BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > TV Magazin

TV Magazin

Tiyatroyu kendisi için bir yaşam biçimi seçtiğini söyleyen Dilek Türker, çok sevdiği “Latife” ve “Nakşidil Sultan”ı oynuyor



“Nakşıdil”den “Latife”ye Onun için “Tiyatro” 1964 yılında başlayan bir aşk... Şehir tiyatrolarında başlayan serüveni uzun süre yurtdışında sürmüş... Vatanına döndükten sonra ise kalıcı eserler vermek adına çok seçici olmuş... “Kuvayi Milliye Kadınları” tek kişilik oyunu Türkiye ve yurtdışında oynayan sanatçı şimdi bir taraftan Atatürk’ün arkadaşı “Latife”yi, diğer taraftan Osmanlı sarayında yenileşmenin fitilini ateşleyen “Nakşidil Sultan”ı oynuyor. Tiyatroyu kendisi için bir yaşam biçimi seçen Dilek Türker ile tiyatrosunda sahneye çıkmak üzere iken konuştuk. İyi Akşamlar. Umarım gösteri öncesi sizi rahatsız etmiyorum. -Hayır. Herşeyimiz hazır zaten.... -”Nakşıdil Sultan” pek heybetli... -Evet, bu benim en büyük hayalimdi. “Kuvayi Milliye Kadınları”nı oynadıktan sonra gerçekte hatırlarda kalacak, insana sorular sorduracak bir eserde oynamalıydım. Ünlü yazar Nezihe Araz ile daha önce de iyi bir ekip çalışmamız vardı. Bu da onun eseri... Severek oynuyorum. “Nakşıdil Sultan” heybetli, çünkü yaşadığı ortam, saray ve ona büyük değer veriliyor. Kendisi Fransız asil ailelerinden birinin kızı. Sonradan Napolyon Bonaparte’ın karısı olacak olan Rosaline’in arkadaşı “Aemmy”... Savaşta esir alınıyor. Saraya getiriliyor, adı değiştiriliyor. O çok ısrar ediyor. Önceleri yemek boykotu bile yapıyor. Ama Valide Sultan ondaki cevheri gördüğü için onu minik şehzadeye mürebbiye yapıyor. Daha sonra da padişah II. Selim ile arasında doğan platonik bir aşk dolayısıyle Sarayı seviyor. Daha sonra “Valide Sultan” bile oluyor. Eee Valide Sultan’lar da biraz heybetli olur. -Neden Nakşıdil? -Soylu fransız ailesinin kızı Aimee,Türkçeyi, Türk müziğini, tarihini, şiirini ve yaşama biçimini kabullenip Osmanlı’nın aydınlanma dönemine önemli katkıları olmuştur. Onun değişik kültürleri buluşturmada ve barıştırmada Dünya’daki yenilik hareketlerine Osmanlı’nın katkısını ve hoşgörü anlayışını açıklamada önemli emekleri olmuştur. -Bu rolleri özel olarak mı seçiyorsun? -Ben tiyatro adına kalıcı bir şeyler yapmak istiyorum. Türkiye’ye dönüşümden sonra Aziz Nesin’in benim için yazdığı “bir Zamanlar Memleketin Birinde” adlı oyunla Dinçer Sümer’in yine benim tiyatrom için yazdığı “Beni Dünya Kadar Sev” adlı oyunla sahne aldım. Ama kalıcı bir şey yapmak adına Nezihe Araz’la beraber çalışmaya başladık. Önce “Kuvayi Milliye Kadınları”nı oynadım. Eser, yurtiçi ve yurtdışında büyük ilgi gördü. Bundan sonra geriye gidiş olamazdı. Oynayacağım yeni eser en az bu kadar değerli olmalıydı. Bu yıl “Nakşıdil Sultan” ile “Latife”yi oynuyorum. Biri Osmanlı’nın yenileşme hareketini anlatıyor. Bir diğeri ise Cumhuriyet döneminde Atatürk’e ardakaşlık etmiş bir kadının hikayesi... İkisiyle de gurur duyuyorum. -Başarı ve mutluluk seninle olsun. -Teşekkür ederim Müziğin rekortmeni 475 adet 45’lik plak, sayısını bilmediği kadar longplay ve kaset üreten Yıldız Tezcan’ın 11 tane de “Altın Plak” ödülü var İlk günkü gibi heyecanlı olduğunu belirten, üç neslin severek dinlediği muhteşem sanatçı Yıldız Tezcan, “Eskiden Altın Plak’lar vardı. Şimdi onların yerine başka ödüller var. Ben o yeni ödüllere talibim” dedi. Yıldız Tezcan orta yaş sahiplerinin hafızalarından silinmeyen o billur sesiyle üç neslin severek dinlediği muhteşem sanatçı... Sanat hayatı boyunca 475 adet 45’lik plak, sayısını bilmediği kadar long play ve kaset okuyan ünlü sanatçıya 11 tane de Altın Plak” hediye edilmiş... 45 adet Türk filminde de başrol oynayan Yıldız Tezcan ile dünü ve bugünü konuştuk. -Efendim Hoş geldiniz. Ortayaştakiler sizi tanıyor ama gençler fazla bilmiyor. Bize kendinizi tanıtır mısınız? -Teşekkür ederim. Ben sekiz yaşında TRT Radyo Çocuk Saati’nde Münir Ceyhan idaresinde müziğe başladım. Hocam Ahmet Yamacı idaresinde müzik dersleri aldım. Genç yaşta sesimin güzelliği ve yorumumun beğenilmesi dolayısıyle o günlerde çok moda olan 45’lik plakları yapmaya başladım. O zamanlar plaklar revaçta idi. Tutulan plak ayrıca long playlara da okunurdu. yaptığım 45’liklerden kaç tane long play ve kaset yapıldı hatırlamıyorum. Ama sanat hayatım boyunca o zamanlar en çok satan sanatçıya verilen en büyük ödül olan “Altın Plak”lardan 11 tane aldım. Sayısız halk konserine çıktım. -Şu halinizle rekortmensiniz? -Evet, Dünya üzerinde bu kadar şarkı okuyan, bu kadar bestesi olan bir başka sanatçı yok. -Sizin sinemacılığınız da var bildiğim kadarıyla..? -O günlerde sevilen, tutulan bir parçanın mutlaka filmi de yapılırdı. Birçok müzik parçasını, şarkıyı, türküyü filmler meşhur etmiştir. veya filmde okunan şarkı meşhur olmuştur. Biz de o günün gereği filmlerde de oynadık. Benim sanat hayatım içinde 45 tane başrolünde oynadığım sinema filmim var. İlk başrolüm de zamanın jönü Yılmaz Güney ile oynadığım “Gönül Kuşu” filmidir. -Yıllar sonra yeni bir kaset için ne düşünüyorsunuz? -Çevrem ve sevenlerim benden yeni bir çalışma beklentisi içinde idi. Buna bir türlü cevap vermek gerekiyordu. Biz de “Dünya Müzik Üretim” ile birlikte “Yıldız Tezcan 2000” albümünü çıkardık. Adını “Hasret” koyduk. -Halktan ne tepki alıyorsunuz? -Geçenlerde bir toplantıda insanlar, “Yıldız Hanım, ortalık curcunaya döndü. Her kanalda, her radyoda aynı eserler ve aynı şarkılar. Sizi ne zaman dinleyeceğiz?” dedi. Ben de onlara, “Yeni bir kasetle bir haftaya kadar çıkıyorum” dedim. Onların cevabı çok hoşuma gitti. Dediler ki; “Demek ki Ümmü Gülsüm geri döndü.” -Yolunuz ve bahtınız açık olsun -Teşekkür ederim. İlk günkü gibi heyecanlıyım. Eskiden “Altın Plak”lar vardı. Şimdi onların yerine başka ödüller var. Ben o yeni ödüllere talibim. ‘Anadolu Ekspresi’ start aldı Ege Üniversitesi Devlet Konservatuarı Türk Halk Müziği Bölümü öğrencinin kurduğu “Anadolu Ekspresi” Anadolu yöresinden türküleri içinde alan bir albüm ile türkü sevenlere “Merhaba” dedi. “Murbay” adına albüm çıkaran grup, parçaların aranjelerini de kendileri yaptı. “Anadolu Ekspresi”nin çalışmasında; “Sabah ile” Söm Söm Yarim, Yekte, Romen Kızı, Azemi, Oyalı Yazma, Hasta Oldum Derdine, Köroğlu Çeşitlemesi, Halay, Yörük Ali, Ali Paşa Ağıtı, Zalim Poyraz ve Şefo adlı parçalar yer alıyor. Grup ilk klibini de “Söm Söm Yarim” adlı türküye çekti.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110579
    % 1.14
  • 3.8381
    % -0.67
  • 4.5309
    % -0.42
  • 5.1467
    % 0.06
  • 155.535
    % -0.23
 
 
 
 
 
KAPAT