BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Amerika’da Başkan’ın adı yok!..

Amerika’da Başkan’ın adı yok!..

Amerika Birleşik Devletleri’nde geçtiğimiz 7 Kasım’da başkanlık seçimleri yapıldı... Milyonlarca Amerikalı sandık başlarına gitti. Elektronik oy pusulalarında tercihlerine göre belirli noktalara zımbayı basarak oylarını kullandı.



Amerika Birleşik Devletleri’nde geçtiğimiz 7 Kasım’da başkanlık seçimleri yapıldı... Milyonlarca Amerikalı sandık başlarına gitti. Elektronik oy pusulalarında tercihlerine göre belirli noktalara zımbayı basarak oylarını kullandı. Başkanı asıl seçecek olan delegelerin sayısı 538 idi. Oyların sayımı şaşılacak şekilde bir elmanın orta yerinden keskin bir bıçakla ikiye ayrılması gibi bir sonuç verdi. Aradaki fark tekrarlanan sayımlara göre sadece yüzler hanesinde kaldı. O da sayıma göre adaylardan ya birine ya ötekine yakın çıktı. Bu durumda seçimlerin tek galibi bizzat Amarikan milleti idi. Başkanı en son sayılan Florida Eyaleti’nin çıkaracağı 25 delege tayin edecekti. Bu 25 Büyük Seçmeni bir tarafa bırakırsanız, geriye kalan 513 delegenin oyları sonunda Al Gore seçilmiş olacaktı. Buna karşılık Florida’nın çıkaracağı 25 delegeyi sayarsanız başarı ibresi bu sefer Bush’a doğru yönelecekti. Bu eyaletteki oyların elektronik sayımında hatalar çıktığı iddia edildi. Üstelik adaylardan birinin Bush’un kardeşi bu eyaletin valisi durumunda idi. Oylar bir daha bu sefer babadan kalma elle sayıldı, yine olmadı. İş yargıya yargıtaya kadar sarktı. Bush kazandığını yüksek sesle ilan ediyor, Al Gore ise bunu kabul etmiyor oyların yeniden sayılmasını istiyordu. Aslında aklı selim sahibi Amerikalılar böylesine çetin bir siyasi meseleye ne yargıyı ne de yargıcı karıştırmak istemiyorlardı. Ama Amerika’daki avukatların sayıları Amerikan Ordusu mevcutlarına yakın sayıdadır. Ne olacak? Bu iş denildiği gibi “Mahkemede mi bitecek?” yoksa 1876 yılında ortaya çıktığı bilinen benzeri bir olayda olduğu gibi konuya kongrede siyasi bir çözüm mü aranacak henüz bilen yoktur. Seçimler iki ünlü aday arasında görülmemiş derecede zorlu bir mücadele içinde geçti. Birinin babası eski Cumhurbaşkanı, öbürünün babası ise 32 yıl sürekli Senatördür. Kabahati köhneleşmiş bir seçim sistemine bağlayanlar olduğu gibi elektronik sistemin kaçınılmaz hataları ile izah etmeye kalkanlar vardır. Eski sistem hâlâ ABD’nin ilk kuruluş yıllarındaki gerekçelere uygun gözükmektedir. Hani bir gün Avrupa’da farzı muhal bir “Birleşik Devletler” adı ile bir Federal Devlet kurulacak olsa Başkanı yine bu eski Amerikan usulü ile seçmek gerekecektir.Başka çaresi yoktur. *** Şimdiki halde ABD’de işler karışıktır. Araya her iki tarafın avukatları ile yargıçlar, yargıtay karıştı. Oy pusulaları el ile sayılmaya başlandı. 17 Kasım için öngörülen eyalet sonuçları açıklaması yapılamadı. Sonradan yapılan da geçerli sayılmadı. Florida Valisi Leb Bush, aday olanın kardeşi idi ama Allah için, kimse bir suçlamada bulunmadı ancak bir yanlışlık olabilirdi. Seçim takvimine göre 18 Aralık tarihinde ABD’nin toplam sayıları 538 olan “Büyük Seçmenleri” yeni Başkanı seçeceklerdi. Eğer o tarihe kadar Florida’dan gelecek 25 delegenin seçimleri resmiyet kazanmazsa geriye kalan 513 delegenin seçeceği aday Cumhurbaşkanı olacaktı. Böyle bir olasılığı adaylar dahil kimse arzu etmiyor. (bu tadirde Al Gore kazanmış olacaktı.) Meselenin yargıya intikal ettirilmesi çok zaman ve hangisi kazanırsa kazansın yeni başkana prestij kaybına yol açacaktır. Yargı sistemi ileriye sürülebilecek iddialar için ayrı ayrı mahkemeleri yetkili kılıyor. Bu bakımdan yargıyı yargıcı bu işe bulaştırmayalım diyenler bir hayli kalabalıktır, çoğunluktadır. Parlamento 1876 yılında olduğu gibi siyasi bir kararla meseleye bir çözüm bulmaya yanaşır mı? Çok şüphelidir. Peki şimdi ne olacak? 5 Ocak 2001 tarihinde senato ve Temsilciler Meclisi bir arada toplanacak ve “İkinci Seçmenlerin” oylarını sayacak, 20 Ocak’ta da yeni Cumhurbaşkanını resmen ilan edecek. Vakit iyice daralmış durumda. Yeni seçilen Başkan kendi takımını kurmak için eskiden Senatonun onayı ile 600 atama yapmak durumunda idi. Şimdi bu sayı 3000 olmuştur. Bunların atanması, onaylanması ne zaman yapılabilecektir? Belli değildir. Demirel’in dediği gibi Demokrasilerde çare tükenmez... Hele ABD gibi bir demokraside hiç tükenmez!... Şimdiden çeşitli çevrelerde çeşitli fikirler, teoriler üretiliyor... Çoğu bize Fantezi gibi görünüyor, ama biz bile yakın bir geçmişte Erbakan-Çiller koalisyonu döneminde denemeye kalkıştık, yüzümüze gözümüze karıştırmıştık!... Maazallah bir uçurumun kenarından dönmüştük... Şimdilerde Amerika’da basına da yansıyan bazı fikirlere göre “Efendim deniliyormuş, iki adaydan biri öbürünü başkan yardımcısını yanına alarak göreve başlasın görev süresinin yarısında yani iki yıl sonra istifa ederek bu sefer öbür aday rakibinin yardımcısı ile birlikte, görevi devir alsın”!... Bu bize pek olası görünmüyor. İşlerin nasıl gelişeceğini tahmin etmek zor. Bize göre, iki adaydan biri, sonunda karar verecek, rakibinin kazandığını açıklamak sureti ile bu açmazdan çıkılacaktır. Yargıyı daha fazla politikaya bulaştırmakta salt Hukuk açısından hiç fayda yoktur. Türkiye için hayırlısını diliyoruz... Adaylardan hangisi Beyaz Saraya geçer oturursa otursun bizim için fark etmez, yeter ki biz artık kangren olmaya yüz tutan bazı sorunlarımıza bir çare bulalım.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108153
    % -0.82
  • 3.8325
    % -0.13
  • 4.5073
    % 0.05
  • 5.1169
    % -0.13
  • 153.903
    % 0.01
 
 
 
 
 
KAPAT