BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Diyalog

Diyalog

Ses benzerliği dışındaki yakınlıkları, ancak kişilerin iç dünyalarına göre belirlenebilecek bu üç kelimenin, ilk ikisindeki yakınlığı anlamak pek zor değil.



Gurbet, hasret ve esaret Ses benzerliği dışındaki yakınlıkları, ancak kişilerin iç dünyalarına göre belirlenebilecek bu üç kelimenin, ilk ikisindeki yakınlığı anlamak pek zor değil. Ancak, esaretin bu ikisinin yanındaki yeri, kişilerin içinde bulundukları dünya ile çok yakından bağlantılı. Yani izafi bir kavramdır. Gurbet dedim. Çünkü, iki sevdiğimden ayrıyım, ailem ve öğrencilerim. Hasret dedim. Çünkü iki sevgiliye de hasretim. Esaret dedim. Çünkü, hürriyete aşığım. Bu kelimeyi anlamak, hürriyeti ciğerlerinde bir temiz hava gibi hissetmedikçe mümkün değildir. Bu, balığın sudan çıktığında suyun kıymetini anlamasına benzer. Ne güzel söylemiş şair "Ne efsunkâr imişsin ah ey didar-ı hürriyet". Hürriyet, üzerine kitaplar yazılacak kelime. Ama şunu bilsek yeter. O esrarlıdır, o güzeldir, onun yüzünü görmek, onun görüntüsünü hissetmek bile sonsuz lezzetler verir insana. Değerlerin idraki Hürriyet, kıymeti mutlaka idrak edilmeli. Yaşadığınız günün kıymeti de mutlaka idrak edilmeli. İçinde bulunduğunuz ortamın, nimetler içinde yüzdüğünüzün, mutlaka farkına varmalısınız. Beraber olmanın kıymeti bilinmeli. İşte o zaman anlayacaksınız ayrılığı. Ayrılık hasrettir, ayrılık özlemek, ayrılık acıdır. Sevdiklerinden ayrılmak, sevdiklerinle konuşamamak, onları görememek, duyulan özlemi gideremeyiş, esarettir. Özgür dünya ile arandaki tel örgü arkasına bakıp uzun uzun dalmaktır. Özgürlükten ayrılık: Hürriyete aşık olmak, onun tadını her hücrede hissetmektir. Herhangi bir suçun yoktur, ama dört duvar arasına girip bir hapishane hayatını modern şekilde yaşamak, bırakın saatleri, dakikaların bile zaman denen dağı kazıya kazıya aşındırmaya çalıştığı sıralarda, güneşin bir türlü batmayışını seyretmektir. Burada hür dünyanın iki güzel kelimesine yüklenen anlamlar zaten yeterli ipuçlarını vermektedir size. Eğer yeni gelmişseniz buraya, şafak karanlık, mehtap görünmüyordur. Oysa ne güzeldir şafak ve mehtap, ne güzel çağrışımları vardır. Bu iki kelimenin tekrar aynı lezzeti vermesi için söylendiğinde, daha çok zamanın geçmesi gerekir. Meğer hürriyetmiş beni her yere uyduran. Bağrışmalarını duyduğum çocukların oynayışlarını seyretmek üzere duvara yaklaşsam, çok iyi biliyorum ki, her gün biraz daha sevimsizleşen bir ses duyacak ve tek kelime edemeden, çocuklara olan özlemi dile getiremeden ellerim yanda, boynum bükük uzaklaşacağım oradan. Çocuklara özlemi kime anlatabilirsin ki burada? Bir zamanlar sizinle yüz yüze, kelimelerinizi canlı canlı duyup, gülüşlerinizi ciğerlerime yüksek dağların zirvelerinden gelen kardelen saflığı ve temizliğinde derin derin soluyuşuma, karşılık, şimdi sizden gelen bir mektubu okumak, bir telefon konuşmasında sesinizi duymak, birşekilde bana gelen haberlerinizi, büyük bir deniz olarak düşündüğüm engin sularda büyütüyor, büyütüyorum. Burada her şey çok güzel desem garip gelebilir size. Peki güzel olmayan nedir? Bu yakınmalar ne diye bir soru gelebilir aklınıza o zaman. Ama biz insanız öyle değil mi? İnsanın mutluluğu Evet insanız. Bundan dolayıdır ki ben bu mutsuz dünyada çok mutluyum. Çünkü biliyorum ki mutlu insanların tamamı için "yarın" büyük anlamlar taşıyan bir kelimedir. Mutluyum. Çünkü yarın çok özlediklerimle beraber olacağıma inanıyorum. Paylaşmanın tadına varın çocuklar. İleriki hayatınızda en çok ihtiyacınız bu olacak. Bilgilerinizi değiştirin çocuklar, sevgi ve saygılarınızı değiştirin. Güzel olan her şeyi değiştirin. Bütün güzelliklerin arttığını göreceksiniz. Nefreti değişmeyin, öfkeyi değişmeyin. Çok iyi biliyorsunuz ki onun artmasında bir fayda yoktur. Onları içinizde eritin. Hür dünya özlemini içimde eritmeye çalıştığım gibi. Esirim demiştim., çünkü, özgürlüğün tadını almışım bir kere. Ona tutkunum. Ben, olsam olsam özgürlüğe esir olurum. Bunu her gece biraz daha iyi anlamaktayım. Koğuşumun penceresinden dışarıyı seyrediyorum geceleri. Hani içi sıkılır ya insanın, birden mazi canlanır gözünde ve birşeyler tıkanır gibi olur boğazında, nefes alamaz ya. İşte o an resimlerinize bakıyorum. Önce içim biraz daha sızlıyor ama sonra gülümsemeleriniz hayat veriyor, canlanıyorum. Geldiğimde hepiniz bir yıl, hatta bin yıl büyümüş olacaksınız. Bunu düşünmek de ayrı bir güzel. Burada her geçen gün, başlangıcındaki sıkıntılardan bir şeyler eksiltirken en olumsuz şartlara alışmada, insanın gücünü ortaya çıkarıyor. Ancak bu sıkıntıların unutulması, ister istemez ileride unutulmaması gereken bir çok güzelliğin de unutulması tehlikesini ortaya çıkarıyor. Unutmamayı öğrenmek, unutamadığını bilmek ve unutulmayanlardan olabilmek ne güzel. Bir de... Mutluyum. Çünkü yarın benim için çok güzel anlamlar taşıyor. * Ahmet CESUR / SAKARYA Ramazan ayı gelince İner semadan melekler Ramazan ayı gelince Kabul olur hep dilekler Ramazan ayı gelince İftar vakti sofra hazır Kimi eve uğrar Hızır Gönüllere dolar huzur Ramazan ayı gelince Al imanından hızını Dindir yürekten sızını Kıl teravih namazını Ramazan ayı gelince Fakir fukarayı gözet Dinden diyanetten söz et Edilir günahlar azat Ramazan ayı gelince Verirsen malından zekât Artırır rabbim kat be kat Verilir mü'mine berat Ramazan ayı gelince İmansız yürek bir hurda Nur doğar gönle sahurda Rahmet iner kuşa kurda Ramazan ayı gelince Ondadır Kadir Gecesi Kadrini bilmez nicesi Doğar aşkın en yücesi Ramazan ayı gelince * Abdullah SATOĞLU / İSTANBUL Tomurcuk Parlayan sevgin o yeşil gözlerde Güzellik serpilmiş tomurcuk gülde Semada uçuşan güzel sözlerde Güzellik serpilmiş tomurcuk gülde Hayat fışkırıyor gören göz şaşar Bendine sığmaz aşk kalbe taşar Ömrümüz ne ki toz pembe günler yaşar Güzellik serpilmiş tomurcuk gülde Neş'eden şakıyan bülbül dilinle Vuslatın badesini sen elinle Özlenen baharlar gönlüm seninle Güzellik serpilmiş tomurcuk gülde * Osman Nuri GEMİCİ / İSTANBUL Uzat ellerini Gözlerini kapat ey gönül Unut unut artık Sana acı veren herşeyi Geçmişe dair tüm izleri Bırak berrak sulara Deniz olsun tükensin Sonra, Buluttaki mavileri topla Gözlerinle mavi mavi bak Bak ki tutsak olayım ta derinlere Bak artık günler geçiyor Zamana yenik düşme Uzan okyanuslara İnan çok az kaldı Bir adım ilerdeyim Uzat ellerini Unutma seninleyim * Necla BARIŞ / MANİSA Islak kaldırımlar Islak kaldırımlar benim güneşim Bütün dertlerimi oraya döktüm. Oraya yükledim aşk çilesini Ve oranın sıcağında ıslandım. Baharsız mevsimler gördüm Susuz ağaçlar, Çiçeksiz geçmedim kaldırımlardan Güneşsiz olmadım kaldırımlarda... Bazen bir şiirdi, Bazen güzel söz, Bir bakıştı dünyaya açılan Gönlümün gördüğü, ıslak kaldırımlardan.. * Mehmet CEBE / ANKARA Kader gemisi Kader gemisine yüküm yükledim, Aheste aheste götürdü beni, Deryayı aştım, denizi aştım, Tuttu, bir kaşık suda batırdı beni Seninle kol kola gezdi dertlerim, Derdime derman diye seni ekledim, Gelir diye yollarını bekledim, Dün gece gözü yaşlı yatırdı beni Eremedim baharıma, yazıma, Hasret kaldım çok sevdiğim canıma, Derdimi dökeyim dedim şu temiz sayfaya, Yaza yaza kalem bitirdi beni. * O. Volkan GÜR / STANBUL Hoş geldin Şehr-i Ramazan On bir ayın sultanısın Gönüllerin dermanısın Müminlerin rahmanısın Hoş geldin şehri ramazan Alemlere rahmet saçan Kalplere mührünü açan Cehalet çarkını söken Hoş geldin şehri ramazan Evvelin bol rahmet senin Ortası mağfiret senin Sonun azat, berat senin Hoş geldin şehri ramazan Müslümanın yoldaşısın Gönüllerin ilacısın İslamın güneşisin Hoş geldin şehri ramazan Şenlenir bütün mabetler Süslenir sütun mihrablar Yanar her gece kandiller Hoş geldin şehri ramazan Hayır bolluk senle gelir Yoksullar payını alır Zengin fitre, zekat verir Hoş geldin şehri ramazan Kur'an hatim nur hecesi Lütuf dolu her gecesi İçinde kadir gecesi Hoş geldin şehri ramazan Bilmeyen Kur'an öğrenir Gönüller hakka yönelir Dervişler hû der söylenir Hoş geldin şehri ramazan Alem-i İslam verir ele Her camîde mukabele Çık mescitten feyiz ile Hoş geldin şehri ramazan Mümin bezetir evini Dostla açar iftarını Kılar her gün teravihi Hoş geldin şehri ramazan Bereketlenir mutfaklar Rızıklanır tüm dolaplar Bin bir çeşitten sofralar Hoş geldin şehri ramazan Oyun ilahi maniler Güzel eğlence, sohbetler Davet, ikram ve iftarlar Hoş geldin şehri ramazan Mevlit, kandil, hadis, Kur'an Bu ayda yücelir iman Çok azalır gıybet, yalan Hoş geldin şehri ramazan Babür der, Allah'ı dinle Dile ne dilersen dile Tut orucun sabır ile Hoş geldin şehri ramazan * Mustafa BABÜR / İSTANBUL
KAPAT