BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilanço ürkütüyor

Bilanço ürkütüyor

Ekonomik kriz gemlendi ancak ortaya çıkan bilanço ya da hasar korkutuyor. Yaşanan bunalımla beraber artık borçlanma pahalılaşacak, üretim aksayacak ve enflasyonla mücadele gibi kimi şeyler de aksayacaktır. Bu arada ihracat da rekabet edememeden zora girecektir. Kısacası 2001 zor bir yıl olacak...



Ekonomik kriz gemlendi gemlenmesine de, ardında bıraktığı bilanço korkutuyor. Hayır amacımız felaket tellalcıları korosuna katılmak değil, ancak var olan tabloyu aktarmak da görevimiz. Düşünün istikrar programı için IMF kapılarında 3 küsur milyar dolarlık kredi için aylarca ayak sürterken bir haftada 7 milyar dolarımız uçup gitti. Sadece o mu? 11 aydır iğneyle kuyu kazma misali kısmen tesis edilen güven iklimi de yerle yeksan oldu. Krizin muhtemel yansımaları Dileriz yanılırız ama geride bıraktığımız o birkaç gün Türkiye’ye çok pahalıya mal olacak. Yaşanan buhran enflasyondan borçlanmaya, üretimden yatırıma kadar pek ama pek çok şeyi etkileyecektir. Kim böyle bir tabloda üretim yapar? Kim böyle bir zeminde devlete borç verir? Hangi banka, hangi vatandaş artık eskisi gibi gözü kapalı hazine bonosunu tercih eder? Etmesi için bono özendirilecek, yani bono fiyatı talep azlığından şundan bundan yükselecek. Yükseldi mi de borçlanmanın maliyeti yine eskisi gibi zirvelerde olacak. Oysa Türkiye geride bıraktığımız 11 ayda faizlerin düşmesi ile bir önceki yıla kıyasla 20 milyar dolar tasarruf yapmıştı. Yaşanan ekonomik kriz maalesef borçlanmanın faturasını da katlayacaktır. Efendim borçlanmayalım diyemezsiniz, çarkı başka türlü döndürmek mümkün değil.. Reel sektör Gelelim krizin reel sektörde yapacağı tahribata? Sormak lazım kim böylesine güven duyulmayan bir ortamda yatırım yapar? Kim yüzde 30-35’lerle aldığı krediyi bir hafta sonra yüzde 1700 bedelle ödemek ister? Kim böyle bir oranla üretim yapabilir ve ayakta kalabilir? Efendim faizler iniyor mu dediniz!.. Doğru ancak yaşanan sürpriz kriz en azından bir süre yatırımcıyı kuşkuya sokacak ve bekletecektir. Elinde üç beş kuruşu olan herkes likidite bekleyecek, yatırımı düşünen de önünü görmeye çalışacaktır. Bunun süresi de agsari birkaç aydır. Bırakın yatırımı şunu bunu, krizin vergi tahsilatını düşürmesinden bile endişeliyiz. Öyle ya vergide gecikme cezası belli, ama faizler meçhul. İnsanlar cezaya göre hesap yapabilir de, meçhul olan faiz oranlarına göre hesap yapamaz. Onun için cezaya razı olabilirler.. Enflasyon hedefi Böyle bir konjonktürde enflasyon hedefini tutturmak da güçtür. Paranın pahalılaştığı ve güvenin yara aldığı bir tabloda piyasayı rehabilite edemezsiniz. Para pahalı ya da durumu belirsiz olursa üretilen mal da pahalı olacak ve bu da enflasyona yansıyacaktır. Bir başka açmaz ihracattaki tıkanmadır. Türkiye ithalat cenneti olurken ihracat her geçen gün düşüyor. Düşünün faizler yükselirse kim rekabet edecek şekilde üretim yapıp dışarıya iyi bir fiyata mal satabilir? Reel olarak TL bir yılda yüzde 7-8 değer kazanırken hangi ihracatçı yabancılarla boy ölçüşebilir? Elbette devalüasyon yapılsın demiyoruz ancak ithalata fren ve ihracata teşvik de kaçınılmazdır. Eğer böyle giderse korkarız ihracat birkaç aya kalmaz alarm verecek. İhracat tıkanır ve döviz eksilmeye başlarsa o zaman eyvah ki eyvah! Özelleştirme Hükümetin yabancı kreditörlere tam güvence vermesi yerindedir lakin yabancının buna rağmen gelmesi yine de kolay olmayacaktır. Türkiye ne yapıp edip yabancı sermayeyi özendirmelidir. Bir başka şey özelleştirmeler de hemen yapılmalıdır. Telekom ve THY’de atılacak adımlar dışarıya olumlu mesajlar verecektir. Türkiye özelleştirmesini artık içe dönük değil, dışa dönük yapmak durumundadır. İçerdeki sermaye durumu ortadadır, dolayısı ile de yabancılar mutlak suretle özendirilmelidir. Sonuç olarak söyleyeceğimiz durum vahim ama yine de ümitsiz değildir. Hükümet hiç vakit kaybetmeden ekonomiye sorumlu bir kaptan bulmalı ve belli periyotlarla programı gözden geçirip ona göre reçeteler üretmelidir. Olmazsa olmaz olan güven ikliminin yeniden tesisidir...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT