BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fener aydınlığı

Fener aydınlığı

İnce, ürkütmeyen gece yağmurundan sonra bu sabah ne yazacağımı düşünürken hep bir hüzne takılıyordum. Mutlu, eğlenceli, bolluğa adanmış bir hayat değil benimkisi. Hep ağlamaktan yana oldum, hep hüznün yanında kaldım.



İnce, ürkütmeyen gece yağmurundan sonra bu sabah ne yazacağımı düşünürken hep bir hüzne takılıyordum. Mutlu, eğlenceli, bolluğa adanmış bir hayat değil benimkisi. Hep ağlamaktan yana oldum, hep hüznün yanında kaldım. Size aykırı gelecek belki ama, dünya gülüyor mu söyleyin? Evet yaşamaksa başka birşeydir. Belki alışılmışları tekrarlamak, yüzeyde oyalanmak...Hafifsemek herşeyi... Günlük alışverişlerimizi yaparken, marketlerdeki olağan bakınmalarımızla sepetimize şunu bunu koyarken bir kolaylığı yaşarız ya hani... Seçim bizimdir, üstelik bu bize haz verir. Ama asıl özde yaşananlar, öyle değil! Bazen hatalarla bazen nelere yol açacağını bilmediğimiz seçimlerimizle ne sıkıntılara uğradığımızı bir düşünün. Hece Dergisi'nde rastladım Fethi Gemuhluoğlu'nun sözlerine. O sözleri biliyorum. Can alıcı yapraklar koparır içerinizden. Şöyle demişti; "Sizin içinize bir azap, sizin içinize bir çile, sizin içinize bir dram tohumu ekmek istiyorum. Son söz gibi, son söz kadar aziz, son söz kadar bakir, son söz kadar saffet ve iffet dolu..." Gençler bu insanı tanıyın! Çünkü Fethi Gemuhluoğlu gibileri artık yok... Şair Atıf Bedir "Kâşif'in Yol Haritası" isimli şiirinin başına almış Gemuhluoğlu'nun o sözlerini: Bir rehber gibi. İşte size belki dünya nimetlerinin göz yakan parıltısından farklı, fakat hiç sönmeyecek hafif solgun ve puslu bir fener aydınlığı... Atıf Bedir'in şiirine gelince o da çetrefil bir yol seçmiş kendine. Aşkın eteğinde "Herşey biter, aşk kalır yalnızca..." diyor. Zahir bu aşk da aşkın ötesinde birşeydir. Bir uğunma, bir sancılanma, bir koyu yalnızlık... Ama Atıf Bedir de kolayı değil, zoru seçmiş. Yükte hafif, pahada ağır şeyleri... Kahkahayı vermiş, hüznü almış, şatafatı vermiş, sadeyi almış, çözülmüşü vermiş, çözümsüzü almış...İyi de etmiş. "Bunu böyle bilsin bilenler gönlün tenha yollarına düştük kaybolduk çetrefil patikalarda ne simyayı öğrendik ne de aşkı pirlerin rahlesinden bozbulanık geçtik." Peki Gemuhluoğlu neden insanoğlunun içerisine bir dram tohumu ekmek istiyordu? Veysel Karani'nin herkes gülerken ağlamasını çağrıştırıyor bu. Evet bu sözle "Sizi huzursuz edeceğim!" demek istiyordu. "Arkanıza yaslanmak isterken yaslanamayacaksınız. Yumuşak bir döşeğe uzanmak isterken gidip taşa uzanacaksınız. Çiğnediğiniz lokmayı yutamayacaksınız..." gibisinden.. Çünkü..demiyeceğim. Varın bu bilmeceyi siz çözün! İşte benden de bir bilgi yarışması size. Evet rahmetli Fethi Ağabey, neden "Sizin içinize bir azap, sizin içinize bir çile..." diyordu?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT