BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pazar yazıları

Pazar yazıları

Televizyonlarda yapılmakta olan sözde dini programları ibretle izliyoruz. Her birisi, mübarek Ramazan ayının feyiz ve bereketini kesmek ve insanları bu lütuftan mahrum etmek için ayarlanıp tatbik mevkiine konulmuş sanki!



Televizyonlarda yapılmakta olan sözde dini programları ibretle izliyoruz. Her birisi, mübarek Ramazan ayının feyiz ve bereketini kesmek ve insanları bu lütuftan mahrum etmek için ayarlanıp tatbik mevkiine konulmuş sanki! Kim adına ve neye hizmet ettikleri belli değil! Hepsine ayrı ayrı dikkat edildiğinde ortak olan bir özellikleri göze çarpıyor. Allah’ın kullar arasından seçip, kendi ahlakı ile ahlaklandırdığı, Kur’an-ı kerimi kendisine göndermekle muhatap addettiği övülmüşlerin en üstünü sevgili Peygamber Efendimizi görmezlikten gelmek!.. Ve, onun yerine kendilerini koymaya küstahça cüret etmek! Ve, o cüce akıllarıyla, Peygambersiz bir şekilde Kur’an-ı kerime müracaat etmek; ve o akıllarıyla Kur’an-ı kerimi anlamak ve yorumlamaya kalkmak! Kur’an-ı kerim mana ve lafız itibariyle mucizedir. Allah tarafından, Peygamberimizin yüksek idrakine sunulmuştur. Kendisinden istenen de ‘tebliğ’ yani, Allah’ın kelamını kullarına açıklamasıdır. Peygamberimiz bu görevini eksiksiz yerine getirmiştir. Ayet-i kerimelerden Cenab-ı Hakk’ın murad ettiği manaları, kendi beşer sözleri ile (Hadis-i şeriflerle) açıklamıştır. Kur’an-ı kerim ancak ve ancak bu açıklamalar ışığında doğru anlaşılabilir. Aksi halde, şimdi yapılmakta olan gibi, her kafadan bir ses çıkar; dolayısıyla her kafaya göre de bir din oluşur. Ama bu din, hiçbir zaman, Muhammed aleyhisselamın tebliğ ettiği İslamiyet olmaz. Kur’an-ı kerim bir bütün halinde ve bir kerede inmemiştir. 23 senede, cereyan eden olay ve hadiselere de ışık tutarak peyderpey gelmiştir. Bu hal bile ilahi kelamın rahat anlaşılması için bir rahmettir. Hemen her gece, o ekrandan bu ekrana koşuşturan ve zehirlerini kusan bu zevatın esas niyetleri, Peygamber’in yerine kendilerini koymaktır. Milletin tükürük yağmurunda boğulmaktan korktukları için bunu aleni söylemiyorlar ama; Hadis-i şerifleri inkar etmelerinin başka bir manası yoktur ve olamaz! Sahih Hadis yoktur demenin Peygamberi inkar etmekle beraber manası nedir biliyor musunuz sevgili okuyucularım; o Hadis-i şerifleri nakleden Eshab-ı kiramı, Tabiini, Tebe-i tabiini ve Peygamber’in varisleri olan binlerce İslam âlemini inkâr ve iptal etmektir. Bu hal, dini topyekun inkârla aynı manaya gelir. Şunu demeğe getiriyorlar: 1400 küsur seneden beri, din adına ne gelmişse hepsini bir kalemde silin; bizim bu kuş beyinlerimizle anladığımızı sandığımız yalan yanlış şeyleri din diye belleyin! Allah, bu zamane şeytanlarının şerlerinden cümle Ümmet-i Muhammed’i ve insanlığı korusun! Cenab-ı Hakk, Kur’an-ı keriminde; Peygamber’e tabi olun (O’nun dediklerine ve yaptıklarına uyun), O’na olan tabiiyetiniz Allah’a uymak ve itaat etmektir buyuruyor. İnsan, insanlığından çıktığı zaman büründüğü sefil kisveyi görün ve ibret alın: Kimisi aleni, kimisi çıplak, kimisi de gizli (örtülü) olarak Mehdiliğe soyunmuş! Aman ya Rabbi! Sen bizim aklımıza mukayyed ol! Kendine, Peygamberine ve mübarek dinine Muhammedî inançla bağlı olan bizleri bu imanda sabit kıl! Ayakları kayıp Cehennem’e düşenlerden eyleme! Amin!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT