BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > TV Magazin

TV Magazin

Çağdaş ozan ... Belkıs Akkale İzzet Altınmeşe ile yeniden ... Sunucu olmak istiyor ... ‘Modern Nasrettin’ ...



Çağdaş ozan Üniversite yıllarında “Grup Baran” ile başlayan müzik hayatını şimdi tek başına sürdüren kent türkülerinin lirik ozanı Onur Akın kentli insanın dertlerine ortak olmaya çalışıyor. Kent türküleriyle, sahip olduğu farklı sound’uyla müzik dünyasında farklı bir yeri olan Onur Akın ile gündemsiz konuştuk. -Bize Onur Akın’ı anlat -Onur Akın, Van gölünün kenarında şirin bir ilçe olan Ahlat’da dünyaya gelmiş... Öğretmen bir ailenin çocuğu olmam dolayısıyle kendimi bildim bileli İstanbul’da kentli kültürü ile büyüdüm. Hayatıma dair her şey, bestelerimde kullandığım her element İstanbul kaynaklıdır. O zaman adı İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu olan “İletişim Fakültesi”ni okurken bu farklılığı sezip arkadaşlarla müzik yapmaya başladık. “Grup Baran” Onur Akın’ın besteleriyle farklı bir sound ve müzik türüyle insanların huzuruna çıktı. Beş sene süren bu serüvende iki albüm yaptık. “Yediveren” ve “Kuytuda Başak” adındaki albümlerimizle o gün bile ses getirmiştik. Şehirli insan bizi benimsemişti. Daha sonra solo çalışmaya başladım. İlk albümüm olan “Gözlerimde Bulut”’u 1993 yılında çıkardım. Daha sonra sırasıyla 1995’te “Nereye Ey Güzel İnsanlar” 1997 ‘de “Aşk Bize Küstü” 1999’da ise “Asi ve Mavi” albümleriyle sevenlerimin huzurundaydım. 2000 yılında çıkardığım albümün adı ise “Ey Hayat”. -Daha çok insan merkezli besteler yapıyorsun? -Hayatın ve herşeyin merkezi insan. Ürettiğimiz bütün şarkılar, yazılan bütün şiirler, üretilen bütün sanat eserleri insanlar içindir. Onların daha mutlu, daha sevgi dolu bir dünyada mutlu olmaları içindir. Biz de bu mantıkla hareket ediyoruz. -Ticari kaygın yok mu? -Bana göre bir sanatçının asli görevleri içerisinde ticaret öncelik arzetmez. Fakat sanatçı da yaşadığı toplumda sadece sanatını yaparak yaşayabilecek ekonomik altyapıyı da kurabilmelidir. Ürettiğiniz şeyler bir kitle oluşturuyor ve bir kesim tarafında da olsa benğeniliyorsa bunun mutlaka bir dönüşümü olacaktır. Ama dönüşüm olsun diye sanattan taviz vermek ve bu manada erozyonu körüklemek bana çok ahlaklı gelmiyor. -Şarkıcıdan çok seni besteci kimliğinle tanıyoruz. Bestelerinin kaynağı ne? -Sanatçı hayatı taklid eden değil bizzat yaşayandır. Yani ürettiği her şeyin kaynağı hayatın ta kendisidir. Yaşadığımız herşey, acılarımız, kavgalarımız, sevdalarımız, hüzünlerimiz hayata dair ayrıntılardır. Bu denklem içinde insanı hedef alan besteler yapmaya çalışıyorum. Bunu yaparken de dilinin kalitesine çok dikkat ediyorum. Bestelediğim bütün şarkıların sözleri bu ülkenin bilinen ve tanınan şairlerinin şiirlerinden yola çıkarak yapılmış eserlerdir. Yıllar sonra bir şiiri nasıl ilk günkü tadıyla okuyabiliyor veya dinleyebiliyorsanız. Onur Akın’ın şarkılarını ve bestelerini de yıllar sonra aynı keyifle dinleyebileceğinize inanıyorum. -Pop corn gibi değil yani? -Evet bunlar zamana yayılacak ve gelecek zamanda da olacak zihinlerde yer edecek eserler. Dinleyenlerin, yaşayanların kendi hayatlarından kesitler bulduğu şarkılar olduğu için unutulmayacaktır. Ben buna inanıyorum. bunu bir iddia olarak ortaya koymuyorum. Bunu geçmiş üretimlerimde de yaşadım. İlk albümümde okuduğum bir şarkı mesela “Bekle Bizi İstanbul” aradan 13 yıl geçmesine rağmen bugün halâ talep bulmakta, halâ o albüm sorulmakta ve satılmaktadır. Geçici değil kalıcı eserler ürettiğimi düşünüyorum. -Bundan sonraki hedeflerin neler? -Öncelikle ben bir besteciyim. Sanatçı olmanın ilk şartı da üretim olduğuna göre ben yine halkımın seveceği, onun hayatından kesitleri barındıracak eserleri üretmeye devam edeceğim. Geçmişe baktığımda utanacağım, keşke yapmasaydım diyeceğim ne bir şarkım ne de bir albümüm bulunmaktadır. Bu anlamda kendimi mutlu sayıyorum. Bundan sonra da “Onur Akın” dinleyicisini sükutu hayale uğratmayacak eserler vermeye devam edeceğim. Halkımın beğenisi sanatımdan taviz vermemi asla mümkün kılmayacaktır. -Yolun ve bahtın açık olsun Teşekkür ederim. Belkıs Akkale İzzet Altınmeşe ile yeniden Belkıs Akkale ve İzzet Altınmeşe’nin 1988 yılında çıkardıkları “Düet Türküler” Ulus Müzik etiketiyle yeniden piyasada Türk Halk müziğinin iki ünlü ismi Belkıs Akkale ve İzzet Altınmeşe’nin 1988 yılında çıkardıkları “Düet Türküler” Ulus Müzik etiketiyle yeniden piyasada... Bir dönemin en sevilen türkülerini beraber seslendiren iki ünlü sanatçı bu albümde Aşık Veysel, Aşık Devrani Baba ve Aşık Daimi gibi ünlü aşıkların eserlerine yer vermişlerdi. 14 parçadan oluşan albüm, “Ezgi Şöleni” adıyla piyasaya verildi. Sunucu olmak istiyor Dilek Sadıkoğlu’nun gönlünde televizyonlarda sunucu olmak yatıyor. Alanya’da düzenlenen “Miss Golden Of Turkey 2000” Güzellik Yarışması’nda tacı kimseye kaptırmayan Dilek Sadıkoğlu’nun gönlünde televizyonlarda sunucu olmak yatıyor. Açık Öğretim öğrencisi Dilek Sadıkoğlu 1.74 boyunda. Sadıkoğlu, “Herkes manken olmamı öneriyor. Halbuki ben birikimimi ve güzelliğimi TV sunucusu olarak değerlendirmek istiyorum” diyor. Yarışma Can Ajans-Hasan Can tarafından organize edildi. ‘Modern Nasrettin’ Görme özürlü gazeteci Barbaros Uzunöner, yazdıkları ve gösterileriyle büyük ilgi topluyor. Kendisine “Modern Nasrettin Hoca” denilen Barbaros Uzunöner bir gazetede muhabir olarak çalışırken işine son verilince yazmaya başlamış... Hikâyeler ve tiyatro oyunları yazan Barbaros Uzunöner, kendi yazdığı “Barbaros’un Gözüyle” adlı bir stand-up gösterisi de yapıyor. Yüzde 10 görebilmesine rağmen hayata sıkı sıkı bağlı stand-up’çı bugünlerde özbek şarkıcı Şahsenem ile olan birlikteliğinden daha çok stand-up başarısıyla konuşuluyor. Avrupada da çok sevilen standup’çı ulusal bir TV kanalının avrupa yayınında program yapıyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT