BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ülkemizin kaçınılmaz ücret sorunu

Ülkemizin kaçınılmaz ücret sorunu

Ülkemizdeki birçok sorunlar bütün toplumu derinden yaralamakta, bunlara çare bulunmaması durumunda da iktidarlar suçlanmaktadır. Gayet tabii, hükümetlerin görevi, ülkesinin sorunlarını çözmektir.



Ülkemizdeki birçok sorunlar bütün toplumu derinden yaralamakta, bunlara çare bulunmaması durumunda da iktidarlar suçlanmaktadır. Gayet tabii, hükümetlerin görevi, ülkesinin sorunlarını çözmektir. Fakat, memleketimizin öyle kökleşmiş sorunları var ki bunların temelinde ekonomik açıdan yeteri derecede gelişmemişlik yatmaktadır. Dolayısiyle sorunların zirvesinde kalkınma ihtiyacımız bulunmaktadır. Başka bir deyimle, yeterli derecede gelişmemiş olmak sorunların esas sebebidir. Bu itibarla mevcut sorunlar hissedildiğinden beri uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen çözülememiş ve bu da toplumsal bir yara halini almıştır. Nitekim, şu anda işçiler ayakta, hekimler ayakta, öğretmenler ve daha doğrusu bütün kamu çalışanları ayaktadırlar. Biz bugün toplumumuzun önemli bir bölümünü teşkil eden işçi kesiminin başsorununu teşkil eden ücret sistemi ile ilgili olarak 11 yıl önce 26.6.1989’da Tercüman’da çıkan bir yazımızı aynen sunuyoruz. Bundan maksadımız ücret sistemimizi rakamla belirtmek ve ayrıca işverenlerin sıkıntılarını da dile getirmektir. “Bilindiği gibi çalışanlar, açısından önemli olan, doğrudan ve dolaylı olarak ceplerine giren paradır. İşverenler açısından da ‘kasadan çıkandır.’ Bugün işçinin brüt ücretinden %14 sigorta, %3 zorunlu tasarruf kesintisi, %4 damga resmi ve ortalama %25 gelir vergisi kesilmektedir. Başka bir deyimle işçi, brüt ücretinden bu kesintiler çıktıktan sonraki meblağı almaktadır. Fakat, işverenin kasasından, brüt ücrete ilave olarak %19.5-27 arasında değişen sigorta primi %4.5’lik zorunlu tasarruf kesintisi ve ayrıca konut edindirme yardımı da çıkmaktadır. Sistemi misalle izah etmek için raporda aynen şunlar yazılıdır: İşgücü maliyeti brüt ücret ve net ücret arasındaki makas, yapılan kesinti ve işveren katkıları arttıkça büyümektedir. Bu duruma anlaşılabilir ve kolay bir örnek vermek gerekirse, günümüz, ücret düzeylerine uymamasına rağmen, yüzbin (100.000.) TL bordro ücreti alan bir işçi; devlete sigorta primi, tasarruf primi, damga vergisi ve gelir vergisi olarak yaklaşık 34.000 TL. ödemekte, eline 66.000 TL. geçmektedir. Bu durumu telafi etmek yine işverene düşmekte, işveren işçiye ödediği 100.000.TL’ye ek olarak, ortalama 86.000.TL.’yi diğer yan ödemeler adı altında işçiye, 28.000.TL’yi de işveren hissesi olarak devlete vererek, toplam 214.000.TL. ödemiş olmaktadır. (Yan ödemeler üzerine yapılan kesintiler dikkate alınmamıştır.) Başka bir ifadeyle Türkiye’de işçinin bordro ile eline çıplak ücret olarak bir TL.’yi geçmesi için işverenin üç TL. ödemesi gerekmektedir. Bütün bunlar gösteriyor ki, çalışanın eline net geçen para ile işverenin cebinden çıkan arasında oldukça yüksek fark vardır. Bizce bu fark, işvereni kanunlara aykırı çeşitli hareketlere mecbur etmekten tutun üretim alanındaki faaliyetlerin yeterince gelişmemesine kadar uzanan çok çeşitli olumsuz sonuçlara sebep olmaktadır. Bu da şüphesiz nihai olarak kamu gelirlerini menfi yönde etkilemektedir. Dolayısiyle ücret sistemimizin bu durumda tutarlılık açısından gözden geçirilmesi gerekmektedir. Konunun hükümetçe ele alınarak iktisadi ve sosyal yönden mevcut sistemdeki aksaklıkları düzeltmek için gerekenleri yapmasında ülkemiz açısından büyük yarar görmekteyiz.” 11 senelik aradan sonra ücret sisteminin yine bugün 200 milyon lira net alan ücretlinin işverene maliyeti yan ödemeler hariç 341.178.937 TL.’dir. Başka bir ifade ise 11 yıl önceki 1 TL için işverenin ödediği 3 TL.’ye karşılık bugün 2 TL. için en az 4 TL.’dir. İşte ücret sistemimizdeki kaçınılmaz kaplumbağa süratli gelişme. Fakat bu ekonomik bünyemizin arzu edilmeyen mecburi bir sonucu...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT