BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mum dibine ışık vermese de...

Mum dibine ışık vermese de...

“Dünyada iki tip insana gıpta edilmesi gerekir. Bunlardan biri ilim adamıdır, cehaletle savaşır. Diğeri zengindir, fukaralıkla savaşır.”



“Dünyada iki tip insana gıpta edilmesi gerekir. Bunlardan biri ilim adamıdır, cehaletle savaşır. Diğeri zengindir, fukaralıkla savaşır.” Bu sözler İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Dr. Enver Ören’e ait. Bab-ı âli Kültür Yayıncılığı’nın İhlas Holding Vip salonunda yazarlara ve yayıncılara verdiği iftarda, ilmin ve iş adamının toplumdaki yerinin çok önemli olduğunu vurgularken söylüyor Enver ağabey. Ayrıca çok enteresan bir tespitte bulunuyordu: “Bir ülkenin geleceği kağıt kaleme bağlı. Ne atom bombasına ne hidrojen bombasına... Eğer kağıt ve kalem oynamıyorsa, kültür eğer zaafa uğramışsa o insanı siz her şekle sokabilirsiniz” Yazarlara ve yayıncılara verilen ve en güzeli de yazıdan ve kalemden söz edilen bu güzel iftarı, gazeteden öğrendiğimde “Keşke” dedim. “Bizim de elimiz kalem kağıt tutsaydı. Keşke biz de yazar olabilseydik.” Gerçekten yazar olmak herkesin harcı değil. Yazar olmak için sadece kelimeleri yan yana sıralayıp bir şeyler üretmek yetmiyor. Yazar olmak için çok daha başka özellikler olmalı... Bugün bu vesileyle, yine Enver ağabeyin bu güzel davette, “Devletin başı benim okuyucum yüzünden ağrımamıştır, ağrıması da mümkün değildir. Ama düşünün ki böyle bir medya yoktu.” diyerek gururla sözünü ettiği bu gazetede, yıllarca okuyucuya islam alimlerinden, evliyadan menkıbeler aktaran, gönül sohbetleriyle nice gönle huzur yayılmasına vesile olan bir yazardan ve onun çalışmasından söz edeceğim. Gönül Bahçesi köşesi yazarı Mehmet Oruç’un bir çalışmasından. Mehmet bey, yine bu sayfada binbir güzel örneklerle sunulan Sevgili Peygamberimizin hayatını tefrika olarak kaleme almıştı. Dedim ki bir gün kendisine: -Bu güzel çalışmalar gerçekten gazete sayfalarında mı kalacak? -Ya ne olacak? -Bir kitap olarak yayınlamak istemez misin? Güldü yarı mahçup: Sanki, “Biz kim, yazar olmak, kitap yayınlamak kim?” der gibiydi. Ama iyi biliyordum ki, o köşenin okuyucusu o yazıları kesip de saklıyordu. Hele bir de kitaplaşırsa elbette çok makbule geçecekti. İlave ettim: “Haklısın mum dibine ışık vermez” derler. Ama sen yine de bu çalışmalarını kitap olarak çıkartmaya karar ver. Senin elinden tutan da çıkar. Kitabını yayınlayan da bulunur. Okuyucun da teşekkür eder. Yeter ki kitap olmasına karar ver” Sevindi. Bu hoş çalışmayı yayınlamayı kabul eden bir yayınevi bulduk. Evet bu çalışmalar mütevazı bir kitaptı. Belki anlı şanlı yayınevleri tarafından fark edilememişti. Ama günümüzde, her aklına esenin din adına ahkam kestiği bir dönemde, sadece Kainatın Efendisinden söz etmek kadar hoş bir şey olabilir miydi? İşte bu gayeyle, bu niyetle bu mübarek Ramazan ayında bu kitap hazırlandı. Hiç başka söz söylemeye ya da takdime gerek yok. Buna gücümüz de yetmez. Sadece şunu söylüyoruz ki, bu kitap Gazetemizde yayınlanan “Kainatın Efendisi Hazret-i Muhammed” adlı tefrikanın kitap haline gelmiş şeklidir. Adı da yine “Kainatın Efendisi” dir. Kütüphanenize katmak istediğinizde “Arı Sanat Yayınevi Sanayi Mahallesi, Sultan Selim Cad. Koç Sk. No: 4/3 80650 4 Levent - İstanbul Tel: 0212 278 18 60 - 284 10 80”den istekte bulunabilirsiniz. Ayrıca, Ramazan ayı boyunca devam eden “Dinî Yayınlar Fuarı’ndan (Ankara-Kocatepe’de Pınar Yayınevi, İstanbul-Sultanahmet’te Bedir Yayınevi standlarından) temin edilebilir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT