BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Devletçilik geri mi geliyor?

Devletçilik geri mi geliyor?

Sayın Ecevit, Türkiye’yi dünya ekonomisi ile entegre edecek kararları aldığında hepimiz onu övmüştük. Yetmiş yaşındaki devrimci, küreselleşmenin icabı olan yapısal reformları iktisadî sistemimizden başlayarak uygulamaya sokmaktaydı.



Sayın Ecevit, Türkiye’yi dünya ekonomisi ile entegre edecek kararları aldığında hepimiz onu övmüştük. Yetmiş yaşındaki devrimci, küreselleşmenin icabı olan yapısal reformları iktisadî sistemimizden başlayarak uygulamaya sokmaktaydı. Çağdışı kalmış sağ/sol doktrinlerini aşmış, ondan beklenen sağduyuyu göstermiş ve Türkiye’yi küresel bir güç yapacak liberalleşmenin önünü açmıştı. Oysa ki, bugün adetâ rövanşı almak için yeraltından devletçiliğin yükseldiğini mi görmekteyiz? Bazı bankalar, dün de vardı. O gün de bu tatsızlıklar içinde değil miydiler? Niye, daha baştan engellenemediler? Ben de hortumlayanların üzerine gidilmesinden yanayım. Ama, burada iki şeye dikkat etmek lâzım. Birincisi, bu ayrık otları genel gidişe zarar vermeden ayıklanmalı. Başka bir deyişle, servet düşmanlığı yapılmamalı. Yapılıyor mu? Sinyaller var. Türkiye’de her zengin olan, haramla yapmıyor bunu. Getirilen vergiler, namuslu insanları daha zorda bırakacak cinsten. Her ne kadar tüketimden alınsa da, bu tür, adı değiştirilmiş de olsa, servet vergisi/varlık vergisi gibi uygulamalar, çalışmanın şevkini kırar; yatırımcıyı bezdirir. İç kaynak azlığı nedeniyle, ekonomik canlılık için medet umulan yabancı sermaye bu ortamda Türkiye’ye gelir mi, gelmez mi, düşünmek lâzımdır. Yapılanlar, adetâ eski CHP zihniyetini, hem de İnönü’nün II. Dünya Savaşı sırasındaki aşırı vergilendirme siyasetini çağrıştıyor mu? Zaten, Ecevit de bu hâli görmüş ve programımızda bir sapma yok, demek ihtiyacını hissetmiştir. Ne var ki, söylemle değirmen dönmez. İkinci vurgulayacağım nokta şu: Eğer liberalseniz, o zaman -bu sözlerimden Besim Tibuk hoşlanacak- bırakın hortumcular batsın. Depremzede imiş gibi, onları kurtarmaya ne gerek var? Üstelik, halkın sırtına binen vergilerle!.. Şu Türkiye’de kamu nimetlerinin özelleştirilmesi ve özel sektörün kayıplarının kamulaştırılması (kamu tarafından tazmin edilmesinden) ne zaman vazgeçeceğiz? Küreselleşmenin “insanî” boyutu olmalı, diyoruz. Ama, bu farklı bir şey. Patronaj sisteminin illetlerini halka ödetmek yerine sosyal piyasa ekonomisine geçmek lâzımdır. Ücretliye, maaşlıya, imkân sunmadan, kamuyu kurtarmak için onlara yüklenmek ancak karakuşî bir devlet kapitalizminde söz konusu olabilir. Öte yandan, devletçilik, sadece iktisadî boyutuyla değil, siyasî ve kültürel veçheleriyle de kamuoyuna sızmaya başladı. Başlattırıldı. AB karşıtlığı, bize karışmasınlar, biz sömürge miyiz, söylemleri tatsız bir devlet patriotizmi ile resmî dokuda hareketlendi. Sağda ve soldaki liberalleri adetâ suskunluğa gark edecek tuhaf günler yaşıyoruz.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT