BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ya Türkçe?

Ya Türkçe?

Bir Kürtçe tartışmasıdır gidiyor. Ama öz vatanında öksüz muamelesi gören, sevgiden, ilgiden ve ihtimamdan yoksun boynu bükük Türkçe'den pek bahseden yok!..



Bir Kürtçe tartışmasıdır gidiyor. Ama öz vatanında öksüz muamelesi gören, sevgiden, ilgiden ve ihtimamdan yoksun boynu bükük Türkçe'den pek bahseden yok!.. Toplum, "Türkçe mi, uydur uydur söyle " havasında... Ortalık Mit Müsteşarı'nın ve Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın Kürtçe yayına yeşil ışık yakan beyanlarıyla çalkalana dursun, Türkçe dostu Hakkı Devrim, Radikal'deki "İşe Türkçe'den Başlasak" başlıklı yazısında Güneydoğu Türkiye'deki kadınların (Türk-Kürt farketmiyor), yüzde altmışının okuma yazma bilmediği gerçeğinden hareketle şöyle yazıyor: "Bırakın şimdi Kürtçe tartışmasını! Bu 77 yılda biz kendi Kürtlerimize Türkçe'yi öğretebildik mi?.. Türkçe bilen bulunmadığı için komşu köylerden ariyet muhtar adayı arandığını aramızda bilmeyen var mı?.. Bir ülkenin vatandaşları arasında devletin resmi dilini bilmeyenler varsa, sayıları ihmal edilemeyecek kadarsa, her şeyden önce bu acil ihtiyaç üzerinde durmak gerekmez mi?" Gelin de "Her mesele beni dile götürür" diyen Paul Valery'ye hak vermeyin! Türkçe'yi ihmal edişimizin, Türkçe öğretiminin titizlikle ve büyük bir sorumlulukla yapılmayışının bizi getirdiği noktalara bakın! Bir başbakan, devletin Türkçe öğretememesinden dolayı vatandaştan özür diliyor! Ne yazık ki, Türkçe, yalnız bir bölgede değil, ülkenin bütününde doğru dürüst öğretilemiyor. İlk ve orta öğretimden mezun olanlar doğru dürüst konuşamıyorlar, yazamıyorlar. Çoğunluk konuşma ve yazma özürlü... Bu konuda üzerlerine en fazla sorumluluk düşen TV spikerlerini görüyorsunuz, kıyafetleri oldukça modern ama Türkçe'den dökülüyorlar. Nedir o bozuk telaffuzlar, yalan yanlış vurgulamalar? Entel kesim derseniz, bir başka alem... Birkaç kelimede yoğunlaşan öz Türkçe merakı, yabancı dil hayranlığı... Hangi birini söylesem? Okuyucu, zaman zaman dile getirdiğim bu dertleri bilir. Evet, her mesele bizi dile götürüyor. Bu sevgisizlikler... Bu kavgalar... Bu ayrışmalar... Bu acılar... Bu çileler... Bu anlamamalar, anlatamamalar... Türkçe ile; bu güzelim dille iletişim kuramamaktan. Türkçe'yi sevmemekten. Türkçe'yi bilmemekten... Üniter devlette vatandaşın öncelikli olarak "resmi dil"ni bilmesi gerekmez mi? Bu topraklarda yaşayıp da Türkçe'yi bilmemek ne demek? Ah bu affedilmez ihmallerimiz, sorumsuzluklarımız!.. Elbette işe önce Türkçe'den başlayalım!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT