BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yanlış hesaplar, Genelkurmay’dan döner!

Yanlış hesaplar, Genelkurmay’dan döner!

MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’un, yardımcısı Mikdat Alpay’la birlikte seçme bir gazeteci grubu ile yaptıkları sohbet esnasında söylediği çok “önemli” sözlerin, “en önemlileri” konusunda da öyle oldu.



Yanlış hesaplar -şükürler olsun ki- çoğu zaman MGK’dan, Genelkurmay’dan dönüyor. MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’un, yardımcısı Mikdat Alpay’la birlikte seçme bir gazeteci grubu ile yaptıkları sohbet esnasında söylediği çok “önemli” sözlerin, “en önemlileri” konusunda da öyle oldu. Atasagun’un, özellikle Kürtçe Radyo ve TV yayınlara müsaade edilmesi hususunda, askerlerin de, bu hususta aynı düşündükleri ifadesi, hemen son MGK toplantısında, Genelkurmay’ın bu konuda askerlerin gerçekte ne düşündüklerini, bir raporla açık seçik belli etmeleri ile hemen cerhedildi. Askerler bu yayınlara tamamıyla karşılar; Kürtçe Radyo-TV yayınlarının TC’nin üniter yapısını bozacağına inanıyorlar. Bu, benim de, bu konuda hep ileri sürdüğüm aynı gerekçe! İddialar havada! Atasagun’un, aynı şekilde, AB, HADEP ve Öcalan konularında da, askerlerin “kendisi gibi düşündüğü” iddiası da bence, böylelikle havada, bu sözlere hemen yapışan entel yazarlarımızın da hevesleri kursaklarında kalmıştır! Bu kişiler, son zamanlarda AB’nin gerçek maksatları belli oldukça, bu cephede uğradıkları hezimetin rövanşını, akıllarınca almışlar ve “anti-AB” denilen “cepheye” böylelikle darbe vurulduğu zehabı ile, zevkten dört köşe olmuşlar, çoğu zaman karşı oldukları MİT’i ve müsteşarını koyacak yer bulamamışlardı. Öyle ya, onların da, AB’ye lütfen kabul edilmemize endekslenen taleplerine, saygın bir kuruluş olan MİT’in ve saygın müsteşara göre de, TSK’nın da arka çıkmış olmaları, kendi hesaplarına büyük bir başarı idi. Ama şimdi, Genelkurmay’ın asıl görüşleri belli olunca, hem kontr-piyede kalmışlar, hem de Genelkurmay, Öcalan’ın idamı ve AB konusunda, açık görüş bildirmediği için, “TSK da böyle istiyor” gibilerden iddiaları da, bir bakıma, boşa çıkmış oluyor. Ne var ki, bazı liboşlarımız şimdi, mutatları veçhile, bu durumu da, “askerler bu işe ne karışıyorlar” diye yorumlayacaklardır. Neden? Acaba Atasagun, bu konularda şu sırada neden ve bu şekilde konuştu? Birilerine ve özellikle MHP’ye ve biz AB karşıtlarına mesajlar mı vermek istedi? Askerlere tekaddüm edip onları bağlamak mı istedi? “Biz de varız” demek mi istedi? Yoksa (eğer bir komplo teorisine inanırsak) bu “bomba” ile gündemi değiştirmek, ekonomik problemlerden başka taraflara mı çekmek istedi? Bunları yaparak, Başbakan’a hatta daha doğrusu kendisini atayan Mesut Yılmaz’a, özellikle AB cephesinde yardımcı olmak mı istedi? Bu ihtimallerin hepsi de varit olabilir. Gerçi, bilhassa gazetecilerle sohbette, Atasagun gibi dikkatli ve dirayetli bir istihbaratçıya bile, istemeden, maksadını aşan sözler “söyletilmesı” veya sözlerinin yanlış yansıtılması mümkündür. Atasagun da sonra söylediklerini, bir ölçüde tevil etmiştir ama olan da olmuştur. Müsteşarın söylediklerinde yeteri kadar tartışılacak taraf var... Provokasyon Ben, Atasagun gibi dirayetli bir kişinin, kendisi usta bir provokatör olan Doğu Perinçek’in iddia ettiği gibi, “Türkiye’nin direncini kırmak için provokasyon yaptığına” inanmam. Ama netice itibariyle, bugün MİT’le Genelkurmay, MİT’le MHP, maalesef ona biraz acele hak veren Başbakan ile MHP arasında, arzu edilmeyen bir zıtlaşma veya çelişki ortaya çıkmıştır. Buna ne gerek vardı, ortada zaten bu kadar sorun varken! Sorun çıkarmak herhalde MİT’in görevleri cümlesinden olmamak gerekir! Hem, bazı komplo senaryoları akla geldiği için, böylelikle, benim her karşı çıktığım “MİT devlet içinde devlettir” iddiaları haklı çıkmış olmaz mı? Son tahlilde görülüyor ki, Atasagun’un sözleri bir ölçüde gündemi değiştirmiş olsa bile, yanlış yerde ve yanlış bir zamanda söylenmiş ve aksi tesir yapmıştır. “Şeffaflık iyi de, bir istihbarat örgütü için fazla şeffaflık zararlı oluyor.” Sayın Atasagun’un sohbetinde Öcalan’ın idamı, PKK, HADEP ve irtica konusunda söylediklerini yarın yorumlamaya çalışacağım. Köken meselesi Yanlız aklıma takılan bir sözünü burada irdelemek isterim. Atasagun, Güneydoğu’dan söz ederken, kendisinin de aslen Karslı olduğunu, vatandaşlar arasında ayırım yapılmaması babında söylemiş. Çok haklı; vatandaşlar arasında yöresel, cemaat, inanç ve etnik köken dolayısı ile ayırım yapmak da böyle belirli yörelerden ve etnik kökenlerden gelenlerin de muhakkak bölücü vb olduklarına hükmetmek de çok yanlıştır. Ve Türkiye’de her kökenden, bu arada Kürt kökeninden olanlar da “Ne mutlu Türküm diyene” ilkesine göre, Türk vatanseverleri ve milliyetçileridirler.. Bazı aşırılardan başka bunun aksini düşünen de yoktur. Hem, Karslı olmak demek muhakkak bir etnik gruba mensup olmak da değildir. Kars’ta çeşitli etnik gruplara ve cemaatlere mensup “Türkler” yaşar ve bunlar bu ülkeye candan bağlıdırlar. Acaba Atasagun, kendisinin Kürt kökenli veya Alevi olduğunu mu ima etmek istemiştir? Buna ne lüzum görmüştür? Hangi kökenden gelmiş olursa olsun, devletin en yüksek ve hassas bir görevinde bulunması, artık Avrupalıların da idrak etmeleri gereken bir üstünlüğümüzün kanıtıdır! . GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Siyaset mümkün olanı yapmak sanatıdır” * Prens Otto Von Bismark “Bizde ise, “Siyaset mümkün olmayanı ve bazen de gerekli olmayanları yapmak sanatıdır” * Altemur Kılıç
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT