BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Oruç değil, intihara tam teşebbüs

Oruç değil, intihara tam teşebbüs

İç içeliklerimizden biri de bir vahim dram. Akrebin yelkovanı ısırmasına beş var. Tehlikeli rakkam 50’ye iki gün kaldı. Demir parmaklıkların arkasındakilerden bahsediyoruz.



İç içeliklerimizden biri de bir vahim dram. Akrebin yelkovanı ısırmasına beş var. Tehlikeli rakkam 50’ye iki gün kaldı. Demir parmaklıkların arkasındakilerden bahsediyoruz. Bir kısım ideolojik hükümlü ve tutuklular bir aydır pasif eylemdeler. Hareketin kıvılcımları 20 hapishaneyi sardı. “F Tipi” denen cezaevleri istenmiyor. Cezaevleri Genel Müdürlüğünden yapılan resmî açıklamaya göre vaziyet şöyle: “Ölüm orucu”ndaki mahkûm ve mevkuflar 167, açlık grevindekiler 173... Gayrı resmî olarak verilen bilgilerde ise sayı daha yüksek. “Ölüm orucu”, “açlık grevi” popüler laflar. Galatı meşhur. Biri intihara tam teşebbüs, diğeri de ona mânen destek olmak. Bunu başka türlü izah etmek abesle iştigaldir. 65 milyonun gözü önünde birtakım insanlar dileklerine itibar edilmemesi sebebiyle kendi canlarına kıyarken kimsenin aldırdığı yok. Bu vebale “suça dolaylı iştirak” denebilir. Bir şahıs, birini öldürmeye tam teşebbüs ettiğinde onu öldürmüş sayılır. Peki kendini öldürmek isteyen!.. O nasıl muamele görecek? Misalleri ortada. Boğaz köprüsünden atlamak isteyenlere yalvara yalvara müdahale ediliyor. Peki onlara müdahale edilirken cezaevlerindekilere niçin karışılmadı? Soruyu en iyi şekilde şu garip mantık cevaplandırmakta. Türk Tabibler Birliği, hekimlerin zikredilen mahkûmlara nasıl davranacaklarını bir kitapçıkta belirtmiş. Bakınız ne ibretamiz hükümler bulunuyor. Fikre ancak bu kadar perende attırılır. Ortada insan hayatı varken laf cambazlığı yapmak acaba hangi duyguyu tatmindir? Buyurunuz: “-Grevci zihinsel olarak ehliyetli, açlık grevine kendi iradesiyle karar vermiş” bu sebeple “belli bir zaman için yiyecek ve sıvı almayı reddeden kişidir. Bir intihar biçimi değildir, protesto biçimidir. Grev ölümle sonuçlanabilir ama temel amaç ölüm değildir.” Şaşırmayınız bu ifadeler TTB’nindir. Aynı şekilde devam ediyor: “-Hekimin bir kimseye” hayatını “sona erdirmekte bilerek ve kararlı olarak yardım etmesi etik değildir. Ancak, hastanın tedaviyi reddetmesi temel haktır ve hekimin hastanın temel arzusuna hürmet etmesi ölümüne” yol açsa “bile etik olmayan bir davranış sayılmaz.” Bu laf kümesinin sergilediği bakış açısı sefaletinin içeridekilerin ruh halinden bir farkı var mı? İntihara zımnen muvafakat eden meslekî bir anlayış böyle bir vak’ada derde derman olamaz. Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, cereyan eden süreci “bir nev’î intihar” sayarak hasta akrabalarını yardıma çağırıyor. Bir nev’î değil doğrudan doğruya intihara tam teşebbüs. Davetin de başta din adamları olmak üzere bütün cemiyete yapılması lazım. Düşüncesi her ne olursa olsun, haklılıkları veya aksi de önemli değil. Gözümüzün önünde bazı kişiler, ölüme sürükleniyor. Yarın belki onlarca vatandaş ölecek. Peki sonra bayram nasıl yapılacak? Trafik kazaları, cinayetler, düğünlerde bile tabanca kurşunlarıyla yıkılanlar, her şeyi öylesine sıradanlaştırdı ki. Eğer... Söz konusu hadise yüzünden borsa, beş puan aşağı düşseydi neler yapılmazdı, neler? Önce terminolojik hata yapılmasın. “Ölüm orucu” değil, intihara tam teşebbüs... Oruç, hayattır, ona ölümü iliştiremezsiniz. Her şey kanunla, polisle hapishane ile hallolmuyor. Mânevi unsurun “laikçi” taassubu ile hapsedilmek istenmesi ters teperek diğer taraftan hapishaneleri doldurdu. İşte sonuç. Duyarsızlık. Bir tarafta ağlayanlar ve ölenler. Bir tarafta uzaktaki bir dünya. Oysa o insanlar, adli bir kararla oradadır. Kişinin iradesi adaletin kararı üzerinde olamaz. Kendi kendilerini cezalandırma hakları yoktur.
KAPAT