BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Diş eti enfeksiyonları kalp krizine yol açıyor

Diş eti enfeksiyonları kalp krizine yol açıyor

Kalıtım, şişmanlık, şeker hastalığı gibi faktörlerin yanısıra artık diş eti hastalıkları da kalp rahatsızlıklarından sorumlu tutuluyor.



Kalp hastalıkları dünyadaki bir numaralı ölüm sebebi olmaya devam ediyor. Kalıtım, şişmanlık, şeker hastalığı gibi faktörlerin yanısıra artık diş eti hastalıkları da kalp hastalıklarından sorumlu tutuluyor. Araştırmalara göre diş etinde kanama, ağrı ve nefeste kokuyla ortaya çıkan enfeksiyona sebep olan bakteriler kalp hastalığı riskini de artırıyor. Amerikan Kalp Birliği’nin yıllık toplantısında açıklanan bir araştırmaya göre kalp hastalarının çoğunda diş eti hastalığı var. Araştırmaya katılan 76 kalp hastasının yüzde 85’inde dişeti enfeksiyonu olduğu belirlenmiş. Aynı araştırmaya göre dişeti hastalığı olan kişilerin kanında C proteini de yüksek çıkıyormuş. C proteini kanda iltihap olduğunun göstergesi kabul ediliyor. Sonuç olarak söylemek gerekirse; diş eti hastalıklarının erken tedavisi kalp hastalıklarının önlenmesinde önemli bir adım olacak. Diş etlerini kuvvetlendirerek ihtihaplanmasına engel olmak için aşağıdaki uygulamalardan da yararlanabilirsiniz: * Dişetleri, haftada bir kere bir parça yosun veya ceviz yaprağı ile ovulur. * Dişetleri, her gün veya iki günde bir limonsuyu ile ovulur. * Her gün ayva veya havuç yenir. * Dişetinde meydana gelen şişlikler için; bir kaba bir tatlı kaşığı gülyağı, 2 tatlı kaşığı dut şurubu ve bir kahve fincanı gülsuyu konur. İyice karıştırıldıktan sonra dişetlerine sürülür. Bu işlem, şikayetler geçinceye kadar devam eder. Ağız sağlığı için Diş etlerinin iltihaplanmasını önlemek için ağız temizliğine büyük dikkat gösterilmeli ayrıca bol bol A, B, C ve E vitamini yönünden zengin yiyeceklerle beslenilmeli: Dişi saran dokuların iltihaplanması önemli bir ağız-diş sağlığı problemidir. Genellikle orta yaşlarda görülür. Hastalığın ilk belirtisi diş etinin pembe rengini yitirip kırmızı, bazen de morumsu bir renk almasıdır. Diş eti kolaylıkla kanar. Hafifçe bastırıldığında ise irinli bir salgının çıktığı görülür. Düzenli diş fırçalama alışkanlığının olmaması, diş üzerinde biriken taşlar ve hormonlara bağlı bozukluklar bu hastalığa sebep olabilir. Diş eti iltihabı ya da tıp dilindeki adıyla “piyore” tek bir hastalığın değil, diş ve diş etine bağlı birçok hastalığın ortak adıdır. Diş kökleri alt ve üst çenedeki yuvalarına diş çevresi bağı aracılığıyla sıkıca bağlanmıştır. Bu bağ, sağlam bir biçimde dişin yuvasına oturmasını ve çiğneme sırasında ortaya çıkan basınca karşı koymasını sağlar. Bu dokular birçok sebeple bozulabilir. Bunlar zamanla diş dokusunda yıkıma neden olur, dişin düşmesine bile yol açabilirler. Diş eti enfeksiyonunun belirgin olduğu hastalarda antibiyotik tedavisi uygulanır. Dişte oluşan taşlar temizlenir. Hastalıklı bölgenin genişliğine göre diş etleri belli bir oranda kesilebilir. Tedavide hastalıklı bölgedeki kan dolaşımını artırdığı için diş eti masajı önerilir. Ayrıca A, B, C ve E vitamini yönünden zengin yiyeceklerle beslenilir: Bu vitaminlerin hangi gıda maddelerinde daha çok bulunduğunu da hatırlatalım okuyucularımıza: A VİTAMİNİ: Süt, yumurta sarısı, balık yağı, tereyağı, domates, taze bamya, maydanoz, enginar, havuç, taze fasulye ve bezelye, muz, kiraz, kestane, hurma, incir, fındık karnabahar, beyaz peynir, elma, armut, soğan, ayva, turp, zeytin, sarımsak, koyun ve dana karaciğeri... B VİTAMİNİ: Kuru fasulye, badem, patlıcan, böbrek, kuru kayısı, tahıl kabukları, kereviz, lahana, tereotu, tavuk eti, balık eti, mantar, pazı, tahıl özleri... C VİTAMİNİ: Limon, portakal, kırmızı ve yeşil biber, bakla, bamya, balkabağı, turp, taze soğan, kivi, kuşburnu, kırmızı lahana, karnabahar, kereviz, beyin, böbrek, hindi eti, tereotu, sarımsak, pırasa, yer elması... E VİTAMİNİ: Hurma, marul, sığır eti, tereyağı, ceviz, yer fıstığı, yumurta sarısı, balık, kasaplık hayvanların iç organları... Fast food, kalp riskini artırıyor İngiltere’de yapılan bir araştırma, yeni nesil gençliğin, kalp hastalıklarına yakalanma riskinin yüksek olduğunu ortaya koymuş. Uzmanların bu sonuca varmalarının sebebi, İngiliz gençleri arasında ayaküstü beslenme (fast food) alışkanlığının giderek artması. Fast foodla beslenme ve televizyon karşısında geçirilen hareketsiz saatler, kalp riskini artırıyor. Bu sebeple İngiltere’de, gençleri fast food alışkanlığından vazgeçirmek ve spor yapmalarını sağlamak amacıyla ülke çapında bir kampanya bile başlatılmış. Antep fıstığı bir harika Antep fıstığının insan sağlığı ve beslenmesine önemli katkılar sağlayan bir ürün olduğunu, günde 10-12 adet yenilmesi halinde vücudun günlük yağ ihtiyacının karşılanabileceğini biliyor musunuz? Yüksek protein ve besin elementleri içeren antep fıstığında yağ oranı çok düşük, kolesterol ise yoktur. 100 gram antepfıstığı, vücudun günlük protein, vitamin B1 ve fosfor ihtiyacının yüzde 35’ini karşılayabiliyor. Kolesterol düzeyini düşürüyor Antep fıstığının 100 gramının, vücudun günlük protein, vitamin B1 ve fosfor ihtiyacının yüzde 35’ini karşıladığını ifade eden beslenme uzmanları “Antepfıstığında kolesterol yok. Kandaki kolesterol düzeyini düşürür, koroner kalp hastalığının riskini azaltır” diyor. Antep fıstığının sığır etine göre protein yönünden 2, fosfor yönünden 4 kat daha üstün olduğunu kaydeden antep fıstığı Araştırma Enstitüsü Müdürü Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Tekin bu harika ürün hakkında şunları söylüyor. “Vitamin E, B ve C kompleksince zengin olan antepfıstığı şeker hastalığında kullanılabilir. 100 gram antep fıstığında 4 gram posa bulunur. Posa miktarı yönünden pirinç, patates ve buğdaydan daha üstündür. İnce bağırsakta glikoz emilimini azaltır ve kan şekerinin yükselmesini önler. ABD’de satışa sunulan fıstık ambalajları üzerine büyük harflerle (High, Low and No) yazıyor. Yani, (Yüksek protein ve besin elementleri, düşük doymuş yağ asiti, kolesterol yok). ABD’lilerin böylesine tanıtım ve reklamla tanıttığı bu ürünün tek üreticisiyiz. Besin değeri çok yüksek 100 gram antep fıstığı 594 kalori, 20.8 gram protein, 51.6 gram yağ, 16.4 gram karbonhidrat ve 0 kolesterol içeriyor, 158 miligram magnezyum, bin 20 miligram potasyum, 136 miligram kalsiyum, 500 miligram fosfor ve 7.3 miligram demir bulunuyor. Ayrıca 100 gramında vitamin olarak 5.2 miligram E, 7 miligram C, 0,62 miligram B1, 0.20 miligram B2 bulunuyor.” Hastalıklar ve çareleri: Anne sütünün az olması... Anne sütünün, bebekler için en değerli besin kaynağı olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu yüzden bebeklerin en az 6 ay anne sütü ile beslenmesi öneriliyor. Annenin sütü bebeği emzirdikçe artıyor. Bu yüzden bebeğin sık sık emzirilmesi büyük önem taşıyor. Sütün artması için annelerin günde dört öğün beslenmesi gerekiyor. Besinlerden yeterli miktarda demirin alınması da sütün artmasını sağlıyor. Emzirme döneminde annelere dengeli ve kilo yapmayan bir beslenme biçimi öneriliyor. Bebeğin doğru emzirilmesi de süt miktarını etkileyen bir faktör. Bebeğin emzirme sırasında yüzünün annenin yüzüne dönük olması süt üretimini sağlayan hormonların aktif hale gelmesini sağlıyor. Anne bebeğini görünce sütü gelmeye başlıyor. Anne sütünü artırmak için bol bol sulu gıdalar alınmalı, mümkün olduğu kadar üzüntü ve stresten uzak durulmalıdır. Aşağıdaki formüller de anne sütünün artırılmasında yararlı olacaktır. * 4 bardak suya; 30 gram çakal eriği meyvesi konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir. * 4 bardak kaynak suya; 1çorba kaşığı (10 gram) ufalanmış mürvet çiçeği konur. 15 dakika bekletildikten sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir. * 4 bardak suya; 1 tatlı kaşığı (10 gram) râziyâne tohumu veya kökü konur. Haşlandıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çorba kaşığı içilir. * 3 bardak suya; 10 gram sütotu kökü konur. Haşlandıktan sonra süzülür. 2 saat arayla, birer çorba kaşığı içilir. * 4 bardak kaynak suya; 1 çorba kaşığı (10 gram) anason konur. Yarım saat bekletildikten sonra süzülür. Yemeklerden önce birer çay bardağı içilir. * 4 bardak suya; 3 tutam ısırganotu konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyuna; 1 çay bardağı toz şeker konup, eritilir. Günde 2 kere, birer kahve fincanı içilir. * 4 bardak suya; 2 tutam şerbetçiotu konur. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden önce birer tatlı kaşığı içilir. Ayrıca; rendelenmiş turp, badem ezmesi, tavuk eti, yer elması, şalgam, pancar, kişniş, enginar, marul, nane-maydanoz salatası, buğday unundan yapılmış kurabiye yemek; inek sütü, adaçayı ve mercimek çorbası içmek de çok faydalıdır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT