BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Seninle mutlu olacağıma inanıyorum...”

“Seninle mutlu olacağıma inanıyorum...”

Nikahtan sonra hep birlikte Ekrem beyin davetlisi olarak bir akşam yemeği yemek için lüks restoranlardan birine gidilmişti.



Nikahtan sonra hep birlikte Ekrem beyin davetlisi olarak bir akşam yemeği yemek için lüks restoranlardan birine gidilmişti. Aile arasında keyifli bir yemek yenmiş daha sonra da Ekrem bey ve Nergis hanım Meserret hanımı da alarak kendi evlerine, villalarına dönmüşlerdi. Genç evliler de yeni kurdukları yuvalarına doğru yola koyuldular. Arabayı Aylin kullanıyordu. Yan gözle yanında oturan kocasına baktı: - Yoruldun mu Hakan? Genç adam başını geriye attı. Kafasını koltuğun başlığına dayadı: - Sen yorulmadın mı? Gülümsedi Aylin. Gözünü yoldan ayırmıyordu. Bir süre konuşmadılar. Sonunda yeni evlerinin önünde usta bir manevrayla park etti arabayı. Hakan onun inmesine de yardım etti. İçeri girdiler. Çok sevimli, küçük bir evleri vardı. Birlikte beğenmişlerdi mobilyaları. Hepsi sade ama son derece kullanışlıydı. Hakan bu işi bildiği için kalitesine de özen göstermişler, güzel şeyler seçmişlerdi. Açık kahverengi ve turuncu rengi hakimdi salonda. Yerler halı kaplıydı. Mutfakları ise çam desenli dolaplarla kaplanmıştı. Hoş, sıcak ve keyifli bir havası vardı evin. Evlerine girer girmez Aylin mutfağa gitti ve bir bardak su içti kana kana. Sonra bardağı gösterdi genç adama: - İster misin? Başını iki yana salladı Hakan. Kendini koltuklardan birine atmıştı. Ayaklarını birbirinin üzerine koyup uzatmıştı sehpanın üzerine. Papyonunu çıkartmış, gömleğinin en üst düğmesini açmıştı. Esprili bir şekilde mırıldandı: - Evlenmek çok yorucuymuş yahu! Gülümsedi Aylin. Duvağını çıkartıp kocasının karşısındaki koltuğa oturdu Hakan yan gözle baktı ona: - Bir kahve yapayım mı sana? Aylin kısa bir kahkaha attı: - Hah, hah, hah, otur da ben yapayım. Hakan fırlamıştı bile. Eliyle işaret ederek durdurdu karısını: - Yooo, sen benim kahvemi bilmiyorsun, çok güzel yaparım. Keyifle tebessüm etti genç kız. Arkasına yaslandı: - Eh, haydi bakalım. Bak çok beğenirsem bundan sonra bütün kahveleri sen yaparsın ona göre... Çok geçmeden bol köpüklü iki fincan kahveyle geldi genç adam. Aylin merakla sordu: - Nereden öğrendin kahve yapmayı? Arkasına yaslandı Hakan. Bir yudum aldı fincandan. Ağzını şaplattı tadını çok beğenmiş olduğunu göstermek için: - Dükkanda yapardık. Abdi usta çok tiryakiydi. Askere gitmeden önce hep ben yapardım kahvelerini onun. Aylin’in yüz hatları ciddileşti birden: - Ona bir şey oldu mu acaba? Hiç aklımıza gelmedi arayıp sormak... - Onların mahallesinin yıkılmış olduğunu duymuştum. Bırak, yaşadığını sanayım Aylin, ölüm haberini duymak çok sarsıyor beni... Hiç yakıştıramıyor insan... Aylin, dikkatle baktı kocasına. Başını eğdi. Gözlerini yere indirdi. Hakan onun ne düşündüğünü hemen anlamıştı: - Sakın başka şeyler getirme aklına. Ölüm haberi kim olursa olsun hırpalayıcı... Düşün bir kere... Bir insan. Birkaç gün önce etiyle kemiğiyle canlı bir insan. Aklına bile getirmezsin ölümle onu yan yana. Hiç yakıştırmazsın, sanki hiç ölmeyecekmiş gibi düşünmezsin birlikte. Sonra birden bire... Sustu. Karısına dönüp yumuşacık bir sesle fısıldadı: - Seni seviyorum Aylin. Hayatımı seninle sürdürmek istiyorum. Seninle mutlu olacağıma inanıyorum... * DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT