BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tek damla kan bin endişe

Tek damla kan bin endişe

Sadi’ye sormuşlar: - İnsan nedir? Cevabı şu: - Yek katre-i hûn est ve hezâr endişe... Yani, tek damla kan ve bin endişe...



Sadi’ye sormuşlar: - İnsan nedir? Cevabı şu: - Yek katre-i hûn est ve hezâr endişe... Yani, tek damla kan ve bin endişe... .... Üç ay müddetle tek saniye uyumayan insan ve sonunda verdiği hüküm: “-Gördüm ki akılla hiçbirşey olmaz.” Aklını gere gere koparacak hâle getirmiş, ama yine de işin içinden çıkamamış. *** Abdülhak Hamid’e sormuşlar: - Size (şair-i azam) diye tenekeden bir levha takmışlar, çın çın öter. Siz de buna hesapsız, muhasebesiz tahammül edersiniz. Bu memleket çilesizlerin diyarı... Söyleyin, hayatınızda hiç nefs muhasebesi geçirdiniz mi? Şair-i azamın cevabı: - Çocukluğumda, delikanlılığımda Rize’deydim. Sorduğunuz hâli geçirdim. Rize’nin dağlarına çıktım, şehre inemez hâle geldim. Sonra baktım ki, hâlledemeyeceğim bu dâvâyı.. Kalabalık nereden gidiyorsa oradan gideyim dedim ve şehre indim. *** Bir gün bir İngiliz, Arabistan’da bir yerde bir dilenci görüyor. Başında yüzlerce sinek uçan, yaralar, bereler içinde bir dilenci.. Gidiyor yanına bir para çıkarıyor, diyor ki: - Ben sana bu parayı versem Allah beni affeder mi, etmez mi? Dilenci diyor ki: “- Sen bana o parayı verirsen, ben sana dua ederim, gerisini Allah bilir, dilerse affeder, dilerse etmez.” Adam diyor ki: - Dilencisi bile böyle düşünen bir din haktır. Ve müslüman oluyor. *** Yavuz Sultan Selim’e can çekişme halinde iken, yakınlarından biri der ki: - Artık Cenâb-ı Allah ile olmanın zamanı geldi. Kıpırdayamayacak kadar komaya yakın bir hali olan Yavuz Sultan Selim, zorla kalkar, mırıldanır: - Sen bizi başka ne ile meşgul gördün, ta doğduğumuz günden bugüne kadar... *** Napolyon’un Marsan isimli bir uşağı varmış. Harp meydanlarında, çadırında, her yerde ayağının ucunda yatıyormuş. Ona güveniyormuş imparator. Nitekim Sent Helen’de onu takip etmiş ve çıldırarak ölmüş. Bu adam, bu hadde kadar Napolyon’un hizmetçisi, sâdığı ama, Napolyon’dan bir bakır madalya bile alamamış. Tek emeli, bir teneke madalya olsun, manevî bir mükâfat görmek. Söyleyemiyor tabiî... Bir gün Napolyon bir merasime gidecek. Giydirirken imparatora boynunu büküyor. Söylüyor, uşak diyor ki: - Ben bir bakır madalyaya bile lâyık değil miyim? Cevap: - Hayır. Ben sana bakır madalya bile veremem. Çünkü nişanları Fransa’ya hizmet edenlere veriyorum, sen ise benim şahsıma hizmet ediyorsun. Bir de dönüp bizim dünyamıza bakın. Türkiye’ye mi hizmet eden kazanır, yoksa şahıslara mı? İftiharla her dönemin adamı olarak takdim edilen bazı aşağılık mahlûklar, bir koltuk uğruna, “herşeyini” feda ederler. Yapmadık dalkavukluk bırakmazlar. Görevden alınacağı haberlerine bozulan bir banka genel müdürüne, Napolyon hikâyesini okutmak ve hatırlatmak lâzım. Ne demiş atalarımız: “Korkunun ecele faydası yoktur.” Bir atasözü daha var: “Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmaz.” *** Nasreddin Hoca, camide cemaate soruyor: - Ey cemaat ben size birşey söyleyeceğim bunu biliyor musunuz? - Yok... diyorlar, bilmiyoruz.. - Öyleyse ne lüzum var, bilmediğiniz şeyi size söylemeye... Burası pek hoşa gitmez.. anlaşılmaz da.. İkinci ve üçüncüsü bir tekerlemedir, anlaşılır. İkinci defa aynı suale: - Biliyoruz, diyorlar. - Yarımız biliyor, yarımız bilmiyor. Ve karşılık: - Bilenler, bilmeyenlere öğretsin. *** Korkunç bir hastalık varmış. Bu hastalığa yakalanan insan dış tesirlere karşı hiçbir elem duymaz oluyor, her türlü uyarı imkânının dışına çıkıyormuş. Hadise bir İngiliz Lordunda şöyle tezahür etmiş: Ayağını şöminenin ateşine doğru uzatıp dalgın dalgın gazetesini okuyan İngiliz, bir de bakmış ki, ayağını dizlerine kadar alevler sardığı halde hiçbir şeyden haberi yok.. Korkunç bir his iptali...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110589
    % 1.15
  • 3.834
    % -0.77
  • 4.5217
    % -0.62
  • 5.1257
    % -0.35
  • 155.245
    % -0.42
 
 
 
 
 
KAPAT