BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ermeni iftiralarını durdurmalıyız

Ermeni iftiralarını durdurmalıyız

Birey olarak, kurum, kuruluş olarak, hükümet olarak topyekun bir gayret bir çalışma içinde olmamız gerekiyor. Artık, bu şer sorun, bir milli uğraşı haline getirilmeli. Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde, Ermenice’nin yabancı lisan dersi kabul edilmesi gibi temelden çabalara ihtiyaç duyuluyor.



Dikkat edilirse, sözde Ermeni soykırımı safsatalarına karşı, bir türlü savunmadan taarruza geçilemiyor. Hatta son günlerde, sus pus bile kalınıyor. Oysa, birey olarak, kurum, kuruluş olarak, hükümet olarak topyekun bir gayret bir çalışma içinde olmamız gerekiyor. Artık, bu şer sorun, bir milli uğraşı haline getirilmeli. Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde, Ermenice’nin yabancı lisan dersi kabul edilmesi gibi temelden çabalara ihtiyaç duyuluyor. II. Abdülhamit dönemi Sadece, Kültür Bakanlığı’nın -ne kadar değerli olursa olsun- yayınladığı üç dört kitapla, bu sorunun üstesinden gelinemiyeceği bilinmeli. Buna rağmen, Kültür Bakanı İstemihan Talay’ı yürekten kutluyor ve elimize dün ulaşan kitaplardan, “Alman kaynaklarına göre II. Abdülhamit döneminde Ermeni olayları” adlı eser üzerinde durmak istiyoruz. Doç. Dr. Ramazan Çalık tarafından yazılan eserin, Alman kaynaklarına dayalı olması ilgiyi artırıyor. Kitapta, gerçekten de, birbirinden ilgi çekici olaylar, belgelere dayandırılarak anlatılıyor. İşte bunlardan biri: “Sasun olayları hakkında en açık ve net bilgiyi; Alman İstanbul Büyükelçisi Radolin’den almaktayız. Radolin, ziyareti esnasında Sultanın kendisine söylediklerini, Pera’dan 16 Kasım 1894 tarihinde Almanya Başkanı Fürst Hohenloh’e gönderdiği rapora almıştır. Buna göre Sultan, elçiye özetle şöyle der: “Majestelerine ulaşan bilgilere göre, Ermeni tahrikçileri, Sasun çevresinde Ermeni halkını vergi vermemeye, Müslüman ve memurlara karşı şiddet kullanmaya teşvik ettiler. Ermeni işkencesi Bunun sonucunda Ermeniler bir araya gelerek Türk memurlarına karşı ayaklanmalara başladılar. Ermeniler, en vahşi sahneleri ortaya koyarlar, müdafaasız Türkleri parçalarlar, karınlarına koydukları barutu ateşe vererek onlara işkence ederler. Ermenilerin gözle görülen amaçları, Türkleri kışkırtmak ve ondan sonra kendilerini bastırmak için üzerlerine kuvvet gelince zulüm gördüklerini ileri sürerek Avrupa ve bilhassa İngiltere’nin merhametini üzerlerine çekmektir. “Hakları yoktur” “Bulgaristan mezalimi” efsanesinin yenilenmesi sayesinde Ermeniler, Balkanlılar gibi bir çeşit muhtariyet kazanmak istiyorlar. Fakat Ermeniler, hiçbir yerde toplu değiller ve çoğunluğu teşkil etmezler. Bu sebeple muhtariyet istemeye hakları yoktur. Ermeniler, Van’daki İngiliz Konsolosunun güya ülke ve halkı tetkik amacıyla yörede dolaşmasından cesaret almışlardır. Bu, onlara konsolosun kendilerini desteklediği kanaatini vermiştir. Ayrıca “kızıl elbiseliler”in, yani İngilizlerin yakında memleketi kurtarmaya geleceği propagandası, Ermenistan’da yayılmıştır. Bundan başka Sultan, bana Türk kılığına girmiş pek çok Ermeni yakalandığını anlattı. Bunlar, şüpheleri Türkler üzerine yönlendirmek ve sessiz halkı tahrik etmek için, kendi vatandaşlarına karşı güç kullanan ve katleden tahrikçilerdir. Sultan, bunların bu elbiselerle mahkemeye götürülmesini emretmiş. İngiliz Elçisine, Ermeni öldürmüş bazı Türklerin isimleri verilmişti. Fakat ben ona ispat ettim ki, bilakis bu ismi verilmiş Türkler, Ermeniler tarafından öldürülmüşlerdir. Ordunun binlerce Ermeniyi öldürdüğü yolundaki haberler iftiradan ibarettir. Bununla birlikte tahkikat yaptıracağım ve icap ederse cezalar verdireceğim. “Boyun eğmeyeceğim” Duydum ki İngiltere Büyükelçisi, “ateşemiliteri” Colomel Chermside’i tahkikat için oraya göndermek istiyormuş. Bunu, asla tasvip edemem. Zira orada bir İngiliz subayının görünmesi Ermenilerin en açık şekilde isyan etmelerine sebep olacaktır. Yemin ederim ki, Ermenilerin haksız tazyikine katiyyen boyun eğmeyeceğim. Muhtariyete götürecek ıslahatı kabul etmektense, ölmeyi tercih ederim.” Şimdi, bu gerçek bile, Ermeni iddialarının ne denli gülünç, yalan fakat tehlikeli olduğunu gösteriyor. Belgelere, arşivlere dayanılarak yapılacak her çalışma, sözde soykırımın şakşakçılarına vurulacak şamardır sanırız.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT