BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yunanistan “Girit” gibi “Kıbrıs”ı da yutmak istiyor

Yunanistan “Girit” gibi “Kıbrıs”ı da yutmak istiyor

8 Kasım 2000 günü açıklanan Katılım Ortaklığı Belgesi’nde “Kıbrıs”ın AB’ye katılmamızın kısa vadeli koşulları arasında yer alması, tarih bilen herkese, geçen yüzyılda “Girit” konusunda Osmanlılar’a karşı oynanan oyunları hatırlatmalı yani bu konuda Torunlara değil, Tarihe danışılmalıdır.



8 Kasım 2000 günü açıklanan Katılım Ortaklığı Belgesi’nde “Kıbrıs”ın AB’ye katılmamızın kısa vadeli koşulları arasında yer alması, tarih bilen herkese, geçen yüzyılda “Girit” konusunda Osmanlılar’a karşı oynanan oyunları hatırlatmalı yani bu konuda Torunlara değil, Tarihe danışılmalıdır. Bilindiği üzere, 1821-1913 arasında Girit’in Yunanistan’a katılmasını amaçlayan girişimler ve gelişmeler, tarihte “Girit Sorunu” adı ile anılmaktadır. Yunanlılar’ın, 1821 Mora Ayaklanmasını takiben, 1830 Londra Konferansı’nda Yunanistan’ın bağımsızlığının tanındığını, Girit’in ise Uluslararası bir soruna dönüştüğünü biliyor, 1866’da Rumlar’ın Girit’in Yunanistan’a katılması için başlattığı ve katliama dönüşen ayaklanmada, Osmanlı Hükümeti’nin büyük devletlerin müdahalesine yer bırakmamak için, reformlara girişerek 1868’de yayımlanan Girit Nizamnamesi ile “Girit Meclisi”ni oluşturduğunu biliyoruz. Avrupalı Devletler’in 1856 Paris Antlaşması ile bizi sözde “Avrupalı” yapıp, toprak bütünlüğümüzü garanti altına almasına rağmen, herşey sadece kâğıtta kalmış ve Avrupalılar Girit’i Yunanlılar’a bırakmamız için her defasında, Yunanistan’dan yana çıkmışlardır. Zira Yunanistan’ın, “Yunanca konuşulan her yeri sınırlarına katma arzusu” gerçekte “ırkçı” bir emperyalizmi ifade etmesine rağmen, Avrupa Devletleri tarafından daima destek görmüş, 1897’de Yunanistan’ın Girit’e bir tümen çıkarması üzerine, Makedonya üzerinden Yunanistan’a giren ve Atina’yı zaptetmek üzere bulunan Osmanlı ordusu Batılılar tarafından engellendiği gibi, İngiltere, Fransa, İtalya ve Rusya, sözde Osmanlı’nın toprak bütünlüğünü tanımış olmasına rağmen, Girit’e özerklik tanıyarak, Ada’nın bağımsızlığı için ilk adımı atmışlar, 1908’de İkinci Meşrutiyet’in ilânından sonra da Girit Meclisi Girit’in Yunanistan’a katılması kararını almıştır. Bu kararı, 1912’deki Yunan ve Girit Meclisleri’nin “Yunanistan ile Girit’in Birleşmesi Kararı” izlemiş, 1913 tarihli Londra ve Bükreş Andlaşmaları da Girit ile Yunanistan’ın Birleşmesi olayını tanımışlardır. Genel hatları ile özetlediğimiz bu olaylar dikkatle izlenirse, Yunanistan’ın, Girit’e karşı oynadığı “Emperyalist Oyun”u bir kere daha Avrupa’yı arkasına alarak, oynadığı anlaşılır. Girit nüfusunun 1/3’ünün Türk olması nasıl Yunanistan’ın Girit’i yutmasına engel olamamışsa, Yunanistan, Kıbrıs’taki nüfusun 1/4’ünün Türkler’den oluşmasına ve Ada’da bağımsız bir Türk Devleti’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğünün mevcudiyetine rağmen, aynı oyunu oynayarak, başarmanın hayali içindedir. Oysa Osmanlı Devleti’nin “Hasta Adam” olarak adlandırılan zayıf durumu yerine, bugün güçlü ve AB üyeliğini her an askıya alabilecek, kararlı bir Türkiye Cumhuriyeti ve haklarını sonuna kadar korumaya azimli KKTC vardır. Ayrıca “Konuşulan dile dayanan Yunan Emperyalizmi” bugün AB ülkelerinden başlayarak bütün Dünya Haritasını, tehdit eden mesajlar içermektedir. Bu nedenle, “Vakit çok geç olmadan AB uyanmalıdır” diyorum.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT