BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aşk her şeyi halleder mi?

Aşk her şeyi halleder mi?

Evlilik kurumuna taktım yine bugünlerde. Her zaman evlilikten yana olmuşumdur. İki insan birbirini sevdiyse neden bir aile oluşturmasınlar ki, diye düşünmüşümdür. Ama galiba biraz aceleci bir yapıya sahibim. Bana göre aşk varsa bir an önce evlilik de olmalı.



Evlilik kurumuna taktım yine bugünlerde. Her zaman evlilikten yana olmuşumdur. İki insan birbirini sevdiyse neden bir aile oluşturmasınlar ki, diye düşünmüşümdür. Ama galiba biraz aceleci bir yapıya sahibim. Bana göre aşk varsa bir an önce evlilik de olmalı. Acaba bu ne kadar doğru? Ya da ailelerin bazı evliliklere karşı çıkmasının hiç mantıklı bir yönü yok mu? İnsan aşıkken, karşısına çıkan her türlü engelden nefret ediyor. Hiç kimse negatif bir söz etmesin istiyor. Edene de inanmıyor zaten. “Bunlar beni anlamıyorlar” deyip geçiyor. Halbuki üçüncü göz, her zaman daha objektif olabildiği için yanılmıyor. Aşk, her problemin üstesinden gelebilir mi? İlk zamanlar evet. Çünkü o ilk günlerde heyecan daha yoğundur. Kaybetme korkusu vardır. Kişiler, sevdiği insanı kırmaktansa kendileri kırılmayı tercih ederler. Bu belli bir süre devam eder. Ta ki işin içine aileler ve hesapta olmayan sorumluluklar girinceye kadar. Hiç hissedilmeden sinirler gerilmeye başlar. Bir gün, bir gün daha derken en sinsi düşman sahneye çıkar. Alışkanlık! İlk başta kendisi kırılmayı tercih eden insan, “bana ne biraz da o düşünsün” demekte olduğunu fark etmez bile. Halbuki aşkı aşk yapan kırılgan inceliğidir. Bir hecede, bir bakışta bir ömürlük duygu yüklüdür o varken. O nazik ve az bulunur değeri zedelemeye başladığınız zaman çeker gider. Geriye, dediğim gibi, alışkanlık, ailelerin baskısı ve hayatın zor koşulları kalır. Taraflardan birisi, alabildiğine fedakâr ve sessiz değilse kavgalar çıkmaya başlar. Kısacası bir tarafın veren taraf olması, evliliğin sürebilmesi için tek koşuldur. Bizimki gibi toplumlarda veren tarafın kadın olması beklenir. Hatta beklemeye bile gerek yoktur. Baştan o şekilde tayin edilmişçesine davranır herkes. Erkek, sadece erkek olarak doğduğu için daha kaprisli olmaya hak kazanmıştır insanoğlunun bilinçaltında. Bu fikri her erkek sevinerek kabul edecektir. Çünkü sonuçta gurur okşayıcı bir fikir. Ama kadınların bunu hazmetmeye ne denli meyilli oldukları tartışılır. Dengeler eskisi gibi olsa yani eve ekmeği sadece erkek getirse ve o, ailenin reisi olarak yaşamanın ağırlığını taşısa hak vereceğim bir ölçüde. Ama günümüzde bir kişinin kazandığı para ile geçinmeye imkan yok. Bu durumda kadın, her şeyden önce eğitiliyor. Eğitilmek demek düşünmeye ve soru sormaya başlamak demek. Aldığı eğitimin sonucunda çalışmaya ve para kazanmaya başlıyor. Bu da ortak hayatı paylaşmak demek. Yani eşit söz hakkı anlamına geliyor. Bu tabloda kadının erkeğe aşkı dışında herhangi bir bağımlılığı olmuyor. Olmayınca da aşk bittiğinde sesini yükseltiyor, talep eder hale geliyor. Bu şekilde davranılmayı istemeyen erkek mantığı hemen tersleniyor. İşte evlilik çatırdadı bile! Benim gözlemlediğim kadarıyla, evliliğini yirmi beş-otuz yıl sürdürebilenler, sürekli kadının sustuğu ve tahammül ettiği örnekler. Hem de susulacak gibi olmayan hadiselerde susuyorlar. Son günlerde magazin basınını takip ettiyseniz mutlaka görmüşsünüzdür. Seda Sayan yine boşanıyor. Ne tuhaf bir tesadüf ki ben de yine boşanıyorum. Bu arada herkesin çok mutlu bir evlilik olduğunu düşündüğü Eser-Engin Noyan çifti de boşanıyor. Bunların hepsi kötü haberler. Kimse boşanmak maksadıyla evlenmez. Ama hiç istenmese de bu sonuç doğabiliyor işte. Üç boşanmada ortak nokta, kadınların para kazanan ve dominant olabildiği karakterler oluşturması. Dışarıdan bakıldığında insanların “keşke benim böyle bir eşim olsa” diyecekleri insanlar ama evlenilince yürümeyebiliyor, görüldüğü gibi. Sayın Sayan, “Sanatçı evlenmemeli” demiş. Galiba haklı. Çünkü sanatçı, hissedebilen, kavrayabilen insan demek. Diğer insanlardan farklı birtakım özellikleri var. Hal böyle olunca kapris yapılmaya, aldatılmaya ve kullanılmaya tahammül edemiyor. Bu satırları okuyan bazı aşık okurlarım bana kızacaktır. Umarım ben haksız çıkarım ve onlar mutlu evlilikler kurup bir ömür boyu sürdürebilirler. Ama unutmasınlar ki ben de aynı amaçla yola çıkmıştım ve şimdi mahkemenin vereceği günü bekliyorum. Sözün Özü Dikkat, aklın en büyük çocuğudur. Levha Hiçle başlayan hiçle biter.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT