BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Amerikalıların rüşvet sıkıntısı

Amerikalıların rüşvet sıkıntısı

Geçen perşembe Washington’da, CSIS isimli düşünce kuruluşunda çok ilginç bir toplantı yapıldı. Sabah yazarı Sedat Sertoğlu’nun ülkemizdeki son gelişmeleri kendi perspektifinden anlattığı bu toplantıda bir ara, Amerikalı işadamlarının çok istekli olmalarına rağmen, Türkiye’de iş yapmaktan kaçındıkları konusu üzerinde de duruldu.



Geçen perşembe Washington’da, CSIS isimli düşünce kuruluşunda çok ilginç bir toplantı yapıldı. Sabah yazarı Sedat Sertoğlu’nun ülkemizdeki son gelişmeleri kendi perspektifinden anlattığı bu toplantıda bir ara, Amerikalı işadamlarının çok istekli olmalarına rağmen, Türkiye’de iş yapmaktan kaçındıkları konusu üzerinde de duruldu. Türk demokrasisinin gelişmesi ve gönüllü kuruluşlar konusuna oldukça ilgili Uluslararası Cumhuriyetçi Enstitüsü’nden (IRI) Kristen McSwain, Amerikalı işadamlarının Türkiye’de iş yapmaktan kaçınmalarının baş sebeplerinden birisinin, ‘rüşvet’ meselesi olduğunu anlattı. Kristen, Türkiye’yi ve Türkleri iyi tanıyan birisi. Dolayısı ile ülkemizle ilgili tesbit ve değerlendirmeleri gerçekten önemliydi. Toplantıda, Türkiye’ye ilgi duyan Amerikalı işadamlarının özel toplantılarda bu rüşvet olayından nasıl şikayet ettiklerini ve problem çıkardıklarını duyunca, doğrusu hiç şaşırmadım. Hatta, ‘Amerikalıların daha bizden öğreneceği çok şey var’ diyerek keyiflendiğimi bile söyleyebilirim. Gerçi Amerikalıların öğrenme hızları bize göre oldukça geri ve düşük ama, zamanla epey mesafe alabileceklerine dair ümidimi muhafaza ediyorum. Bunu da, bu vesile ile belirtmiş olayım. Masraf gösterememe endişesi Neyse Amerikan sermayesinin Türkiye’ye niye gelmekten kaçındığı konusuna dönelim. Bir kere Amerikalılar, Türkiye’deki rüşvet durumlarından oldukça şikayetçiymişler. Rüşvetten dolayı iş yapma hevesleri de ilgileri de giderek azalıyormuş. Şimdi ‘Haltetmiş bu Amerikalılar. Türkiye’de rüşvet ne arasın? Bize utanmadan iftira ediyorlar.’ falan diyerek bana hiç bozulmayın. Neticede duyduklarımı, Türkiye ile ilgili yabancıların gözlemlerini aktarıyorum. Zaten konumuz ‘Türkiye’de rüşvet var mı? Ya da yaygın mı?’ da değil! Ayrıca Amerikalılar zengin adamlar. Ceplerinde yeşil dolarları da bol. Yani rüşvet vermekten falan çekindiklerini zannetmeyin. Onların rüşvet konusundaki sıkıntılarının başlıca iki sebebi var. Birincisi, Amerikan yasalarına göre, dışarıda iş yaparken de olsa rüşvet vermek yasak! Dolayısı ile bu kanunun hışmına uğramak endişesi var. Buna ilaveten daha büyük sıkıntı rüşveti, şirket masrafı olarak gösterememek! Bir Amerikalı’nın iş masraflarını vergi beyannamesinde gösterememesi, -ne kadar kârlı da olsa- o işten vazgeçmesi için yeter de artar bile.. Amerikalı bu. İş masrafını kendi cebinden ödeyecek değil ya.. İşte sıkıntı bu noktada başlıyor. Gerçi onlara yol gösteren bizim iş bitiriciler, Amerikalılar’ın bu aptallıklarına bir türlü anlam veremiyorlar. ‘Bir insanın parası, kendinindir. Öyle yok şahsi harcama, yok şirket hesabı diye ayrılık gayrılık olmaz. Hele aptal aptal her yaptığını kayda geçirip, vergi falan ödenir mi?’ diyormuş bizim iş bitiriciler.. Ama Amerikalı işte!.. Bu inceliği anlayacak zeka nerede? Çünkü adamlar hem rüşvet vermeye OK diyorlar, hem de bunu şirket masrafı yazarak Amerikan kanunlarına göre suçlu duruma düşmekten kaçınmak istiyorlar. Türkün parlak zekası sorunları çözüyor Sonunda bizim iş bitiriciler, bakmışlar; bunların anlayacakları yok! Hemen çok pratik bir formül bulmuşlar. Bu formüle göre, Amerikalı rüşvet vermeyecek. Ama, Türkiye’de işlerini takip edecek bir yerli aracı firmaya ‘masrafını ve komisyonunu’ ödeyecek. Karşılığında da istemediği kadar fatura. Alsın bilmem kaç mühürlü faturayı; ister şirket hesaplarına masraf yazsın, isterse çerçeveletip duvara assın.. Amerikalılar’ın bu işe sonunda, -hele şükür- kafaları yatabilmiş. Ama ortada yine de bazı halledilmesi gerekli problemler olabiliyormuş. İş esnasında ortaya çıkan bazı zorlukların aşılması, özel formüllerin bulunması ve bulunan formüllerin de sürekli yenilenmesi gerekiyormuş. Bu konudaki en sık karşılaşılan ‘iş zorluğu’ şöyle imiş: Amerikalılar bu fatura olayını gerçek bir iş olarak algıladıkları için, bu sefer de ciddi ciddi pazarlık etmeye; ruhlarına sinmiş engin kapitalizm ve kâr hırsıyla masraflarını düşürmeye uğraşıyorlarmış. Hadi gelin de şimdi bu aptallara kızmayın bakalım.. Fakat bu kadarcık sıkıntıya da, bizim iş bitirici bıçkınlar, artık mecburen katlanıyorlarmış. Neden katlanmasınlar ki? Neticede kârdan zarar ediyorlar. Müşteri velinimetleri. Kaçıracak değiller ya.. İşte böyle efendim. Bizim parlak zekalı Şark kurnazlarından uçan kuşlar bile kurtulmuyor, nerede Amerikalılar kaçıp gitsinler.. ‘İş bilenin kılıç kuşananın’.. Zorluklar aşılmak içindir!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT