BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Neştersiz ameliyat; Oruç

Neştersiz ameliyat; Oruç

Ramazan ayında tutulan oruç, on bir ay devamlı çalışan mideyi ve ona bağlı olarak da diğer organların dinlenmesini sağlıyor. Özellikle kalp ve karaciğerin kendini toparlamasına imkân veren oruç sayesinde, vücudumuzun biyolojik dengesi yeniden kuruluyor.



Ramazan ayında tutulan orucun insan ve toplum ilişkileri gibi sosyal yönden sağladığı faydalar, Müslüman olmayan yabancı psikologlar tarafından da incelenmiş ve kabul edilmiş bir gerçektir. Oruç sadece sosyal yönden değil vücudun sağlığı açısından da büyük önem arzediyor. Orucun sağlığımıza faydaları konusunda görüştüğümüz, Türkiye Özel Marmara Polikliniği Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Osman Artuç, şunları söyledi: Açlığın ne demek olduğunu anlayan kişinin hayata bakış açısı değişiyor, daha anlayışlı ve yardımsever oluyor. Bu orucun sosyal yönden bize kazandırdıklarından sadece bir tanesi. Oruç, nefsi terbiye etmek ve iradeyi güçlendirmek açısından son derece faydalı. Yiyip, içebileceği zamanlarda iradesini kullanmak isteklerini engelleyip belli bir süre birşey yapmamayı başaran kişinin kendine olan güveni de artmış olur. Ayrıca açlıklarını diğer Müslümanlar’la paylaştıkları, iftar vakti hep beraber yemeye başlayacaklarını akıllarına getirmeleri de insanlara psikolojik açıdan büyük bir mutluluk sağlıyor. Mideye yüklenmemeli Ramazan’da dikkat edilmesi gereken hususlar şöyle sıralanabilir, yemek yeme aralığı uzadıkça şiddetli açlık duyulur ve iftarda fazla yenir. Çünkü insülin doğrudan kan glikoz (şeker) seviyesini düşürüp, açlık mekanizmasını artırarak besin alımını fazlalaştırır. Bu sebepten iftarda birden yemeğe yüklenmek zararlıdır. Azar azar ve sık sık yemek sindirim sistemini rahatlatır. İlk önce sulu sonra da reçel, bal gibi gıdalardan birer tatlı kaşığı kadar alınıp, kan şekeri düzeyi yükseltilmelidir. Yemeğe geçilmesi bundan yaklaşık 10 dakika sonra olmalıdır. Hafif yemekler yenilmeli Ramazan’da yemeklerin çok yağlı olmamasına dikkat edilmelidir. Aşırı yağlı yemeklerden ve kızartmalardan kaçınılmalıdır. Aşırı yağlı yiyecekler hem kalp, hem de damar sağlığı açısından zararlıdır. Ayrıca, fiziksel aktiviteyi de engeller. Ramazan tatlıları da yemekler gibi hafif olmalıdır (sütlü tatlılar, komposto gibi). Tatlı ve meyveler yemekten yarım saat sonra yenmelidir. Ramazan’da yemek yeme alışkanlığı bağırsak çalışmasını yavaşlatır. Sebze yemeklerine, salatalara ve kompostolara ağırlık verilmelidir. Sahurda ise hafif kahvaltı, çorba gibi sindirimi kolay yiyecekler tercih edilmelidir. Bir de yemekler fazla tuzlu olmamalıdır. Aksi takdirde gün boyunca sıvı isteğimiz artacaktır. Karaciğer de dinleniyor Oruca niyet eden kişinin beyni, yemek emri vermediği için mide asit salgısı durur; hazım sistemi dinlenmeye geçer. Vücudun laboratuvarı olan karaciğer, midenin dinlenmesine (teneffüsüne) uyar, 50’ye yakın görevini yavaşlatarak, kendini yenileme fırsatı bulur. Oruçla beraber kandaki kolesterolün düştüğü, damar civarlarında biriken eski kolesterolün yavaş yavaş çözülerek damar sertliğinin azaldığı tespit edilen bir gerçektir. Bilhassa öğleden sonra oruçlunun tansiyonu daha düştüğünden, kalp tıkanması ve felç sebeplerinin ortadan kalktığı tıp tarafından kabul edilmektedir. Oruç tutan 300 ihtiyarın tansiyonu üzerinde yapılan incelemede, kendilerinde en ufak Arterioskleroz (felç ve kalp tıkanma) sebepleri belirtisine rastlanamamış, yaşları 65’den yukarı olmalarına rağmen tansiyonlarının 12’nin üstüne çıkmadığı da müşahade edilmiştir. Bütün organlar rahatlıyor Mide rahatlığı, vücuttaki bütün organların rahatlamasını sağlar. Böbreklerin yükü azalır, kanın yoğunluğu düşer, kandaki yağlar vücut tarafından yakılır. Oruç sayesinde, vücuttaki toksinlerin (zehir) azalması sebebiyle sinir sistemi de rahatlar. “Sinir sistemi yorgunluğu” adı verilen hastalığı da tedavi eder. Oruç tutan insanda akciğer, karaciğer, böbrek ve deri gibi boşaltım organlarının temizleme görevleri de artar. Buralarda birikmiş olan artık ve toksik maddeler hızlı bir şekilde dışarıya atılır. Mesela oruç esnasında, idrar içerisindeki toksinlerin yoğunluğu normal zamana göre 10 kat artmaktadır. Kalbe gelince, midenin devamlı baskısı yok stres, yok damar sertliği en alt düzeyde veya yok denecek derecededir. Üç düşmanından kurtulan kalp daha ne isterki. Kansere karşı savunma Kanser üzerinde yapılan bir araştırmanın neticesi şöyledir: Oruçlu kimselerde adrenalin ve kortizon hormonları kana daha kolaylıkla ve rahatça karışmaktadır. Bu hormonlar tesirlerini kanserli hücreler üzerinde de göstermektedir. Böylece adı geçen hormonlar kansere karşı bir çeşit kalkan rolünü oynamakta, yani kanser hücrelerinin çoğalmasını önlemektedir. Oruç tutan bünye adeta bakıma girmekte, iç organları saran yağlar erimekte, vücudun zindeliği artmakta, direnme gücü kazanarak, mide, böbrek, şeker, kalp ve karaciğer hastalıklarına karşı mukaveme etmektedir. Bıçak altına yatmadan Dr. Buchinger “Şifalı Oruç” kitabında, bizzat kendisinin tehlikeli bir mafsal hastalığına yakalandığını, kasların eriyerek, karaciğerinin büyüdüğünü, safra kesesinin iltihaplandığını görünce oruç tutmaya başladığını, belli bir süre perhize dikkat edip oruca devam edince şifa bulduğunu kaydederek kitabını şu cümlelerle bitiriyor: “Oruç bıçağa gerek duyulmadan yapılan ameliyattır.” 1421 senedir Müslümanlar’ın Allah-ü Teâlâ’nın lütfû ile yararlandığı bu nimetlere sahip olabilmek için, günümüz dünyasında milyonlarca kişinin neler feda ettiğini düşünmeye değmez mi ne dersiniz sevgili okuyucular?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109110
    % -0.51
  • 3.8657
    % -0.65
  • 4.5562
    % -0.59
  • 5.1893
    % -0.59
  • 156.34
    % -0.17
 
 
 
 
 
KAPAT