BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Neyse?!..

Neyse?!..

Helsinki'den sonra AB'nin içinde Atina ciddi bir atağa kalkarak, Ankara'nın tam üyeliğini veto edemeyeceğini bildiği için, ortaklık paketine "Ege ve Kıbrıs"ı sokuşturarak, şirin gözükmeye çalışıyor; ama bu kavşaktan istifade ile Türkiye'den taviz kopartmaya gayret ediyordu.



AB'nin son -pazartesi- toplantısı önemliydi. Çünkü, bir güçler savaşı kopmuştu. Helsinki'den sonra AB'nin içinde Atina ciddi bir atağa kalkarak, Ankara'nın tam üyeliğini veto edemeyeceğini bildiği için, ortaklık paketine "Ege ve Kıbrıs"ı sokuşturarak, şirin gözükmeye çalışıyor; ama bu kavşaktan istifade ile Türkiye'den taviz kopartmaya gayret ediyordu. Aslında, amacı, Türkiye'nin geri adım atmasını sağlamaktı. Yani, o oyunbozanlık yapmayacak; biz fevrî davranıp, bir çuval inciri berbat edecektik. Kurgu buydu!... Doğrudur, Türkiye fevrileşti. Bu arada AB'de bazı densizliklerde bulunanlar oldu. İyi ki de bulunmuş; çünkü, bu "fazla" çıkışlar, genelde antipati topladı ve onların geri adım atmalarını sağladı. Mahcubiyetten. Ankara, bize de diğer üye ülkelerle aynı kıstası -Kopenhag kriterlerini- uygulayın, ekstra bir şey çıkartmayın, yani ayırımcılık gütmeyin diyordu. Ege ve Kıbrıs koşulları "fazladan" gözükmüştü. Bu defa AB titiz davrandı. Kopenhag, asıl kriterlerdir. Ege ve Kıbrıs tavsiyedir, dedi. Türkiye kazandı. Aksi Atina'nın lehine olurdu. Orta yol ise işin kararının ileriki toplantıya ertelenmesi olurdu. Kazanan, o açıdan, Türkiye'dir. Aslında, Türkiye fazla tepki göstermişti. Çünkü, Ege ve Kıbrıs "tavsiye" cümlesinden öteye geçmemişti. Kriterlerin içine zaten konmamıştı. Ne var ki, kavram kargaşası önlendi. Asıl Türkiye kurtuldu. İç "canipten..." Çünkü, AB'nin tavrını bahane ederek, Türkiye'deki anti-reformcu lobiler mesafe alabilirlerdi. Bakın, demedik mi, bunlar bizim ülkemize dinamit koyuyorlar, altını oyuyorlar diye at koşturup, AB'nin de istediği yeniden yapılanma ve demokratikleşmenin önünü kesmek için malzeme bulabilirlerdi. Türkiye o açıdan bir "engeli" daha aştı. Bir nokta daha var, anılması gereken. O da şu pazartesi günü, ABD'nin tavrı, AB'deki lobisi etkin olmuştur. ABD, AB'deki süreci, Türkiye lehine yakından izlemekte ve yerinde müdahalelerle ağırlığını koymakta. Giderayak Clinton da öyle yaptı. O da bizim "ombudsman"ımız!.. AB'nin aklı Türkiye açısından karışık. Akdeniz ülkeleri, İskandinavlar'a karşı Türkiye'yi kendi ekiplerinden görüp, destekliyor. İngiltere, serbest ticaret için Türkiye'yi istiyor. Fransa da öyle. Almanya vizyonu olan tek ülke. AB'nin geleceğini en çok o düşünüyor. Öte yandan AP'de radikaller, Türkiye demokratikleşsin, öyle gelsin diyorlar. Liberaller, Türkiye girerse, demokratikleşir, diyorlar. Hıristiyan Demokratlar ise hâlâ dinî nedenlerle bize karşılar. Dengeler çok bıçak sırtı. Şu anda kazandık. Yarın ne olur, bilemem. Neyse...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT