BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sığınacak bir kapısı kalmamıştı...

Sığınacak bir kapısı kalmamıştı...

Genç kız korkarak yaklaştı büyük bahçe kapısına. Buraya daha önce geldiği zaman gördüğü aşağılayıcı muameleyi hâlâ içinden atabilmiş değildi.



Genç kız korkarak yaklaştı büyük bahçe kapısına. Buraya daha önce geldiği zaman gördüğü aşağılayıcı muameleyi hâlâ içinden atabilmiş değildi. Ama çaresizlikten ne yapacağını bilememiş, her şeyi göze alarak yeniden gelmişti. Usulca yürüdü parke taş kaplı yolda. Yan taraftaki güllerin kokusu hafif sabah rüzgarıyla savrularak dağılıyordu ortalığa. Kapıya yaklaştığı zaman kalp atışlarını duyuyordu göğsünün altından. Titreyen parmaklarını güçlükle uzattı zile. Yine o hiç unutmadığı çan sesi duyuldu. Beklemeye başladı. Çok geçmeden bir önceki gelişinde kapıyı açan hizmetçi kız göründü: - Buyurun... Aaaa, yine mi sen? Ne istiyorsun yine... Hanımefendi bu kadar yılışığından da hoşlanmaz.. - Ben... Tarık beyi görmek istiyorum, lütfen... ne olur haber verin... Hizmetçi kız durakladı. Karşısından yalvararak bakan mavi gözlerindeki ifade dokunmuştu. Dudaklarını öne doğru uzattı: - İyi, bekle... Hay Allah, kızım aptal mısın nesin bilmem ki... Kırıtarak döndü, içeri girip kayboldu. Hülya beklemeye başlamıştı. Çok geçmeden Tarık göründü. O güne kadar hiç görmediği bir ifade ile bakıyordu genç kıza. Kaşları çatılmış, yüzünün hatları gerilmişti. Adeta azarlarcasına sert konuştu: - Neden geldin buraya? Sana gelme demedim mi? Hülya kekeledi. Gözleri dolu dolu olmuştu: - Ama Tarık... Evin sahibi geldi. Bana çirkin şeyler teklif etti. Sen... sen hiç uğramadın. - Tarık alaycı bir ifade ile baktı ona: - Ne sanıyorsun kızım sen? Seninle evleneceğimi falan mı sandın, rüya mı görüyorsun, kendini ne sanıyorsun sen? Git başımdan benim, bulaşma artık. Git, sana yapılan teklifleri değerlendir, hayatını kurtar, beni de rahat bırak. İstemiyorum seni anladın mı? Tam bu sırada Semiha hanımın sesi duyuldu arka taraftan: - Tarık... Neler oluyor, kim gelmiş... Genç adam hemen vücudunu kapıya siper yaparak seslendi içeriye: - Bir şey yok anne, dilenci... Hülya taş kesilmişti. Donuk bir ifade kapladı yüzünü. Atılıp karşısındaki insanı parçalamak geçti içinden. Tarık umursamaz bir halde elini cebine atıp bir on milyon lira çıkarttı. Uzattı: - Al şunu, kendi memleketine geri dön, bak, evleri yıkılanlara çadır veriyorlarmış, al bir çadır, gir içine otur. Beni de rahat bırak... Bu sözlerden sonra sert bir şekilde kapıyı kapattı genç kızın yüzüne. Hülya ayaklarının titrediğini fark etti. Umutsuzca kolları yana düştü. Kalakalmıştı kapının önünde. Umutları, hayalleri bir anda sönmüştü. Yüreğinden kopup gelen hıçkırıklar boğazını düğümledi. Zor nefes alıyordu. Sürüklenerek yürüdü bahçe kapısına doğru. Gidecek yeri, sığınacak bir kapısı kalmamıştı. Caddeye çıkınca daha fazla yürüyemedi. Çömeldi duvarın dibine. Artık tutmuyordu kendini. Gözyaşları yağmur gibi boşaldı. Sarsıla sarsıla ağlıyordu. Gelip geçenler hayretle bakıyorlardı. Kimseye aldırmadan ağladı. Sonunda yapacak bir şeyi olmadığını anlayarak kalktı. Etrafına bakındı. Bundan sonrası karanlıktı artık. Öylesine yürüdü... Nerede olduğunu bilmeden, bilinçsizce ilerledi. Hiç tanımadığı bir yerde okyanusta bir kum tanesi kadar küçük hissetti kendini. Yalnız ve küçük! Bir süre sonra yanına birisinin yaklaştığını farketti. Uzun boylu esmer bir adamdı yanı başında bitiveren. - Küçük hanım, rahatsız mısınız? Korkuyla baktı adama. Konuşamadı. Gözleri dolu doluydu. - Size yardım edebilir miyim? Dehşet içinde açıldı gözleri. Son bir gayretle koşarak uzaklaştı. Arkasına bakmaya bile korkuyordu... ¥ DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110248
    % 0.84
  • 3.8277
    % -0.93
  • 4.5278
    % -0.49
  • 5.1355
    % -0.16
  • 155.463
    % -0.28
 
 
 
 
 
KAPAT