BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu senfoni

Bu senfoni

Türkiye'de bazı hafiflikler oluyor. Türedi Jöntürk modeli insanlar farklı birşey söylemiş olmayı marifet addederek yirmi yıl öncesine kadar gündeme gelmemiş konuları biçimlendiriyorlar. Bir Kürt meselesidir gidiyor.



Türkiye'de bazı hafiflikler oluyor. Türedi Jöntürk modeli insanlar farklı birşey söylemiş olmayı marifet addederek yirmi yıl öncesine kadar gündeme gelmemiş konuları biçimlendiriyorlar. Bir Kürt meselesidir gidiyor. Kürtçe yayın deniyor. Bu türediler "Olsun varsın canım, bundan ne çıkar?" kabilinden sözler sarfederek ne kadar Avrupai düşündüklerini belli etmeye çalışıyorlar. Batı pazarlıyor bu işleri, vaziyet yokluyor, olta atıyor. Tutarsa ne âlâ! Bu onların görevi. İyi de bizdekilere ne oluyor? "Yok canım olmaz! Kürtçe yayına evet denirse ardından başka talepler gelecek..." diyenlere "Bırakın canım korkulu düş görmeyi... Sevr mevr hezeyanı da ne oluyor?" gibisinden sözler yağdırıyorlar. Bu konuda kaygıları olanları hafifsiyorlar anlayacağınız. İş bu "ne çıkar?" politikası Özal zamanında zuhur etmişti. O günlerden beri moda olan bir şey var. Söylenenlerin aksini söylemek. Tabuları sarsmak. Ancaaak! İşte bu tabular arasına Türkiye'nin bölünmez bütünlüğü girdi mi, o zaman yemeğin dibi tutar ve kokusu yedi mahalleden duyulmaya başlardı... Öyle de oldu. Tencere yandı ve yanık kokusu hâlâ çıkmadı. Üstelik gün gün daha da yoğunlaşmada. Zaten Öcalan da bundan böyle isteklerini siyasi platformda savunacaklarını belirtmiyor muydu? İşte şimdi o noktadayız. Öcalan'ın hâlâ Batı himayesinde olduğunu unutmayalım. Bir ara bu ülkede çoluğun çocuğun dilindeydi unutulmasın. "Hani Kürt devleti kurulacak ya.." diyorlardı. Bizler de üzerimize ölü toprağı serpilmişçesine silkeleniyor. "Ne devleti? Ne zaman? Sahi mi? Aaa nasıl oluyor bu?" gibi uyku ile uyanıklık arasında birşeyler geveliyorduk. Şu bir gerçek ki o dönemde birşeylere alıştırılıyorduk: Ötedenberi gördüğümüz bir nokta var; doğu nüfusu durduk yerde bu kadar yoğunluk kazanmadı. Vardı bunun bir sebebi mucibesi. İşte o sözünü ettiğim havailer "Ne olacak canım... Sizde de paronaya var galiba... Bunlar hep hezeyan..." diyorlar ama bunun ardından Kürtçe eğitim onun da ardından bayrak vesaire, onun da ardından toprak talepleri geldiğinde bizim türediler "Hadi bunları da tartışalım!" mı diyecekler acaba? Temkinli olmak iyidir. Atatürk'ün Erzurum Kongresi'nde aldığı kararların en önemli maddesi neydi hatırlayalım: "Vatan bir bütündür, bölünemez!" işte o değişmeyecek ve geçerliliğini asla yitirmiyecektir. Aşırılıkların, olur olur bal gibi olur yutturmacalarının bu ülkede yer bulacağını sanmıyorum. Bu ara televizyonlarda önemli konuşmalar, oturumlar oluyor; bunları kaçırmayalım. Mesela Cüneyt Arcayürek'in Misaki Milli çerçevesinde bütün bu işlerin gerisine projektör tutan konuşmaları, Mümtaz Soysal'ın Avrupa Birliği'ne ille girmek için birtakım şeyleri kabul etmek zorunda olmadığımızı, kendi ayaklarımız üstünde de pekâlâ yükselebileceğimizi iade eden, önemli sözleri oldu. Bu demektir ki Türkiye toparlanıyor... Aykırı sesler bu senfoniyi bozmayacak!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT