BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Garip bir suskunluğu vardı...

Garip bir suskunluğu vardı...

Turhan bu sözlere karşılık hiçbir şey söylemedi. Arkadaşı son derece rahat görünüyordu. Herkes vicdanının sesinden kendisi sorumluydu ama göz göre göre bir hayatın allak bullak edilmesine de gönlü pek razı olmuyordu.



Turhan bu sözlere karşılık hiçbir şey söylemedi. Arkadaşı son derece rahat görünüyordu. Herkes vicdanının sesinden kendisi sorumluydu ama göz göre göre bir hayatın allak bullak edilmesine de gönlü pek razı olmuyordu. Dudaklarını ısırdı: - Keşke olmasaydı yine de... Başından söylemiştim sana... - Bırak yahu... Çekti gitti işte... Kapat bu konuyu. Turhan omuzlarını kaldırdı “Nasıl istersen” der gibi... Sanki yeni hatırlamış gibi atıldı: - Aylin evlenmiş biliyor musun? Tarık durakladı. Gözlerini kısarak baktı arkadaşına: - Kiminle? Diye sordu sert bir sesle. Yüzü kasılmıştı. - Bilmiyorum ama Karamürselliymiş çocuk... Galiba o mobilyacı çocuk. Burada evlenmişler. Kimseyi çağırmamış nikâhına. Arkadaşlardan hiç kimse yokmuş. Duyunca çok şaşırdım. Zaten Aylin çok değişti diyorlar. Eskisi gibi kızların, çocukların arasına katılmıyormuş, O deli dolu hali kalmamış, çok olgun, çok ağırbaşlı olmuş. Görenlerin yalancısıyım ben. Biliyor musun, büyük aptallık ettin o kıza yüz vermemekle... Tarık hiçbir şey söylemedi. Garip bir suskunluğu vardı. Elindeki en kıymetli şeyini kaybetmiş gibi kızgın ve öfkeliydi. Kaşları çatıldı iyice. Derin bir soluk aldı: - Burada mı oturacaklarmış? - Tabii... Ekrem bey açmış kesenin ağzını. Ortak olmuş damadıyla. Bildiğim bu kadar... Daha fazla havadis istersen bizim kızlarda var. Galiba yakında ziyaretine de gidecekler. Kocasını merak ediyorlar malum bizimkiler... İki genç ilerliyorlardı koridor boyunca. Birden arkalarından tiz bir sesle Semiha hanımın seslendiğini duydular: - Tarık! Tarık! Bekleyin beni... Durup beklediler. Kadın sinirli bir şekilde yaklaştı yanlarına: - Ayol, beni bırakıp gittin orada tek başıma. Aşk olsun sana Tarık! - Tamam anne, mesele çıkarma lütfen. İki laf ediyorduk şurada... Gözlerini kıstı Semiha hanım. Turhan’a döndü. Genç adam gülümsedi: - Merhaba Semiha teyze! - Yoksa o şırfıntıdan mı haber getirdin Turhan? Genç şaşırmıştı. Şaşkın şaşkın bakındı. Tarık atıldı: - Hülya’dan bahsediyor, gelip anneme bir sürü zırvalamış, “biz evlenecektik falan” diye... Turhan gülümsedi: - Hayır Semiha teyze. Ben onun geldiğini bile Tarık’tan öğrendim. Ben Aylin’in evlendiğini söylüyordum Tarık’a. Semiha hanım başını arkaya doğru attı. Gözlerini açtı: - Aaaa, evlendi mi? Haberimiz yok? - Kimseye haber vermemişler. Neredeyse üç hafta oluyormuş evleneli. Karamürsel’den bir genç. Mobilyacıymış. Ekrem bey iş kurmuş ikisine. Aylin mobilya modellerini çizecek, kocası da imalatını yapacakmış. Dudaklarını büktü kadın. Sert bir hareket yaptı. Sesi donuktu. - Hiç sevmem o kızı zaten. Şu hale bak, bir davetiye bile yollamadılar. Çok basittir o aile... Tarık alaycı bir tavırla tebessüm etti. Usulca mırıldandı: - Sen kimi seversin ki zaten anne? Bu sırada hoparlörden yumuşak, akıcı bir anons duyulmaya başlandı: - THY’nin T.K ... numaralı seferiyle Londra’ya gidecek yolcuların... * DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT