BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > IMF’nin yardımı ve çuvaldızı kendimize batırmak

IMF’nin yardımı ve çuvaldızı kendimize batırmak

Çalkantı başlayınca, borsa dibe vurunca ve bir haftada dışarıya 6 milyar dolardan fazla para çıkınca, sanki IMF telefon açıp, ne olur gelin anlaşalım diye bize yalvardı. Sanki IMF, hiç bilinmeyen bir umacı.



Çalkantı başlayınca, borsa dibe vurunca ve bir haftada dışarıya 6 milyar dolardan fazla para çıkınca, sanki IMF telefon açıp, ne olur gelin anlaşalım diye bize yalvardı. Sanki IMF, hiç bilinmeyen bir umacı. Sanki IMF her işini bırakmış, Türkiye’yi nasıl çökertirim entrikaları içinde.. Eğer Türkiye batarsa, IMF sanki bundan dolayı kına yakacak.. IMF’ye el açarak karşı çıkmak IMF’ye biz de karşıyız. IMF’nin standart, her ülke için değişmeyen ekonomi paketlerinin, reform zorlamalarının ve bir dizi ağır dayatmalarının eninde sonunda halkları da, ülkeleri de bunalttığına inanıyoruz. Ama IMF ile stand-by yaparken, anlaşmayı tavizsiz uygulamaya koyulmuşken ve de tehlikeli bir krizin eşiğine gelmişken, IMF ile uğraşmanın zamanı mı? Üstelik Başkan Clinton’dan Amerikan yönetiminin ilgili birimlerine kadar birçok etkili ve yetkili kişi IMF’yi Türkiye’ye maksimum ek yardımda bulunmaya zorlarken, 7.5 milyar dolarlık ek rezerv kolaylığına da ikna etmişken, IMF’ye savaş açmak akıl kârı mı? Eğri oturup doğru konuşalım. Acaba IMF’nin desteği olmazsa benim işçimin, çiftçimin, emeklimin, dul ve yetimimin, memurumun, dar gelirlimin, yüksek gelirlimin durumu daha mı iyileşecek? Dereye girince at değiştirmek, tedbirlerden vazgeçmek ülkemize çok mu fayda getirecek? Çuvaldızı kendimize batırmak Evet işin doğrusu, ekonomini kimseye el açmadan, kendi potansiyelinle ve disiplininle düzeltmek! Tamam da, bırakın normal ve isteğimizle reform yapmayı, bize şöyle şöyle yapın diye bastırdıklarında bile yan çizmekte tescillenmişiz. ‘Yapacağız, bunlar en önce bize faydalı olacak’ dediklerimizi bile unutmakta mahiriz. Demokratikleşeceğiz diye 77 yıldır uğraşıyoruz. Aldığımız bir arpa boyu yol ile ‘demokratız’ diyerek, kendimizi avutuyoruz. (Belki de uyutuyoruz!) ‘Hem enflasyonu düşüreceğiz, mücadele edeceğiz’ demek, hem de ‘enflasyonu pompalamak’ adeta bizim alın yazımız. Elimizde kağıt kalem özelleştirmeden gelecek dövizleri yıllardır yatırmadağımız proje, harcamadığımız yer kalmadı; ama hâlâ özelleştirmeye ciddi ciddi başlayamadık. Daha dün komünist blokta yer alan Doğu Avrupa ülkeleri bile 3-5 yıl içinde yabancı sermayenin cazibe merkezleri oldular. Yılda 4-5 milyar dolarlık yabancı sermayeyi ülkelerine çekebiliyorlar. Ama biz bırakın yabancı sermayeyi, ülkemizdeki milli sermayeyi bile renklerine göre tasnife başladık. Onbinlerce Anadolu çocuğu müteşebbisin üzerine ‘yeşil’ damgası yapıştırdık. İş yapana değil vurguncuya teşvik İş kurmak, pasta büyütmek için uğraşanlara, üretim ve ihracat için çırpınanlara, gün geçmiyor ki bir başka çelme daha takıyoruz. Ülkesine bir taş koymak, sanki kötü bir işmiş gibi, her gün önlerine yeni bir engel daha çıkarıyoruz. Üreteni değil banka boşaltanı, alinteriyle çalışanı değil, vurguncuyu ve kapkaççıyı teşvik eden bir sistemimiz var. Kumar zevkini borsada tatmin eden yatırımcılarımızın (!), bir gecelik yüksek faizle köşe dönmeyi meziyet (!) edinmiş insanlarımızın sayısı her geçen gün daha da artıyor. Üretmeden, pastayı büyütmeden, ekonomik potansiyeli harekete geçirmeden ve bunların meşakkatlerine katlanmadan, ‘vurgun’ peşindeyiz. Daha da önemlisi, bunun en uyanık işadamlığı demek olduğunu, ‘prensip’ edinmişiz. Böyle olmaya devam edersek, böylesine bize özgü ekonomik modellerimiz, hayat tarzımız ve iş anlayışımız varsa, IMF’ye el açmaktan ve onunla anlaşmalar yapmaktan niye korkuyoruz ki.. Asıl IMF bizden korksun!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110389
    % 0.97
  • 3.8376
    % -0.68
  • 4.5307
    % -0.43
  • 5.1459
    % 0.04
  • 155.563
    % -0.21
 
 
 
 
 
KAPAT