BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Babalar ve oğulları

Babalar ve oğulları

İnsanın kendisini tanıması ve anlaması bazen yıllar sürebiliyor. Aslında nasıl bir karaktere sahip olduğunu ayrımsamak ve bu doğrultuda, her türlü baskıdan arınarak hedeflerini biçimlendirmek bir çeşit dönüm noktası.



İnsanın kendisini tanıması ve anlaması bazen yıllar sürebiliyor. Aslında nasıl bir karaktere sahip olduğunu ayrımsamak ve bu doğrultuda, her türlü baskıdan arınarak hedeflerini biçimlendirmek bir çeşit dönüm noktası. Ömrünüz boyunca birtakım şekillendirilmelere tabi tutuluyorsunuz. Aileniz, çevreniz hep sizi bazı kalıplara oturtmanın peşinde koşuyor. Kendi doğrularını evrenin doğruları farz ediyorlar ve olduğu gibi, yetişmekte olan yeni insana şırınga ediyorlar. Bu sözler asla suçlama değil. Bunu hepimiz yapıyoruz. Elbette bildiğinizi öğretirsiniz çocuğunuza. Ama bildiğinizin en doğru olduğundan emin olamazsınız. Bu alışkanlıklar çerçevesinde birbirinin aynı hayatlar çıkıyor ortaya. Bazen sıçramalar olabiliyor tabii. Bu aşırı renklenmeler aileleri tedirgin ediyor. Halbuki biraz dikkatli baksalar, renklerin sadece dışarıda kaldığını, asla kişinin içine erişemediğini görecekler. Mesela mühendis bir baba düşünelim. Son derecede bildik kalıp ve ölçülerde yetişmiş olsun. Ailesinin en büyük çocuğu ve tek erkek evladı. Diğer kardeşlerinin hepsi kız. Doğal olarak (!) en kıymetli çocuk o. Dar yaşam alanlarına karşılık zeki ve gayretli. Okumaktan başka seçenek görünmüyor ve o da okuyor. Okulu bitirdiği yıllarda “koskoca mühendis” olarak hayata adımını atıyor. Onlar herkes için güzel yıllar... Evleniyor ve kendi ailesini kuruyor. Mutlu. Olmaması için sebep yok. Hayatı fazla sorgulamıyor. Bu sessizliğin ödülü olarak düzenli bir yaşam ve ortalama hazlar ediniyor. Bir müddet sonra bir oğlu oluyor. O, daha çok çocuğu olsun istemesine rağmen kısmet, tek evlat. Allah’tan çocuk erkek! Artık bütün çabalar, bütün didinmeler aileyi rahat ettirebilmek ve oğlunu iyi yetiştirebilmek için. İyi bir aile babası o! Düşlerinde oğlunun büyüdüğünü, kendisi gibi bir adam olduğunu görüyor. Birlikte maça gidebileceği, aynı takımı tutacağı, okutacağı ve belki de kendi mesleğini sevdireceği bir oğlu olduğunu... Onu çok seviyor. Şu üç günlük dünyada insanın çocuğundan başka ne yatırımı olabilir zaten? Dedim ya, çok iyi bir insan o! Yıllar geçiyor. Çocuk büyüyor. O da ailesi gibi temiz bir insan oluyor. Kimsenin kötülüğünü düşünmüyor. Kendi halinde, sessiz hatta biraz fazla sessiz bir kişiliğe bürünüyor. Söylemek istediklerini kendi yoluyla seslendiriyor. Direkt olarak değil de dolaylı yollardan... Ve nedense kızgın. Hayata, babasına, her şeye kızgın. Ama ona kızgınlıklarını sorgulamak yasaklanmış hep. O yüzden neden kızdığını kendiside bilmiyor. Bir çeşit dışavurum bu. Bir çeşit başkaldırı. Arkadaşlarına bakıyor, onların da çoğu kendisi gibi. Onlar da kızıyorlar. Bu yüzden ileride sürdürmeyecekleri alışkanlıklar ediniyorlar. Belki bu şekilde kendilerini büyümüş hissediyorlar, kimbilir? Babasının asla aklına gelmeyen bir meslek seçiyor ve geri kalan hayatını buna göre şekillendiriyor. Baba üzgün. Baba kırgın. Ama sesini çıkartmıyor. Evlat ne de olsa diyor ve alışmaya çalışıyor. Sanıyor ki oğlu kendisine hiç benzemedi. Sanıyor ki bambaşka bir insan oldu çıktı. Halbuki yanılıyor. Oğlu, aynı kendisi gibi bir erkek. Ama belki de kızgınlığı bu yüzden. Belki farklı olmak isterken genlerine yenik düşmenin sıkıntısını yaşıyor. Belki kızdığı babası değil, kendisi. Bunlar derin sorular ve sorunlar. Hikayeyi ve karakterleri biraz değiştirerek toplumun genel havasını yakalayabilirsiniz. Baba mühendis değil de doktor olur mesela. Ya da avukat. Ama bu sorunların yaşanması için çocuğun illa ki erkek olması gerekiyor. Çocuk babaya inat müzisyen, ressam ya da hiçbir şey olabilir. Her gün haberleri izlerken gençler takılıyor gözüme. Devamlı tepki içindeler. Panzerlere taş atıyorlar, tuhaf kılıklar giyiyorlar... Kısacası farklı olmaya gayret ediyorlar. O zaman durup düşünmemiz lazım. Bir yerlerde ortak nokta mutlaka vardır. Onu bulmalıyız ki huzur duyabilelim. Sözün Özü Gözler kendilerine, kulaklar başkalarına inanırlar. Levha Rüzgar eken fırtına biçer.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT