BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Coşkun Aral ‘sözün bittiği yer’de

Coşkun Aral ‘sözün bittiği yer’de

“Başbaşa” programına katılan ünlü savaş muhabiri Coşkun Aral, çeyrek asırdır savaşları ve sonrasında toplumda bozulan dengeleri anlattı.



Ünlü gazeteci Coşkun Aral, TGRT izleyenlerine bizzat tanık olduğu savaşların getirdiği sonuçları aktardı. Yüz yıl sonra mesleğine ihtiyaç kalmayacağını söyleyen Aral’ın Soysal’ın sorularına verdiği cevaplar şöyle: Soysal:Türkiye’de fotoğraflarda gördüğümüz savaşları Coşkun Aral yaşadı neler söyleyeceksiniz? Aral: İlk yer aldığım savaş İran savaşıydı, ve doğrusu korktuğum savaştı çünkü tanklı tüfekliydi. Soysal: Bu korkuyu nasıl yendiniz? Aral: Halen korkarım ancak çalışırken bu korkumu bir süre geciktirebiliyorum. İnsanlar korkar, yaşamadan da korkuyu yenemezsiniz.. Soysal: Kitabınızın başlığı “Sözün bittiği yer-Coşkun Aral” Neden sözün bittiği yer? Aral: İnsanlık tarihine baktığımız zaman çoğunluğu bu topraklarda yaşanmış savaşlardan bahsediyoruz. Ve onlar hep söz bittiğinde başlıyor. Bugün baktığımızda dünyada savaştan geçmiş, ama kendi topraklarında savaş yaşatmayan ülkeler geçmişi çok iyi aktarmışlar ve aktarıyorlar. Bugün İsviçre bile o savaş sendromunu kuşaktan kuşağa aktarıyor ki halkı savaşmaktan korksun.. Soysal: Gerçekten şahit olmak ayrı bir şey bunları görüntülemek, ölümsüzleştirmek daha ayrı. Kaç ülkedeki haberleri birleştirdiniz bu albümde? Aral: Burada yaklaşık 20 yıldan bu yana olan serüven var, bir tek yaşamadığım Çeçenistan savaşı var. Çünkü 3 defa Çeçenistan’a girmeye kalktım, ancak çeşitli nedenlerden giremedim, onun dışında çeyrek asır boyunca bütün savaşları bizzat tanık olarak yaşadım ve aktarmaya çalıştım.. 100 yıl sonra yokuz Soysal: Peki dünyanın “öteki yüzü” değişmeyecek mi? Aral: Açıkçası “savaş muhabirliği” denilen mesleğin kalkacağına inanıyordum.. Çünkü savaş tüccarları artık bilgi satıyor, şu anda internette evinde milyon dolara sahip olan yüzlerce insan oluştu. Bundan 10 yıl önce Adnan Kaşıkçı dünyanın en zenginlerinden biriydi, şimdi adı bile okunmuyor.. Savaş yaptığınız zaman geri dönüşünü de hesaplamamız lazım, göçler oluyor ve toplumda yeni dinamiklere sebep oluyor. Güneydoğu’da yaşanan terör de göç şeklinde yansıyınca şehirler karıştı.. Geçmişte silah satan ülkelerin silah fabrikalarının üretiminde de azalma var, ama insanlar o şiddet özlemini boya sıkan tabancayla ya da bilgisayar oyunlarıyla gideriyor. Bir yüzyıl sonra bizim gibi insanlara gerek kalmayacak. Soysal: Savaşlar şehirlerin şekillerini bozuyor. Bir zamlanlar İstanbul Türkçesi Siirt’te konuşulurmuş. Şimdi okul kapısı görmemiş binlerce çocuk var değil mi? Aral: Çocukluğumun geçtiği Siirt ile bugünkü arasında ciddi farklar var. Bizim evimizde kütüphane vardı, annem bana 6-7 yaşlarındayken Polyanna’yı, 8-20 yaşlarındayken de Sefiller’i okuturdu.. Güneydoğu’nun yenide kalkınması o muhteşem doğa tarım, hayvancılık ve turizmle olur. Soysal: Televoleler insanı komünist yapar mı? Aral: O programları izlemiyorum, çocuğum olsa belki baskı uygularım. Soysal: Eskiden yapılan heberlerde insana katkı vardı... İnsanlar yine Ali Kırca’dan, Uğur Dündar’dan habercilik dosyaları bekliyor, bununla ilgili neler söyleyeceksiniz? Aral: Bu isimler bu işin duayenleri, gazeteciliği bilen insanlar, görüşler değişebilir ama insan ve evrensellik ilkelerimiz var. Yani kışkırtıcı yargıç rolünü üstlenemeyiz..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT