BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sırat köprüsü ve diyet

Sırat köprüsü ve diyet

Türkiye uçurumun kenarından döndü. Kriz gemlenemeseydi bunalım reel sektörü de vuracak ve işin içinden çıkılamaz bir noktaya gelinecekti. Krizin faturası pahalı borçlanma olacak ve enflasyona bir miktar katkı yapacaktır. Diyeti de yine büyük ölçüde çalışan kesim ödeyecektir...



Abartısız Türkiye uçurumun kenarından döndü. Hızlı hareket edilip tedbir alınamasaydı finans sektöründeki bunalım reel sektörü de vuracak ve işin içinden çıkılamaz bir noktaya gelinecekti. Doğrusunu isterseniz bu noktada hem IMF, hem ABD, hem de G-7’ler hızlı davrandılar ve Türkiye’ye yardım eli uzattılar. Kuşkusuz bu yardıma koşmaların problemin geçmişteki Uzak-Asya ya da Rusya krizlerini çağrıştırmasının ve bu itibarla da bunalımın globalleşmemesinin payı elbette var ama yine de bu çevrelerin sıcak ilgisi kayda değerdir. Özelleştirme tam gaz Stand by taksidi ile beraber 10 milyar doları aşan IMF şırıngası haberi piyasaları kendine getirdi. Önceki günden itibaren faizler inişe geçerken, borsa tavan yapıyor. En önemlisi IMF ile yapılan anlaşma ile sırat köprüsünden dönülerek bir yıldır büyük fedakarlıklarla uygulanan ekonomik program kurtarıldı. Dahası, 2001 programı da garantiye alındı. Peki Türkiye acil olarak ne mi yapacak? Soluk almaksızın özelleştirmede teyakkuzda olacak. Telekom ve THY’nin özelleştirilmesi için 14 Aralık’ta fiile geçiliyor. Ardından elektrik sektörü gelecek. Bu büyük özelleştirmeleri diğerleri takip edecek. Hasar büyük Gelelim kontrol altına alınan krizin faturasına. Bilanço abartısız ciddi bir hasarı gösteriyor. Tatlı kârlara alışan enflasyon lobileri ve onun finans sektöründeki temsilcilerinin sebep olduğu bunalımın neden olacağı sonuçlar ya da ödenecek diyetler özetle şöyle: -Krizle beraber Türkiye’nin borçlanması daha da zorlaşacak ve en önemlisi borçlanmanın maliyeti artacak. -Hazinenin iç borçlanma maliyetleri de önümüzdeki süreçte artacaktır. Ateşin düşmesine rağmen faizlerin yüzde 30’lara inmesi hemen mümkün görünmüyor. Bu durum da hazine ihalelerinde pahalı satın almayı getirecek. -Yüksek faizler kural gereği üretim maliyetlerini de artıracaktır. Reel sektör paranın fiyatına göre hareket edeceğinden “zam” yoluna gidecek ve bu da enflasyonu artıracaktır. Buna göre Aralık enflasyonu da öngörülenden fazla çıkacaktır. Kuşkusuz krizin faturasını herkes bir ölçüde ödeyecektir. Mesela araç vergilerinde olduğu gibi geniş kitleleri ilgilendiren ilave yükler sözkonusudur. Fatura kime? Ancak ağırlıklı yük yine çalışanların omuzunda olacak gibi görünüyor. IMF bu kesime yapılacak zammın enflasyon hedefinde olmasında ısrarlı. Bu durumda çalışan kesim yüzde 10’larda zam alacak demektir. Bu tablo da üç yıldır zaten reel olarak ücretleri yüzde 30 gerileyen bu kesime ilave bir darbe demek olacaktır. Çalışanlara paralel tarım ve esnaf kesimi de önümüzdeki yıl ciddi anlamda bunalacaktır. 2001 yılı muhtemelen işletmelerin iflas bayrağını çekeceği yıl olacaktır. Sıkıntı ve hedef Göründüğü kadarı ile önümüzdeki bir yıl Türkiye için en çetin dönem olacaktır. 2001’de Türkiye hem bozulan dengeleri rayına oturtacak, hem de enflasyonla mücadelesini sürdürecek. 30 yıllık pahalılık canavarı ile boğuşmak ve onu çile çekmeksizin yok etmek mümkün değil. Bu itibarla Türk halkı bir süre daha çile çekecek. Çile faturaları banka hortumları ve depremlerle de kabarmıştır. Buna bir de son krizde olduğu gibi “Önce ben sonra Türkiye” diyen kimi çevreler de eklenince fatura daha da ağırlaşmıştır. Türkiye bankacılık sektörünü hiç vakit kaybetmeksizin ıslah etmeli ve bir haftada 6 milyar dolara mal olan sistemi artık tedavülden kaldırmalıdır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109247
    % 1.23
  • 3.8254
    % -0.26
  • 4.5078
    % 0.05
  • 5.1125
    % -0.48
  • 153.62
    % -0.29
 
 
 
 
 
KAPAT