BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ben doktor değil miyim?

Ben doktor değil miyim?

“Komutanım bana yardımcı ol. Zonguldak hastahanesine naklimi yaptırıver. Burada yeteri kadar tedavi olamıyorum”



Bir doktor böyle söyler mi? Bir doktor, doktorum diye hastanın başka doktora götürülmek istenmesine gönül koyar mı? Yaşanmış ilginç bir hatıra daha sunuyoruz. Bartın’dan Adil Ulus göndermiş. “1957-58 yıllarındaydı. Ulus’un Buğurlar köyünde kimsesiz 30 yaşlarında bir genç hastalanmıştı. Bu garip bir hastalıktı. Her geçen gün hastanın karnı biraz daha şişiyordu. Ama çaresiz genç halini arz edecek yer bulamıyordu. Halsizdi. Yorgundu. Dolayısıyla kasabaya gidecek mecali de yoktu. Günler geçtikçe halsizliği artıyordu. Ne acıdır ki, yemeğe, mısır kartlacından başka bir şey bulamıyordu. Bir deri bir kemik kalmıştı. Karnı büyüdükçe ev içinde dahi ayakta gezinecek takati kalmamıştı. Yani anlayacağınız o genç yaşta yatalak duruma düşmüştü. Birkaç aydan beri başına gelen bu hastalığın ne olduğunu anlayamamıştı. Hastane çok uzaktaydı. Oraya kadar gidecek maddi durumu yoktu ki doktora muayene olsun. Komşular bu durumu görünce toplandılar bir sal yapıp hastayı omuzlarında taşıyarak 10 km kadar uzaktaki genel yol üzerinde bulunan Abdi Paşa pazarı denilen yere götürdüler. Burası Bartın’dan 25 km kadar uzaklıktaydı. Fakat yine de motorlu araca binmek için para lazımdı. Pazardaki esnaf aralarında para toplayıp hastayı bir kamyonunun üstünde de olsa götürüp, Bartın hastahanesine nakletmişlerdi. Olacak ya, o günlerde Ulus ilçesi Askerlik Şube Başkanı Binbaşı, hanımının doğum yapmasını beklerken hasta koğuşlarında şöyle vakit geçirmek ister gibi geziniyordu. Bu sırada hastalar arasındaki bu genç Binbaşıya seslendi: “Komutanım bana yardımcı ol. Zonguldak hastahanesine naklimi yaptırıver. Burada yeteri kadar tedavi olamıyorum...” Komutan boyun bükerek ricada bulunan bu gencin durumunu inceleyip doktoruyla görüştüğünde anlıyor ki, bu gencin hastalığı siroz. Hastanın karnı çok şişmiş. Karnından su alınamamış sadece bazı ilaçlarla idrar yolundan toplanan suyun giderilmesine çalışılmış. Ancak bu yetmemiş hastanın karnı davul gibi şişmiş. Birkaç güne kadar da taburcu edilecek. Doktor “Çaremiz yok” diyor. Dolayısıyla hasta eve değil daha büyük hastahenelere gitmek niyetinde. Binbaşı çok üzülmüştü ve çaresizdi. “Ben seni nasıl Zonguldak’a naklederim?” diye hayıflanmıştı. Bir ümit sordu: “Senin Ulus ilçesinde tanıdığın yok mu?” Hasta “Ben Ulus’ta falan kişiyi tanıyorum ama o beni tanımaz” dedi. Binbaşı Ulus’a dönüşünde hastanın durumunu o kimseye anlatmış. Haberi alan kişi, normal vasıtanın bulunmadığı o devirde ancak üç gün sonra hastaheneye gidebilmişti. Hastayı Zonguldak Devlet Hastahanesine nakletmek istediğinde hastahanenin tek doktoru Fehmi Çekmece’nin verdiği cevap şuydu: “Ben doktor değil miyim” İzin vermemişti. Üç gün sonra taburcu edilen hastayı o kişi Zonguldak Devlet hastahanesine getirip yatırmıştı. Bu hastane de hastaya aynı teşhisi koymuştu. Tabii onların da yaptığı belliydi. Hastanın karnından bir tenekeye yakın suyu şırınga ile alarak taburcu etmek. Yani bir bakıma evinde öl denilmişti. Ama işin peşini bıkmamıştı o kişi. Bir ay sonra hastayı trenle Ankara’ya götürdü. Zonguldak Milletvekili Hüseyin Ulus’a teslim etti. Ankara Devlet Hastahanesinde yirmi gün kadar yatan hasta pelitonit tüberküloz teşhisi ile tedavi görüp yine karnından bir tenekeye yakın su alındıktan sonra taburcu edildi. İlk teşhisteki isabetsizlikleri ve en son Ankara Hastahanesinin doğru teşhis ve isabetli tedavileri ile kırk sene daha yaşayan Ali Maden ismindeki hasta evlenip çoluk çocuk sahibi oldu. Halen öğretmen ve bankacı çocukları vardır...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110329
    % 0.91
  • 3.8553
    % -0.22
  • 4.5445
    % -0.12
  • 5.1446
    % 0.02
  • 155.844
    % -0.03
 
 
 
 
 
KAPAT