BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fırsat Bu Fırsat

Fırsat Bu Fırsat

Kanal D ekranlarında yayınlanmaya başlayan Fırsat Bu Fırsat isimli yarışma programını izlediniz mi, bilmiyorum.



Kanal D ekranlarında yayınlanmaya başlayan Fırsat Bu Fırsat isimli yarışma programını izlediniz mi, bilmiyorum. Ben izledim ve inanılmaz keyif aldım. Bu kulvarda bir canlı yayına hakikaten ihtiyaç vardı. Gerçi sorular biraz basitti ama sanıyorum o da yarışmanın ilk günü olduğu için özellikle yapılmıştı. Cem Davran, kendisinden beklemeyeceğim bir performans sergiledi. Sakın yanlış anlaşılmasın, yeteneğinden kuşkum yok. Fakat canlı yayın tecrübe gerektiren bir dal. Tiyatroculuğu sayesinde ilk günden bütün zorlukları aştığı için kendisini tebrik ediyorum. Bu arada programı hazırlayanlar müthiş bir keşif yapmışlar. Yarışmanın hemen başında sunucu, yarışmacıdan herhangi bir borcunun faturasını istiyor. Bilinmemesi imkansız bir soru soruyor ve eğer yarışmacı doğru cevabı verirse fatura imha ediliyor! Kişinin hayatında öyle bir borç kalmıyor. “Keşif bunun neresinde” diyeceksiniz. Yapımcılar, Türkiye’nin acı bir gerçeğini tespit etmişler. Bugün ülkemizde herhangi bir bankaya borcu olmayan vatandaş sayısı o kadar az ki, neredeyse yok denecek kadar... Bu durumda milyonlarca insanın uykularını kaçıran banka borçlarını fark etmek ciddi bir keşif sayılır bana göre. Geçenlerde sayın Bülent Ecevit’in bir takım anılarını anlatan bir “albüm” bölümüne denk geldim. Ekrandaki kişi Ecevit’in hem yakın bir arkadaşı hem de birlikte çalışmalar yaptığı eski bir bakanı. Adam belli ki Ecevitlere hayran. O sevgiyle anlatıyor. Hikayesine göre o tarihlerde genç bir insan olan Bülent Ecevit’in yakın dostu olan Olof Palme ülkesinde başbakan seçiliyor. Bunu duyan sayın Ecevit hemen kağıt kaleme sarılıp bir kutlama mektubu yazıyor. Arkadaşı müdahale ediyor ve neden telgraf çekmediğini soruyor. Ecevit, utana sıkıla parasının telgraf çekmeye yetmeyeceğini belirtmek zorunda kalıyor. Burada vurgulanan, Ecevitlerin hiçbir zaman hak etmedikleri kazançlara tenezzül etmedikleri. Bu elbette bir erdem. Zaten uzun yıllar boyunca bu mantıkla Türk filmlerinde tuhaf bir tablo çizilmiştir. Bu filmlerde zenginler kötü, aksi ve şımarık, fakirler ise sevgi dolu, birbirine bağlı ve dürüst insanlar olarak tasvir edilmişlerdir. Bu düz mantıkla sevgi dolu bir zenginin olamayacağı bilinçaltlarına kazınmıştır. Ben de asla anlayamamışımdır bu fasılları. Neden bütün insanlar aynı seviyede olabilsinler diye standartlar aşağıya çekilsin? Tam tersine insanların mümkün olabildiğince önlerinin açılması gerekiyor. Bu sayede iş kurmaya cesaret edebilirler böylece para normal hızında dönmeye devam eder. Elbette bütün bunların namuslu yollardan yapılması lazım. Şimdi tutup hırsızlık yapanları koruyacak değilim. Söylemek istediğim bu zaten. Zengin olmanın tek yolunun yolsuzluk olmadığını hatırlatmak istiyorum. Birkaç yıl önce liderlerden mal beyanı istenmişti. İçlerinde en mütevazı olanı yine sayın Ecevit’ti. Mal beyanında evdeki gümüş bir tepsiyi de belirtmişti. Bunu izlerken hem şaşırmış hem kızmış hem de etkilenmiştim. Bunca yılını Türk siyasi hayatına vermiş bir insanın evinde tabii gümüş tepsi de olacak, başka lüks eşyalar da. Bunun üzerinde beyan edecek kadar çok durmak iki sebepten kaynaklanabilir. Ya insanlara göstermek için dürüstlüğün seviyesini ya da hakikaten tepsi önemli bulunduğu için. Çocukluğumdan beri ne zaman Ecevit iktidara gelse ortaya fakirlik çıkar. Elektrik kesintileri, kuyruklar, ekonomik krizler vesaire. Tesadüf mü yoksa uzun zamandır hayalini kurdukları yolsuzluklardan arınmış Türkiye modelini oturtmak için çabalamalarından mı bilmiyorum. Bildiğim tek şey kimsenin para sıkıntısı çekmekten hoşlanmadığı. Eşitlik sağlamak için herkesi zor duruma sokmanın çare olacağını da sanmıyorum. Kazananlar kazanmaya devam ederken kazanamayanları kazanır hale getirmek önemli olan. Bu da şimdilik benim hayalim işte. Her şey bir yana, Fırsat Bu Fırsat müthiş bir aczimizi vurguluyor. Hepimiz banka borçlarımızdan kurtulduğumuz günü görüyoruz rüyalarımızda. Bunu ekranda gerçeğe çevirmek iyi bir fikir. Ben bu yarışmanın çok izleneceğinden eminim. Sözün Özü İlk ve son aşkımız kendimize karşı olandır. Levha İyiliği yalnız iyiler anlar, kötülüğü herkes anlar.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT