BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye merkezli ekonomik deprem

Türkiye merkezli ekonomik deprem

Bölgesel dengeleri sarsmaya başlayan Türkiye’deki ekonomik depremin hasarlarını en aza indirebilmek için sadece Ankara değil, Washington da kolları sıvadı.



Bölgesel dengeleri sarsmaya başlayan Türkiye’deki ekonomik depremin hasarlarını en aza indirebilmek için sadece Ankara değil, Washington da kolları sıvadı. Bill Clinton giderayak Türkiye’ye yine büyük bir iyilik yaptı ve IMF ve Dünya Bankası’nın dolaylı da olsa desteğini sağladı. Bu doğrultuda IMF Başkan Yardımcısı Stanley Fisher, Pazar günü bize hak ettiğimizin üstünde övgüler yağdırdı. Çarşamba günü de Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Johannes Linn, İstanbul’a gelerek Türkiye’nin 21. yüzyılda bölgenin en güçlü devletlerinden biri olacağını açıklayarak güven ortamı sağlamaya çalıştı. Böylece Amerikalılar finansal piyasalarda zor da olsa Türkiye lehine bir tutum takınmaya özen gösterirken, Avrupalılar ise depremin kısa bir süre sonra kendilerini de etkileyeceğini hesaplamadan Türkiye’nin başına gelenleri izlemeyi tercih ettiler. Dünya Bankası raporu Piyasalardaki çöküntüyü durdurmanın en etkin yollarından birinin Dünya Bankası yetkililerini Türkiye’ye davet etmekten geçtiğini anlayan ekonomi bürokratlarımız, Mr. Johannes Linn’i İstanbul’a getirterek, izledikleri politikanın alternatifsiz olduğunu vurgulamaya çalışmışlardır. Bu doğrultuda Hazine Müsteşarlığı, Türkiye Bankalar Birliği, 29 Kasım Çarşamba günü ortaklaşa bir toplantı düzenleyerek, Dünya Bankası’nın hazırladığı “Türkiye’de İstikrarlı Büyüme İçin Yapısal Reform” başlıklı raporu tartışmaya açmıştır. Bu toplantıda üst düzey yetkililerin yanı sıra çeşitli kesimleri temsil eden uzmanların oluşturduğu bir panel de konuyu farklı yönlerden ele alarak yararlı önerilerde bulundu. Sözü edilen rapora göre, Türkiye çeşitli konularda üstlendiği sorumlulukları yerine getirirse, uluslararası finansal kuruluşlar da Türkiye’yi destekleyecekler ve dış sermayenin ülkeye yeniden girmesine yardımcı olacaklardır. Talep edilen çalışmaların başında Sosyal Güvenlik ve Tarım Reformları gelmektedir. Dünya Bankası’na göre, SSK’da uygulanan ve olumlu sonuçlar alınan girişimler, en kısa zamanda Bağ-Kur ve Emekli Sandığı bünyesinde de gerçekleştirilmelidir. Rapor ayrıca, sağlık ve emeklilik programlarının farklı bir biçimde değerlendirilmesi gerektiğini, Sosyal Güvenlik alanında da özel teşebbüsün daha aktif rol oynamasının zorunlu bir hale geldiğini vurgulamaktadır. Bütün bunlara ilaveten Dünya Bankası, Türkiye’nin 50 yıldır uyguladığı tarımsal destekleme ve sübvansiyon politikasına son vermesini böylece, kırsal kesimlerde prodüktivitenin ön plana çıkmasını şart koşmaktadır. Yapılan hesaplara göre, sözü edilen politikanın yürürlüğe konması halinde, geçen yıl 5 milyar doları aşan tarımsal destekleme giderleri, 2002’de 400 milyon dolara düşecektir. Toplantıda Sosyal Güvenlik ve Tarım Bakanlığı’nı temsil eden yetkililerin bulunmaması onların görüşlerine yer verilmemesi ise doğrusu büyük bir eksiklikti. Krizin bölgesel etkileri Reformların gerçekleştirilebilmesi, banka ve finans sektörlerinde yeni depremlere fırsat verilmemesi için dış mali desteklere acil ihtiyaç olduğu yetkililerimiz tarafından ısrarla dile getirilmektedir. Bu yönde hükümetin talebini de göz önüne alan Dünya Bankası yetkilileri, 400 milyon dolarlık mali sektör kredisinin birinci dilimini, IMF de yapısal reformlar için söz verdiği 600 milyon dolarlık paketleri 2001’e girmeden Ankara’ya göndereceklerdir. Ortaya çıkan büyük hasarın bölgeye yayılmaya başlaması şimdiden Macaristan’ı, Polonya’yı, Rusya’yı hatta Almanya’yı etkilemeye başlaması karşısında Dünya Bankası, daha esnek davranarak Türkiye’ye özgü 5 milyar dolardan az olmayan yeni bir paketi devreye sokmak istemektedir. Bu konuda uluslararası finansal kuruluşlardan karar çıkartmanın uzun süre alabileceği gerçeğini göz önüne almalı, fazla hayalperest olmamalıyız. Sorunların çözmünde en önemli görevlerin bize düştüğünü kabul etmeliyiz. Krizden kurtulabilmek için dış yardımları beklemeden tasarrufçuya güven ortamı sağlayacak banka birleşmelerine önem vermeli, özelleştirmeleri hızlandırmalı ve finans kesimini sağlam temellere oturtmalıyız. Tecrübeler bize taşıma su ile değirmeni uzun süre döndüremeyeceğimizi kanıtlamıştır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT