BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hat sanatı da plâstiktir

Hat sanatı da plâstiktir

Hat ve grafik sanatçısı Savaş Çevik, hat sanatının da diğer plâstik sanatlar gibi kuralları olan bir sanat olduğunu ve Osmanlı döneminde çok sayıda modern eser verildiğini söyledi



Ramazan ayının gelişiyle beraber, çok sayıda klasik sanat dalında sergiler açılıyor. Hattat Savaş Çevik'in son hat sergisi Moda'daki Seven Sanat Galerisi'nde açıldı. Sergi, 23 Aralık'ta sona erecek. Hat sanatının güzelliklerini sanat severlere bir kere daha gösteren, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyesi Savaş Çevik'le hat sanatı üzerine konuştuk: * Hat sanatı size neyi ifade ediyor? Çevik: Hat sanatı, gerçekleşmesinde matematik ve plastik kurallar olan, inanç ve estetiği birlikte yapısallaştıran, benzerlerinden kenolojik yönleriyle çok farklı bir sanattır. * Siz çağdaş grafik eğitimi aldığınız halde, Klasik Türk Hat sanatını icra ediyorsunuz. Bir grafiker olarak hat sanatını nasıl değerlendiriyorsunuz? Çevik: "Hat Sanatı"nı kısaca, grafik sanatının temeli, orjini olarak görüyorum. Zira eski hat örnekleri incelendiğinde, bugünün grafik sanatlarında yer alan değerleri fazlasıyla buluruz. Kompozisyon, ortak denge ve leke değerleriyle oluşan, tam anlamıyla bir grafik tasarımıdır. Öyle ki bu grafik tasarımda yazı metninde yer kelimeler, hiç bir değişikliğe uğramadan- azaltılıp eklenmeden- kullanılmalıdır. Bu ise, bugünün grafik tasarımına göre güçlüğünü gösterir. Hat sanatçısı, grafik sanatçılarından farklı olarak, bir de mevcut elemanlardan tasarruf yapmadan dengeli ve uyumlu bir kompozisyonu oluşturmak zorundadır. * Siz hem Ta'lik, hem Sülüs hat çalışıyorsunuz. Bu iki hat tarzının insan ruhuna hitab etmesi bakımından nasıl bir fark vardır? Çevik: Ta'lik yazı ve Sülüs, diğerlerine göre çok farklı anatomik yapıda bir yazıdır. Diğer tüm yazılar, sola meyilli olmasına karşılık, Ta'lik sağa meyilli olarak yazılır. Ayrıca harekesi de yoktur. Kalın ve ince gövde yapısı arasındaki fark abartılıdır. Dolayısıyla Ta'lik hat, süssüz, tabiri caizse çıplaktır. Bütün kusurlarını gösterir. Bu açıdan Ta'lik hat, çok hassasiyetle yazılmalıdır. Gövde kalınlıkları arasındaki abartılı kalınlık farkı da zarifliğin gereğidir. Onun içindir ki Ta'lik hat, daha çok edebi ve felsefî metinlerde kullanılmıştır. * Osmanlı'da yenilikler getirmiş hattatlar kimler? Çevik: Osmanlı dönemi hattatları, Hat sanatını adeta yeniden ihya etmişlerdir. Başta Şeyh Hamdullah ve aynı dönemde Ahmed Karahisarî en büyük değişikliği yapmışlardır. Şeyh klasik üslubun temsilcisi olmuş, Karahisarî ise bugünün grafik tasarımcılarının bile düşünmediği, son derece modern ve değişik kreatif eserler meydana getirmiştir. Şahsî kanaatim olarak diyebilirim ki, bugünün çağdaş grafik sanatçılarının lideri Ahmed Karahisarî'dir. Daha sonraları Hafız Osman, Mustafa Rakım gibi dev hattatlar, son derece büyük gelişmeler kaydederek, Hat sanatının değişik üsluplarını ortaya koymuşlardır. Bir çok hattat da bu üslupların geliştirilmesini sağlamıştır. * Osmanlı olmasaydı hat sanatı bu kadar büyür müydü? Çevik: Osmanlı olmasaydı belki de başka bir isim altında başka bir devlet olacaktı. Ancak, Hat sanatı gibi devâsâ bir sanatın gelişmesi, yerleşik ve güçlü bir devletin sanatçıları tarafından sağlanabilirdi. Sanat, devletlerin güçleriyle doğru orantılıdır. Çünkü konsantrasyonu gerektirir. Bu yalnızca Hat sanatında değil, diğer bütün plastik ve fonetik sanatlarda da böyledir. Osmanlı Hat sanatına gerçekten çok önem vermiştir. Bunun bence bir kaç sebebi vardır. Öncelikle yeni diyebileceğimiz bir dinin mensubu idiler. Dine verdikleri önem, dini metinlerin güzel yazılmasını gerekli kılmıştır. Bu da Hat sanatını geliştirmiştir. İkincisi; Osmanlı, yazıya ve yazmaya çok önem vermiştir. Bazı iddiaların aksine, Osmanlıların çok geniş bir arşivi vardır. Her şey büyük bir titizlik ve incelikle, detaylı bir şekilde kayıtlara geçmiştir. Bu da yazmayı ve Hatt'ı geliştirmiştir. Üçüncü sebep de, Osmanlı'nın genel olarak bütün sanatları desteklemesidir. Mimarî de Hat sanatı kadar güçlüdür. Böylece birbirini tamamlayan bu sanatların birinin yarım kalması düşünülemezdi. Bugün gördüğümüz ve Osmanlı'dan kalma hiç bir mimari eserde yazının veya süslemenin geçiştirilmiş ve bozuk yapılmış olduğu örnekleri hiç yoktur. Yapılan bir eser mimarisiyle, yazısıyla, tezyinatıyla, metal ve ahşap işiyle, boyasıyla bir bütündür. Aksayan bir yönünü bulamazsınız. Bu eserler, bugünün sanatçılarının ve kamunun mimari anlayışının kulaklarını çınlatmalıdır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT