BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Desteğin böylesi!

Desteğin böylesi!

Bazılarına göre 'kriz' bitti. Bunun gerekçesi olarak da 'IMF'nin yapmış olduğu açıklamayı gösteriyorlar.



Bazılarına göre 'kriz' bitti. Bunun gerekçesi olarak da 'IMF'nin yapmış olduğu açıklamayı gösteriyorlar. Türkiye'nin 'IMF' ile ilişkileri 'flört'ü de aşarak 'nikâh' raddesine gelmiştir. Bu sözlü açıklamaların gerçekleşmesi zaman alacaktır. Bakalım geçen 'zaman' ne gösterecektir. Önce 'IMF'nin vaad ettiği 10.4 milyar dolar kredi, halen bir 'vaad'dir. Kesinleşmesi için 21 Aralık 2000 tarihindeki 'IMF İcra Kurul'u onayına ihtiyaç duyulmaktadır. Muhal farz 'vaad' edilen bu meblağ kabul edilse bile; ödemelerin asgarî üç yıla yayılması düşünülmektedir. Bu hesapça 'IMF'nin Türkiye'ye ilk yılda (yani 2001 yılında) plânladığı ödeme 3 ila 5 milyar doları geçmeyecektir. En iyimser tahminlere dayalı böyle bir ödeme plânının Türkiye'yi 'kriz'den çıkartmaya yetip yetmeyeceğine varın siz karar verin!.. Aslında "Denize düşen yılana sarılır." Bizim bu durumda 'IMF' ve Dünya Bankası'na güvenmekten başka çıkar yolumuz da kalmamıştır. Mevcut kaynakların mirasyedi gibi harcanması, tasarrufların çar-çur edilmesi ve yıllardır doğru dürüst üretim yapılamamasının cezası çekilmektedir. Kırk yıllık tecrübeli kadroların bizleri getirecekleri nokta burası olmamalıydı. Ecevit ve Demirel'le hayata atılan altmışsekiz kuşağı emeklilik dönemine girmesine rağmen devlet yönetimi aynı kadroların inhisarında kaldı. Kısa süreli üç-beş değişiklik de 'dekor' olmaktan ileriye geçemedi. Döne döne tenkit ettiğimiz Özal dönemlerini mumla arar olduk! Devlet yönetimi ideoloji ve partizanlıktan kurtarılıp, dezenfekte edilmedikçe; daha çoook 'IMF'ler ve 'kriz'#rere şahit oluruz. Ülkemizdeki 'kritik' durum bilinmesi ve görülmesine rağmen; partizanlık, ideoloji ve bağnazlık halen ısrarla sürdürülmekte, işler çözümsüzlüğe itilmektedir. Kırk yıllık liderlere ve etraflarını parselleyen ekiplere bakıldığında bu sonuçlara hayret etmiyoruz. Ne var ki yirmibirinci yüzyılda Türkiyemizin buna lâyık olmadığını düşünmekteyiz. "Olan oldu! Biz işimize bakalım!" diyenler olacaktır. Ancak her beş, bilemedik on yılda bir bu tür 'kriz'#lerle yaşamak zorunda bırakılan insanlarımıza yazık oluyor. Bu zor şartlarda yaşamaya çalışan insanlarımız hem psikolojik hem de maddi rahatsızlıklara dûçâr olmakla yüzyüzedirler. Meselelerimiz baskılar ve polisiye tedbirlerle bastırılamayacak raddeye gelmiştir. Vatandaşın canı burnunda ve herkes nefret soluyor!.. İlişkilerimiz sertleşip anlayışsızlık yaygınlaşıyor. Bu gelişmeler karşısında 'IMF'nin 'vaad'leri de yetersiz kalıyor. Hani meşhur bir söz var; "Dereye su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlar!" diye...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT