BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yalvaran gözlerle baktı delikanlıya...

Yalvaran gözlerle baktı delikanlıya...

Tarık yol boyunca Hülya’nın sadece sorduklarına cevap vermişti. Buz gibi soğuk ve düşünceliydi.



Tarık yol boyunca Hülya’nın sadece sorduklarına cevap vermişti. Buz gibi soğuk ve düşünceliydi. Genç ondaki garipliği daha ilk gördüğü anda fark etmiş, ama beklemediği, duymak istemediği bir cevap alacağı korkusuyla bu konuda hiçbir şey sormamıştı. Sadece İstanbul’un bu ilk defa gördüğü yerleri hakkında birkaç sual yöneltti. Sonunda ondan da vazgeçti. Yolun kalan kısmını tedirgin edici bir sessizlik içinde geçirdiler. Taksi Nişantaşı’nın ara sokaklarından birisine girerek kapkara bir apartmanın önünde durdu. Öyle kasvetli bir görünüşü vardı ki... İnce uzun bir yapıydı. Altı katlı apartmanın kapısından önce Tarık girdi. İçerisi zifiri karanlıktı. Otomatiğe bastı genç adam. Yanan cılız ışık ancak önlerini görmelerine yetiyordu. Üç kat çıktılar bir şey konuşmadan. Sonra cebinden çıkarttığı bir anahtar destesinden seçtiği birisiyle açtı kapıyı. İçeriden ekşi bir koku çarptı burunlarına. - Haydi gir! Hülya çekinerek süzüldü içeriye. Merakla çevresine baktı. Neredeyse kirden kararmış, beyaz çerçeveli bir cam kapı çıktı önüne. Hafif aralıktı. Yan gözle baktı. Darmadağınık bir oda görünüyordu. Birilerinin burada yaşadığı, en azından bu evin kullanıldığı belliydi. Tarık alışkın tavırlarla oda kapısını açtı. Karşılıklı konmuş iki açılıp yatak olan cinsinden kanepe vardı. Bir de koltuk. Orta yerde üzerinde ekmek kırıntıları bulunan siyah lake bir sehpa vardı. Kanepelerin üzerlerinde buruşmuş, dağınık iki battaniye ve kirden neredeyse rengi bile belli olmayan iki yastık vardı. - Burası bir arkadaşımın evi. Burada kalırsın. Hülya korkarak kırpıştırdı mavi gözlerini: - Ya arkadaşın? - O yok burada. Gelmez. Arar söylerim ben ona. Gördün işte, demin aradım ama bulamadım. Ben seni yoklarım. Bütün cesaretini topladı genç kız. Yalvaran gözlerle baktı delikanlıya: - Ya biz... Biz ne olacağız? Tarık yüzünü buruşturdu: - Tamam, konuşacağım annemlerle, merak etme, bana biraz fırsat ver. En kısa zamanda... Biraz rahatlamıştı. Çevresine bakındı. - Önce burayı bir temizlemeli... Tarık alaycı bir tavırla güldü: - Bak işte, sana para da vereyim... Derhal itiraz etti Hülya, mavi gözleri kocaman kocaman açılmıştı: - Benim param var! Annenin verdiği parayı da al götür, istemem. - Saçmalama, sendeki para neye yeter ki... Gözleri kısıldı Hülya’nın: - Sen gelmeyecek misin nasıl olsa? Tarık hemen başını salladı: - Geleceğim, tabii geleceğim ama, şu anda evde hiçbir şey yok. Al bu anahtar. Köşede manav, bakkal falan var. İhtiyacın neyse al. Rahatına bak. Ben her şeyi halledeceğim. Şimdi gitmem lazım. Bu sözlerden sonra kaçarcasına uzaklaştı evden. Hülya bir kez daha baktı etrafına. En azından başını sokacağı bir yer bulmuştu. Hemen ortalığı toplamaya başladı. İlk önce pencereleri açmakla başladı işe. Mutfakta olduğu gibi bırakılmış bulaşıklar yüzünden evin içine sinen ekşi kokuyu def etmesi lazımdı. Hemen işe koyuldu. Yaklaşık üç saat sonra pırıl pırıl olmuştu ev. Bir rahatlık duydu içinde. Karnının acıktığını fark edince hemen anahtarını alıp yiyecek bir şeyler almak amacıyla dışarı çıktı... Dar sokakta ilerlerken yüreğindeki huzursuzluk yeniden yerleşiyordu yavaş yavaş... * DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT