BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İşadamları rahatsız

İşadamları rahatsız

Karakoyunlu, işadamlarının istikrar programına desteğinin sürdüğünü ancak piyasalardaki dalgalanmalardan rahatsız olduğunu söyledi



Son haftalarda borsa, faizler ve dövizdeki büyük dalgalanma, bütün gayretlere rağmen dindirilemiyor. Yetkili ağızların peşpeşe yaptıkları açıklamalar da pek etkili olamıyor. Herkes ağızbirliği etmişçesine, açıklamalar yani laflar yerine gerçekten tedbir alınmasını istiyor. Başlangıçta IMF ile yapılan görüşmelerde gündeme gelen cari açıkların provoke ettiği belirtilen, ama giderek büyüyen ve adeta kontrolden çıkan “kriz”in yegane sebebi acaba cari açıklar mıydı? Türk ekonomisindeki mevcut rahatsızlıkları ve sanayici-hükümet ilişkilerini Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası (MESS) Başkanı Sayın Erdoğan Karakoyunlu ile görüştük. * Kapan- Son haftalarda dövize talep çok arttı. Faizler yükseldi ve borsa adeta çöktü. Piyasalarda büyük dalgalalanma var. Bunun sebebi olarak cari açıklar gösterildi. Sizce son kirizin sebebi gerçekten ve yalnızca bu mu, yoksa başka etkenler de var mı? Karakoyunlu- Bana kalırsa bunu tek sebebe bağlamak mümkün değil. Cari açıklar sebeplerden biridir. Son zamanlarda işadamlarına yönelik yürütülen operasyonlar, eski devirlerde görev yapan idarecilerden, patronlardan hesap sorulması, insanların hep geçmişe yönelik işlerden sorgulanması, tevkiflere filan gidilmesi insanlarda tereddütler meydana getirmiştir. Bunun etkisi vardır. Üçüncü bir neden, öteden beri bankalar arasında devam eden rekabet; bunun tesiri vardır. Bankaların likidite ihtiyaçları vardır. Müdahale gecikti Bu ihtiyaçlar son program çerçevesinde hemen karşılanabilme noktasından biraz uzaklaşmıştır. Onun tesiri vardır. Nitekim o boşluk Merkez Bankası tarafından doldurulmuştur, ama krizden sonra! Keşke daha önce bu müdahale yapılsaydı. Yurtiçi-yurtdışı ilişkiler biraz etkili olmuştur. * Kapan- AB ile olan ilişkileri mi kastediyorsunuz? Karakoyunlu- AB’den ziyade meseleye biraz daha teknik açıdan bakıyorum; yurt içinden ve yurt dışından bazılarının döviz bozdurma operasyonlarının yoğunluk kazanması... Normal ölçülerde olduğu zaman krize neden olmuyor da, normal ölçüleri aşınca diğer sebeplerle birlikte menfi etkileri oluyor. * Kapan- Bu bir yıl sonu pozisyon kapatma operasyonu mu, yoksa başka özel nedenler mi var? Karakoyunlu- Hayır. Yıl sonu pozisyon kapatmasına daha vakit var, ama birçok şeyler, dediğimiz gibi dört-beş neden bir araya gelince bu gibi istenmeyen sonuçlar meydana geldi. * Kapan- İhracatta da tıkanma var. Buna karşılık ithalatta büyük artış var hükümetin ekonomik programına bağlı olarak... Gerçi son ayda biraz düşüş var, ama yine de beklendiği gibi değil, genel durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Karakoyunlu- Şimdi bir ayda düşüş meydana gelmesi o kadar önemli değil. Bu piyasalarda öteden beri üzerinde durulan bir konudur. Çünkü enflasyonla mücadele programında hükümetin kararlılığını göstermesi bakımından işte döviz fiyatları biliyorsunuz, bir-birbuçuk yıl programa bağlandı. Hangi tarihte ne kadar olacağı önceden belli. İnsanlar bunu bir sene öncesinden biliyor. Dolayısıyla planlarını buna göre yapıyor. Daha önce bilinemiyordu. Tabii bu bilinebilirlik olunca, tespit sırasında daha eski değerler ele alındı ve bundan dolayı ihracatı teşvik edici yükseklik söz konusu olmadı. * Kapan- TL’nin değer kazanması da etkili oldu mu? Karakoyunlu- Evet, bilhassa Avrupa’ya Alman Markı veya Euro ile ihracat yapanlar, siparişlerini bu paralarla yaptıkları için ve Alman Markı da değer kazanmadığı içi, makas gittikçe açıldı. Makas açılınca da ihracat cezbedici olmaktan çıktı. Çünkü Mark ve Euro ile iharacat yapanların eline daha az para geçti. Tabii bu makas başından beri açıldığı için hep ihracatın aleyhine ve ithalatın lehine gelişti. Dolayısıyla pariteden dolayı ithalat cazip olduğu için yükseldi, ihracat ise düştü. Desteğimiz sürüyor * Kapan- Sanayiciler hükümetin programına destek açıklamışlardı. Bu destek devam ediyor mu, edecek mi? Karakoyunlu- Devam ediyor... Şundan dolayı, enflasyonun düşmesi sadece işadamının meselesi değildir. Bütün Türkiye’nindir. Dolayısıyla, esnaf, tüccar işadamı, işçi, evkadını tefriki yapmak doğru değildir. Çünkü enflasyon herkesi cezalandırır. Sadece işadamını değil. Çünkü enflasyon gayrı adil bir vergidir. Herkese mutlaka dokunur. Türkiye 20 seneden beri enflasyondan çok çekti. Bir yerde buna artık “dur” denmiştir. O bakımdan bunun ilk ciddi örneğini, hükümet vermiştir, kamu kesimi vermiştir. Arkasından sanayiciler vermiştir. İşte en az destek veren işçi kesimi olmuştur. Kiracılar için kanun çıkarıldı, onlar da kendi desteklerini verdiler. Yani Türkiye’de yüzde yüz olmasa da çok ağırlıklı olarak bir desteğin mevcut olduğu söylenebilir. * Kapan- 1999 yılında sanayi sektöründe büyük bir üretim düşüşü yaşandı. Bu sene durum nasıl? Geçen sene ile kıyaslarsanız tatmin edici olduğu söyelenebilir mi? Karakoyunlu- Şimdi şöyle, Türkiye geçen sene son 15-20 yılın en kötüsünü yaşadı. Yüzde 6.4 oranında ki çok ciddi bir orandır; Türkiye’nin ortamala büyüme hızı yüzde 6-7 derseniz, müsbet yönde tabii, yüzde 6.5 da menfi eklediğiniz zaman yüzde 13 gibi çok büyük bir oranda gerileme sözkonusu. Bu fevkalade, yani ancak harp zamanlarında yaşanabilecek bir küçülmedir. Çünkü Avrupa’nın büyüme oranlarına bakıldığı zaman; yüzde 2-3 gibi, normal büyümeler bu iken bizim yüzde 13-14 küçülmemizin ne derece önemli bir daralma olduğu kendiliğinden ortaya çıkıyor. Bu bakımdan bu dönemde, işadamları, tüccarlar ve sanayicilerin mali bünyeleri alt üst olmuştur. Zaten İstanbul Sanayi Odası’nın ikinci en büyük beşyüz şirketle ilgili yayınlarını izlerseniz orada bu bozulma, çarpılma ve gerilemeyi açık şekilde görürsünüz. Göstergeler düzeldi Her alanda küçülme kendisini gösterir... Üretimde, mali yapıda, borç kalemlerinde, aktiflerde kendisini gösterir. 1999 bünyeleri fevkalade bozmuştur. Kârlılıklar ortadan kalkmıştır. 2000 yılı 1999 kadar kötü değildir. Çünkü o artık dibe vurulan bir durumdur, daha kötüsü yoktur. Ama 2000 yılının göstergeleri daha iyidir. Bizde kesin rakamlar geç ortaya çıktığı için şimdiden net bir şey söylemek zordur. * Kapan- 2001 ile ilgili beklentileriniz nasıl? Karakoyunlu- Efendim tabii hükümetin üç yıllık istikrar programı var. İstikrar programı bozulan dengelerin tekrar düzeltilmesi amacıyla yapılır. Durup dururken kimse istikrar tedbirleri almaz. İnsanlar mecbur kaldığı için bunu yaparlar. Türkiye artık duvara dayandığı için bu istikrar programını yapmıştır. İstikrar programları genelde can acıtıcıdır. Çünkü sizin normal zamanda yaptığınız hovardaca harcamaların faturasıdır o. Ama aynı zamanda bünyelerdeki aksaklıkların düzeltilmesi anlamına geldiği için de olumlu yönleri vardır. O bakımdan bu istikrar programının can acıtıcı yanlarıyla birlikte düzeltici etkilerinin de sonucu alınacaktır. * Kapan- Biraz daha yakından bakarsak; kazandığından fazlasını yemek veya sizin tabirinizle hovardaca harcamak... Türkiye gerçekten bu istikrar programı ile disipline olacak mıdır? Karakoyunlu- Şimdi ben burada özel sektörle kamu kesimini açık ve net olarak iki ayrı bölümde mütalaa ederim. Özel sektör kendi parasını kazanır, kendi parasını kaybeder. Dolayısıyla o işine daha sahiptir. Kamu kesimi öyle değildir. Kamu kesimi efendim işte başkasının parasını harcar. Dolayısıyla daha hovardacadır. İkisinin arasında nitelik farkı vardır. Dolayısıyla siyasetçiler başkasının parasını harcadığı için, daha cömerttirler. Efendim o harcamasını düşünür, gelirini düşünmez, nasılsa bu gelir sağlanır der. Yani kamu kesimi açısından gelir sanki bir kuyunun daima mevcut suyu gibi düşünür. Ama özel söktör öyle değildir, kuyusunda ne kadar su olduğunu bilir ve harcamalarını ona göre yapar. * Kapan- Bu son banka operasyonları sanki bu söylediğinize istisna teşkil ediyor. Yani özel sektör parası ama ölçüsüz harcandığı için kamuya da yansıdı. Daha doğrusu bütçeye maliyeti söz konusu... Karakoyunlu- Bankacılık açısından bunu daha farklı değerlendirmek lazım. Çünkü o bir mali sistemin bozulmasının sonucu. Kamunun da rolü vardır. Özelin de rolü vardır. Yani denetimsizlik, şu-bu, çok önemli rol oynamıştır. Sistem çok sağlam oturmamıştır. İşte önüne gelenin banka kurması söz konusu olmuştur, denetimler iyi yapılamamıştır. Yapılamadığını nereden görüyoruz, işte her şey gözler önünde. Ciddi bir bankacılık sistemi ve altyapısı olsaydı, ciddi bir denetim yapılabilseydi, bunlar olmazdı. Tabii bu olaylar bu sahadaki ciddi boşlukları gözler önüne serdi ve yeni yapılan düzenlemelerle bunlara karşı tedbir alınmaya çalışılıyor. İşte Temizel başkanlığındaki daha objektif ve politik mülahazalar dışında daha gerçekçi yaklaşım gösterecek bir düzenleme kurulu. * Kapan- Sanayicilerin hükümetle ilgili bir başka ihtilafı da oldu; İş güvencesi yasa tasarısı... Bu konuda bir uzlaşma oldu mu? Karakoyunlu- Efendim o konuda ihtilaf devam ediyor. Mesele şudur: Bu tasarı, eğer teferruatı bir yana bırakacak olursanız aslında iki temel noktadan meydana gelmektedir. Bunlardan biri iş güvencesi; bir kişinin iş akdi feshedildiği zaman, bize nedenini gösteriniz, sebebini yazılı olarak iş akdini feshettiğiniz kişiye bildiriniz hükmünü getiriyor. * Kapan- Mevcut yasalarda da fesih hükümleri var. Yenisinin farkı nedir? Karakoyunlu- Mevcut yasalarda, akdin feshi iş kanununun iki ayrı maddesine göre yapılıyor. Bunlardan birincisi iş kanununun 13. maddesidir, bunda feshin sebebini belirtme mecburiyeti yoktur. İkinci bir iş akdi feshi kaynağı da 17. maddedir. Burada sebepler zaten sayılmıştır. İşçi şunu şunu yaparsa ihbarsız ve tazminatsız olarak akdin feshi söz konusudur. Mesela hırsızlık sebebiyle, sağlık sebepleriyle iş akdinin feshedilmesi vs. Diğerinde ise sebep gösterme mecburiyeti yoktur, ama ihbar ve kıdem tazminatı peşin ödenir. Çünkü işletme hayatında işverenler birinin iş akdini feshettiği zaman onunla bir helalleşmek ister. Hatta işten çıkarma nedenleri 17. maddeye göre mevcut olduğu halde, yani kıdem ve ihbar tazminatı mecburiyeti olmadığı halde, onu 13. maddeye göre çıkarır, tazminatını filan alsın diye. Sayın Bakanın getirdiği tasarıda sebebinin belirtilmesinde bir ihtilaf yok. Fakat sonrasıyla ilgilenmiyor. Gerisi işverenleri rahatsız ediyor. Mahkemeler tıkanık * Kapan- Nedir o rahatsızlık? Karakoyunlu- Rahatsızlık şu; bir kişinin iş akdi feshedildi, sebebi de söylendi. Şimdi sebebi söylenince bu sebebi haklı görmeyen bütün işçiler mahkemeye gidecek. Diyecek ki işte şu sebepten beni çıkardı ve bu sebep geçerli değil. Dolayısıyla yüz işçiyi çıkarsanız yüzü de mahkemeye gidecek! Birinicisi, bir sistemde işten çıkarılan bütün işçilerin mahkemeye gider hale getirilmesi tabii bir şey değildir. İkincisi, Sayın Bakan bu tasarıyı getirirken mahkemelerimizin durumunu hiç nazarı itabara almıyor. Sanki biz İsviçreymişiz gibi, sanki her şey hemen olup bitecek vs. Biz İsviçre olmadığımız için, bizim davalarımız bir sene iki sene üç sene süreceği için efendim, bu durum nazarı itibara alınmadığı için, sebebe değil sonuca itiraz ediliyor... Tasarı eksik. Meseleyi bütün olarak ele almıyor. Bundan dolayı da iş kesimi ile hükümet arasında büyük ihtilaf var. İşadamları bu kadar ağır yükümlülüklerin altına girmemek için yeni istihdam açma yerine mevcutla yetinecektir. Hatta belki mevcut istihdamı tasarı yasalaşmadan daraltmaya gidecektir ki, bu da yeni istihdama ihtiyaç olan ülkemizde tersine gelişme olur. Çünkü böyle bir tasarı insanları ürkütmektedir. * Kapan- İşadamlarının ürkmesinden bahsettiniz. Ben bu konuya tekrar dönmek istiyorum. Karakoyunlu- Şimdi şu var; toplum ve ciddi işadamları, ciddi sanayiciler temiz toplumdan, temiz bürokrasiden, temiz ticaretten ve temiz sanayiden yanadır. Bunun dışındaki düzenler kapkaççı düzenlerdir. Bundan ancak kapkaççı, sahtekar, karanlıklardan kendisine kazanç sağlamayı iş edinmiş insanlar istifade eder. Bu ciddi müteşebbislerin tipi değildir. Bu ikisini bir kere kesin olarak ayıralım. Dolayısıyla ciddiler şeffaf, hukuk düzenine uygun tıkır tıkır işleyen bir ortam isterler. Öbürleri kapkaççı düzenin adamlarıdır. Örneklerini de görüyoruz. İşte biz bu ikinci tip işadamlarını benimsemiyoruz. Bunların tasfiye edilmesini istiyoruz..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT