BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Konuş...ma!

Konuş...ma!

Erol Ersoy’un bıçak altına yatırıldığı, bir otopsi haftası geçirdik. Gerçi buna “Konsültasyon” dememiz gerekirdi ama; hakemi kadavraya döndürdüğümüz için; otopsi tanımı uygun bir ifade oldu.



Erol Ersoy’un bıçak altına yatırıldığı, bir otopsi haftası geçirdik. Gerçi buna “Konsültasyon” dememiz gerekirdi ama; hakemi kadavraya döndürdüğümüz için; otopsi tanımı uygun bir ifade oldu. G.Saray-F.Bahçe maçındaki kararlarla ilgili olarak, herkes konuştu. Bir tek hakemin sesi çıkmadı. Bazıları, “Yahu bırakalım, onlar da kendilerini savunsun” isteğinde... Hakemlerin konuşma özgürlüğü konusunda, kimileri insan haklarından dem vurur... Susturulmalarının faşist bir yöntem olduğunu iddia eder. Bu görüşlerin yoğunluk kazandığı ve bu yöndeki isteklerin arttığı geçmiş bir dönemde; hakemlere konuşma hakkı tanınmıştı. Ne oldu biliyor musunuz? FIFA Türkiye’yi şiddetle uyardı. Adamlar meğerse, uydu kanallarından olayı görmüş, duruma el koymuşlardı. Bu uygulamanın derhal kaldırılmasını istediler. Uyarıya rağmen; ısrar edilip uygulama devam ettirilse bile, FIFA listesindeki hakemlerin hiçbir şekilde konuşamayacakları ihtar edildi. UEFA da; yalnız maç sonrasındaki konuşmaları değil, maç öncesindeki konuşmaları bile yasaklamıştı. Konu uluslararası bir seminerde de gündeme getirilmiş, uygulamanın sistem dışı olduğu hatırlatılmıştı. Federasyon da; FIFA hakemlerine yasak koyup diğerlerini serbest bırakma gibi garip bir durumu, elbette sürdüremezdi. Bu nedenle, büyük umutlarla başlayan özgürlük süreci; serpilip gelişmeye fırsatı kalmadan, tümüyle kaldırıldı. Demek ki; hakemlerin konuşması, uluslararası standartlar açısından da, mümkün değil. Tartışmayı burada bitirelim. *** Ahmet Güvener’in MHK Başkanı olduğu yıllarda, bu defa başka bir uygulama devreye girmişti. Hakemler konuşamasa da, bari Merkez Hakem Kurulu üyeleri konuşsun. İstanbul Beylerbeyi tesislerinde, MHK/BASIN KRİTİĞİ adı altında yeni bir uygulama başlatıldı. Pazar akşamları televizyonlarda yapılan pozisyon tartışmaları, Pazartesi sabahları teknik açıdan sürdürülecekti. Demokratik ve şeffaf bir açılımın öncülüğü yapılacaktı. Uygulamanın başlayacağı ilk Pazartesi gününe, 3 kamera ve 5 basın temsilcisi katıldı. İkinci hafta; 1kamera ve 3 spor yazarı geldi. Üçüncü hafta ise, Başkan ve 5 MHK üyesi; saat 12.00’ye kadar bekledikleri halde, hiç bir kamera ve basın mensubu gelmemişti. Çünkü bizim medya; gerçekleri ciddiyetle değil, kendi istediklerini sululukla almaya alışmış bir düzenin çarkları içindedir. Ahmet Güvener’in bir devrim niteliğinde, Türk futbol tarihinde ilk kez cesaretle uyguladığı bilimsel, ciddi ve teknik tartışma ortamına, itibar etmediler. O uygulama da kaldırıldı. *** Faal hakemlere, maç sonrasında konuşma hakkı tanındığı ve sonradan FIFA tarafından yasaklandığı o kısacak süre içinde, ilginç olaylar da olmuştu. Bir 1.Lig maçında yan hakemin kafası, tribünlerden atılan taşla yarıldığı için oyun durmuştu... Tedavisi yapılıp oyuna devam edildi. Ertesi gün kameralara konuşan yan hakem, “Önemli bir şey olmadığını, seyirciden çok memnun olduğunu” söylüyordu. Oysa hakem ve gözlemci, oyunun durmasına neden olan olayı tüm çıplaklığı ile yazıp, raporlarını Ankara’ya göndermişlerdi bile... Böylece, kulübün ceza alması kesinleşmişti. Ancak yan hakemin, raporlar gönderildikten sonra televizyon ekranlarına yansıyan “Önemli bir şey değil. Seyirciden memnunum” ifadesi, hem Tahkim Kurulu’nda cezayı durdurmuş; hem de federasyon ve MHK’yı zor durumda bırakmıştı. FIFA bu tür açmazları dikkate aldığı için, hakemlerin konuşmasına kesin yasak koyuyor. Türkiye gibi; her ifadeyi kendi istediği yoruma doğru lastik gibi çeken bir ülke, bu özgürlükten yeni kaoslar üretir. Onun için, “Hakemler konuşsun” safsatasını kapatalım. Eskiler bu tür konulara “Fuzuli şâgil” der... Yani, lüzumsuz işgâl!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT