BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yaslı kadın sevgiyle baktı gençlere...

Yaslı kadın sevgiyle baktı gençlere...

Ekrem bey oldukça heyecanlı görünüyordu. Nikah dairesinin kapısında durmuş, hem gelen ziyaretçileri karşılıyor, hem de sık sık saatine bakarak hemen üç adım ileride duran eşi Nergis hanıma seslenip duruyordu:



Ekrem bey oldukça heyecanlı görünüyordu. Nikah dairesinin kapısında durmuş, hem gelen ziyaretçileri karşılıyor, hem de sık sık saatine bakarak hemen üç adım ileride duran eşi Nergis hanıma seslenip duruyordu: - Nergis, nerede kaldılar yahu! Saat kaç oldu... Neredeyse beş defadır aynı soruyu duyan kadın bulunduğu yerden süzülerek kocasının yanına geldi. Biraz da sert bir sesle söylendi: - Bağırıp durma ayol! Herkes seni duyuyor, gelirler şimdi. Fotoğrafçıya gidecekti çocuklar. Ancak, bilmiyor musun sen trafiği. Biraz Meserret hanımın yanına git. Kadıncağız tek başına kaldı. Ekrem bey telaşlı bir tavırla yaşlı kadının durduğu tarafa yöneldi. Elindeki ipek mendiliyle durmadan alnında biriken terleri siliyordu. Lacivert takım bir elbise giymişti. Bordo çiçekli lacivert bir kravat takmış, kır saçlarını ıslatarak geriye doğru taramış, uzun boylu yakışıklı görüntüsü daha da etkileyici bir hal almıştı. Gözlerinin samimi pırıltısı zeki bakışlarıyla birleşiyor, adeta yaramaz bir çocuk anlamı kazanıyordu. - Meserret hanım, geç kaldı çocuklar... Bir saat kaldı nikaha... Onun telaşlı aceleci haline gülmekten kendini alamadı yaşlı kadın. Sakin sesiyle teselli etti: - Şimdi gelirler Ekrem bey kardeşim, gelirler... Adam boynunu büktü: - İşte ben aceleciyim böyle. Bizim hanım da en çok bu huyuma kızar. Beklemeye hiç tahammül edemem. Bu sırada nikah salonunun önüne Aylin’in son derece sade bir kurdele ve önünde bir buket çiçekle dizayn edilmiş küçük arabası yanaştı. Meserret hanım heyecanına engel olamayarak atıldı: - İşte, geldiler... Önce Hakan indi arabadan. Siyah, yakaları parlak smokininin içinde son derece yakışıklıydı. İnce bir papyon takmıştı. Gözleri parlıyordu. Dolaşarak arabanın şoför mahallinin kapısını açtı. Uzun, kabarık etekli, dantel işlemeli gelinliği içinde Aylin olduğundan daha güzel görünüyordu. Salon girişinde bekleyen davetliler alkışlamaya başladılar. Nergis hanımın gözleri doldu. Ekrem bey ise saklamaya bile gerek duymadan ağlıyordu. Meserret hanımın dudakları kıpırdıyor, yürekten dua ediyordu oğluyla gelinine mutlu olmaları için. İnci gibi yaşlar son yıllarda iyice buruşmuş yanaklarına yuvarlanarak düştü. İki genç elele tutuşarak çıktılar merdivenleri. İkisi de gülücükler saçıyordu etrafa. Hemen gelin ve damat için ayrılmış bekleme odasına girdiler. Nergis hanım da peşlerinden. Odaya girer girmez aynaya yöneldi Aylin. Eğildi iyice, yüzüne baktı. Birkaç adım geri çekilip duvağını inceledi sağa sola dönerek: - Saçım bozulmamış değil mi Hakan? Genç adam terlemiş, ceketini çıkartmıştı. Başını iki yana salladı: - Hayır canım. Çok güzelsin... Keyifli bir tebessümle teşekkür etti genç kız. Nergis hanım ise acele acele kimlerin geldiğini anlatıyordu. O sırada usulca kapı açıldı. Meserret hanımın başörtüsünün altından gözüken kır saçlı başı uzandı içeriye: - Gelebilir miyim çocuklar? Aylin fırladı Hakan’dan önce: - Ne demek anneciğim, gelin lütfen... Yaşlı kadın sevgiyle baktı gençlere. Gelinini uzanıp öptü yanaklarından. Oğluna döndü sevgiyle. Gözleri dolmuştu yeniden. Hakan hemen atıldı: - Anne, ağlama artık. Bak her şey çok güzel... Yaşlı kadın sarıldı oğluna. Onun bakışlarında hâlâ daha gizli kalmış bir hüznün görüldüğünü fark etmişti. Titrediğini hissetti. * DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT