BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çok yüzlülük

Çok yüzlülük

Başlangıçlar aslında sonların üzerine kuruludur. Yani daha klasik bir anlatımla her son aslında yeni bir başlangıca yer hazırlar. Başlangıçlar sevinç doludur. Heyecanlıdır. İnsanın yüreği titrer. İçi cıvıldar.



Başlangıçlar aslında sonların üzerine kuruludur. Yani daha klasik bir anlatımla her son aslında yeni bir başlangıca yer hazırlar. Başlangıçlar sevinç doludur. Heyecanlıdır. İnsanın yüreği titrer. İçi cıvıldar. “Bu sefer” der kendi kendine, “bu sefer her şey yolunda gidecek ve ben de diğer insanların normal seviyesinde bir çizgi tutturacağım.” Halbuki insanoğlu gittiği her yere kendisini de götürür. Yani kişiler değişse de sonuçların değişmesi ihtimali azdır. Bilinen en eski uygarlık olan Sümerlerden beri nesilden nesile geçen genetik özellikleri taşırız. Bunlara bir de karakteristik renklerimizi ilave ettiğimizde ortaya “ben” dediğimiz kişilik çıkar. Ve kişilik eğer oturmuşsa onun etkilendiği konular karşısına çıktığında hep aynı tepkileri gösterir. Yani bir kadın kendisine kötü davranılmasını hazmedemiyorsa zaman ve yer değişse de, muhatapları farklı kişiler olsa da hazmedemeyecektir. İki ihtimal söz konusudur. Ya kadın kişiliğinden ve onu o yapan bütün özelliklerinden vazgeçmek durumunda kalacaktır ya da muhatabıyla yollarını ayıracaktır. Üçüncü bir yol henüz keşfedilmiş değil. Bütün bunlar zor, yıpratıcı ve bıktırıcı insan ilişkilerini örer. Ne yazık ki insanlar artık vefa dendiğinde sanki Sanskritçe bir şey söylenmiş gibi bakıyorlar. Kelimeden haberleri olmadığı gibi anlamından da haberleri yok. Birileriyle bir araya geliyorsunuz. Adına tesadüf dediğimiz olay sıralaması sonucunda ortaya birtakım tanışıklıklar çıkıyor. O kişilere emek sarfediyorsunuz. Zamanınızı veriyorsunuz. Onları severek kalbinizde yer açıyorsunuz. Sonra bir gün sizinle işleri bitiyor. Kullanacakları kadar kullanmış oluyorlar. Daha fazla sizinle kalmaya gerek görmüyorlar. Ve eskisi kadar iyi davranmamaya başlıyorlar. Kendinizi kötü hissediyorsunuz. Tamir etmeye çalıştıkça durum daha vahim oluyor. Çünkü karşı taraf, tavrını gayet bilinçli olarak ortaya koyuyor. Onun istediği zaten sizi üzmek ve yıkmak. En ufak bir zayıflık gösterdiğiniz anda ise son darbeyi vuruyor ve hıncını alarak çekip gidiyor. O saatten sonra onunla birlikte hayatınıza girmiş ve size selam vermiş olan insanların hepsi bir anda yabancı oluveriyorlar. Sanki hiç birlikte yemek yenmemiş gibi sanki hiç dertleşilmemiş, özel anlar paylaşılmamış gibi... Buna vefasızlık diyebilirsiniz ama benim içimden daha çok ikiyüzlülük benzetmesi geliyor. Çünkü normalde, bir insanı sevmediyseniz başından sonuna kadar o yönde davranırsınız. Yok, eğer sevdiyseniz o vakit, sizin dışınızdaki ilişkiler bitse bile siz değişmezsiniz. Tabii bu normali. Ama memleketimizde normal denen her neyse ona pek rastlanmıyor artık. İnsanların adından anlam çıkarttıkları tek konu para. Onlara para verirseniz iyisiniz, vermezseniz kötü. Belki çok kestirme bir ifade biçimi oldu ama işin doğrusu bu. Para dediğimiz nesne o kadar etkili ki inanmak zor geliyor. Kocaman yaşlarına rağmen insanlar ona yenilebiliyorlar, haklıyı haksıza yedirebiliyorlar. Bugün benim canım çok sıkkın. Çünkü bütün bu bilgilerimi tekrar sınadım ve kimbilir kaçıncı defa aynı sonuca vardım. Seviyorum dediğim, emek verdiğim birçok insanı aynı anda geçmişe gömmek zorunda kaldım. Sadece muhatabımı değil, onun, beni çok sevdiklerini sandığım yakınlarını da daha net anlamak zorunda bırakıldım. Suçu başkalarında aramıyorum. Tek suçlu benim. Hâlâ insanlara ve masum duygulara inandığım için. Hâlâ sosyal statü özellikleri aramak yerine gözbebeklerinde parlayacak bir ışığa kapıldığım için. Hâlâ sevebildiğim, hâlâ üzülebildiğim için. Tek suçlu benim. Sözün Özü Kan dökenin kanı temiz olmaz. LEVHA Tatlı şeyler, sonu iyi biten acılardır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT