BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ABD’de rejim bunalımına ramak kala

ABD’de rejim bunalımına ramak kala

“Kilitlenme, tıkanma, kriz” derken, demokrasinin Fransa ve İngiltere’den sonra üçüncü vatanı olan koca süpergüç Amerika Birleşik Devletleri, inanılmaz bir olaylar zinciriyle “Anayasa ve rejim bunalımının” eşiğine kadar geldi.



“Kilitlenme, tıkanma, kriz” derken, demokrasinin Fransa ve İngiltere’den sonra üçüncü vatanı olan koca süpergüç Amerika Birleşik Devletleri, inanılmaz bir olaylar zinciriyle “Anayasa ve rejim bunalımının” eşiğine kadar geldi. Florida eyaletinde “oy sayımı” gayya kuyusunun içinden çıkılamadığı için, 43. Cumhurbaşkanının kim olacağı aradan 38 gün geçtiği halde bir türlü “hukuken ve resmen” kesinleşemiyor. Seçim Florida eyaletinde tıkandı veya kilitlendi. Hukuk keşmekeşi Bu eyaletteki çeşitli yerel mahkemelerde ve Florida Yüksek Mahkemesi’nde açılan, davalar, bozulan kararlarla inanılmaz bir hukuk keşmekeşi yaşandı ve hâlâ da yaşanıyor. “Hukukun Üstünlüğü” ile övünen ABD’de, kanunların üstünlüğünden ziyade, çelişkili yerel ve federal kanunlardaki boşlukları kullanan avukatların üstünlüğü veya ustalığı geçerli oldu. Neticede, “Founding Fathers” (Kurucu Babalar) denilen Amerika’nın kurucularının ve Anayasanın ilk yazarlarının, asla tasavvur edemedikleri bir durumda, yeni Cumhurbaşkanının, Demokrat Al Gore mu yoksa Cumhuriyetçi Gerorge W. Bush mu olacağını, galiba halkın oyları değil, Kongre veya Federal Yüksek Mahkeme tayin etmiş olacak. Son umut Son umut kördüğümünü, Bush’ un müracaatı üzerine, tarafları falan dinlemeye karar veren Washington’daki Federal Yüksek Mahkeme’nin çözmesi. Eğer Mahkeme daha evvel Florida’daki Eyalet Yüksek Mahkemesi’nin, “bütün oyların” yeniden el ve gözle sayılması hakkındaki kararını bozarsa (oy sayımını durdurmuştu), Al Gore’un işi bitmiş sayılacak. Yok aksine, durdurulan oy sayımının devamına izin verirse, bu sayımların neticesi beklenecek, iş uzayacak. Sayım neticesinde Al Gore’un kazanması muhtemel ama kesin de değil. Burada önemli bir pürüz var yeni Başkanın, 20 Ocak’ta and içerek göreve başlaması, Anayasaya göre, zorunlu. Bunun için de, Florida’nın Elektörler yani İkinci Muntehipler heyetindeki 25 temsilcisinin, 12 Aralık’a, nihayet bu heyetin yeni Başkan için oylarını vereceklerı 18 Aralık’a kadar belirlenmesi şart. Bush tarafı, işler uzar ihtimaline karşılık, bir taktike veya stratejiye başvurdu. Gene Anayasa hükümlerinden yararlanarak, 25 Elektörün, Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Florida Eyalet Meclisinde seçilmesi yoluna gidiyor. Buna karşılık, elle sayımlar devam eder de, Gore kazanırsa, iki ayrı temsilci heyetinden birini yani ya Gore’un ya da Bush’un 25 kişilik heyetlerinden birini, Kongrenin tercih etmesi gerekecek. Temsilciler Meclisinde Cumhuriyetçiler, ufak bir farkla çoğunlukta olduklarına göre, bu meclis herhalde Bush’un lehine karar verecek. Ancak 100 kişilik Senatoda 50 Demokrat 50 de Cumhuriyetçi olduğuna göre burada da nihai kararı halen Senato’nun başkanı durumunda olan Al Gore verecek yani Başkan Yardımcısını tayin edecek. Her şey aynı olmayacak Velhasıl iş tam bir kaos veya çorba: Amerika tarihinde misli emsali görülmemiş bir durum. Her ne olursa olsun, bu acı tecrübeden sonra Amerika’da herşey eskisi gibi olmayacak. Bir defa, bir denemeden geçen kuvvetlerin ayrılığı ilkesine ve Yerel Kanunlarla, Federal Kanunlar arasındaki çelişkilere vuzuh vermek vacip olacak. Ama kim kazanırsa kazansın, hele mahkemelerin, hatta Yüksek Mahkemenin kararı ile kazanmış olsa, birçok yazarlara göre seçim gölge ve şaibe altında kalacak ve hatta bazıları tarafından “meşru” Başkan addedilmeyecek... Her ne hal ise, sizler bu yazıyı çarşamba günü okurken salı günü beklenen Yüksek Mahkeme’nin kararı ile muhtemelen 43. Başkanın kim olacağı belirlenmiş olacak veya aksine, Anayasa ve rejim bunalımı daha da çapraşıklaşarak devam edecek. Futbol maçı gibi Bu 2000 seçimleri sadece Amerikan tarihinin değil dünya demokrasi tarihinin en ilginç olayı idi. Televizyonda, bu olayları, topun bir oraya bir buraya gittiği, karşılıklı gollerin biribirini takip ettiği bir futbol maçını seyreder gibi heyecanla takip ettik. Bizim medya-TV’ler ve gazeteler bu olayları çok sathi ve magazin bakımından yansıttılar. Belki de fazla ayrıntıya girilmesine pratik olarak imkan da yoktu, ama herhalde biraz daha derinlemesine ve izahlı olarak ele alınmasında, hukuk ve siyasi bilgiler eğitimi açısından, fayda olabilirdi. Bundan sonra da bir TV kanalı, bu olayı, daha sonra hukukçular ve profesörlerin katkıları ile tartışacak bir program yaparsa hem ilginç olur hem de eğitici! Sonra, bütün bu olaylardan bizim için de, çıkarılacak çok hisse var. Öğretici Bu maçı seyrederken neler öğrenmedim. Amerikalılar da neler öğrenmediler? Amerika’da Üniversitede Siyasi Tarih okumuştum ama bu sırada, orada öğrendiklerimden fazlasını ögrendim... Bir de Amerikalılar’ın bile bilmedikleri ve şimdiye kadar öğrenmek gereğini duymadıkları bazı ayrıntıları! Mesela değişik yazılı sandık usulü delikli kartlarla optik usulde oy makinalarının bulunduğunu oy verne usullerinin ve ekseri yerlerde kullanılan oy makinalarının eyaletten eyalete hatta kasabadan kasabaya değiştiğini. Delikli kartonla oy verme makinalarında, deliklerde kullanılan kauçuk tabakasının, oy pusulaları özel bir aletle delindikçe, gevşeyip gevşemediklerini. Delik açılınca kopması gereken parçanın (“chad” deniyor) neden delinemediğini... Düşen parçaların makinanın altında birikerek tam delinmesine engel olup olmayacağını... Bizde olsa idi Düşünüyorum: Eğer bu bunalım, bu kilitlenme bizde olsaydı neler olmazdı. Sandık başlarında sayımlar esnasında yumruklaşmalar, duruşmalarda kavgalar, sokaklarda kanlı olaylar, neler neler olmazdı... Ve belki de iş Anayasa Mahkemesi’ne kalmadan karakolda biterdi. Bundan evvelki yazılarımda kanunların çelişkisinden hukuk keşmekeşinden ve kargaşasından söz etmiştim. Bunlar bile düzenli ve vekarlı oldu! Son tahlilde, hukuk’un üstünlüğü Washington’daki Yüksek Mahkemede tecelli ediyor. Bu Mahkemenin 9 üyesi de, muhtelif partilerden, “politik tayinlerle” göreve getirilmiş, ya Liberal ya da muhafazakar kişiler. Ama kimse bu üyelerin, ideolojik görüşlerini, kararlarına yansıtsalar bile, tam partizanca karar vereceklerine ihtimal vermiyor. Daha doğrusu heyette ideolojik bir ayrılık olsa bile kararlar, çoğunlukla dengeli çıkıyor. Çünkü bütün heyet mensupları, sonunda vicdanlarına ve tarihe karşı sorumlu olduklarının idraki içindeler. GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Demokrasinin üstün tarafı, vatandaşların kanunları önceden bilmelerinden ileri gelir.” John Locke
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT