan, sözü edilen soykırımın detaylarını bilemem. Buna cevap verecek olan tarihçilerdir. Ama bugünü çok büyük bir iddia ile yanıtlayabilirim. Yeşilköy, Müslüman olmayan birçok insanın ikamet ettiği bir semttir. Burada sayısız kilise ve ayazma var. Bütün vatandaşlar kendi dinleri neyi gerektiriyorsa onu yapar. Bu, son derecede alışılmış ve olağan bir durumdur. Mesela bizim apartmandakilerin yaklaşık yarısı Ermenidir. Hiçbir sorunumuz olmadığı gibi aksine çok özenilecek bir komşuluk sergilediğimizi biliyorum. Ben onlardan memnunum onlar da benden. Hatta bizim dini günlerimizde büyük bir incelik gösterip helva yaparlar, aşure pişirirler ve getirip ikram ederler. Biliyorsunuz Ermeni yemekleri meşhurdur, hanımları mutfakta pek maharetli olurlar. Bu arada küçük bir sır vereyim. Bütün mesele soğanda. Ermeniler yemeklere bizden daha fazla soğan koyuyorlar ve lezzeti yakalıyorlar, aklınızda bulunsun. Uzun lafın kısası, tamamen siyasi hırslara dayanan konuları dert diye önümüze getirenler, akılları sıra bizimle dalga geçiyorlar. Yok aslında böyle sorunlarımız bizim. Ama konuyla bağlantılı başka türlü sorunlarımız var. Mesela İtalyan Kapusyan Kilisesi’ne ait birtakım binalar son günlerde Yeşilköy halkını rahatsız ediyor. Daha doğrusu binalar değil, Kilise’nin bu binaları yıkmak için gösterdiği çaba sıkıntı veriyor. Çamözü Sokak denen bir yer var burada. Yeşilköy’de balık ya da yemek yemek isteyenlerin uğramak zorunda sayılabilecekleri çok hoş bir sokak. Aşağı yukarı meşhur balık lokantalarının tümü burada. Tam sokağın başında ve köşede ise tarihi bir bakkal yer alıyor. Tarihi, çünkü içindeki kiracı, kontratı yaptığında, takvimin yaprağı 1948’i gösteriyormuş. Yani benim annem doğmadan önce Arif Amca oraya o bakkal dükkanını açmış. Aradan geçen yıllarda Arif Amca bayrağı oğluna yani bizim Ali Abi’ye devretmiş. Orası, herkesin bildiği adeta bir buluşma noktası haline gelmiş. Semtin yerlileri arasında bu insanları tanımayan yoktur. Bina, başta da bahsettiğim gibi İtalyan Kapusyan Kilisesi’ne ait. İçindeki kiracılar çok eski olduğu için yasal kira artışlarını her yıl yapmış olmalarına rağmen ödedikleri miktar cüzi kalmış. Bu durum Kilise yönetimini rahatsız etmiş olmalı ki bundan iki yıl önce tahliye davası açmışlar bizimkilere. Malum, ülkemizde bu tip davaların sonuçlanması uzun zaman alıyor. İki tarafın avukatları duruşmalara girip işi takip ederken Marmara depremi olmuş. Depremden en fazla etkilenen semtlerden birisi olan Yeşilköy’de hasarlı bina sayısı çok olmasına rağmen Kilise’ye ait binalarda herhangi bir çatlak bile oluşmamış. Fakat bu olayı fırsat bilen Kilise yönetimi hemen harekete geçmiş. Birtakım uzmanlar getirip binaların yıkılma riski taşıdığına işaret eden raporlar hazırlatmışlar. Devam etmekte olan tahliye davası süredursun, depremi değerlendiren karşı taraf binaların boşaltılması yönünde kararı çıkarttırmışlar bile. Hem de belediye 1948’den beri oradan ekmek parasını kazanan aileye üç gün müddet vermiş. Üç gün! Onca yıldan sonra üç gün içinde kapının önüne konulmak hiç de hoş değil elbette. İşin ilgi çekici tarafı, Kilise’nin daha önce yıktığı bir binanın yerine -ki Yeşilköy’ün en değerli bölümüdür- apartman inşaatına başlamış olması. Bütün bunlar dini çekişme falan değil. Bunlar bildiğiniz rant ve kazanç meseleleri. Bakalım insanoğlunun acımasızlığı hangi boyutlara kadar varacak? LEVHA Dostu olmayanın düşmanı da olmaz. SÖZÜN ÖZÜ Dünyada her şey yıkılsa bile gelecek ayakta durur.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT