BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hastane notları

Hastane notları

(Epey zaman geçmiş üzerinden bu notları yazalı... Ama bazı “kayıt”lar atılamıyor... Çünkü hükmü hiç değişmeyen şeyler var!..



(Epey zaman geçmiş üzerinden bu notları yazalı... Ama bazı “kayıt”lar atılamıyor... Çünkü hükmü hiç değişmeyen şeyler var!.. Değil mi? İşte!.. Geçen senenin bugünlerinde yazılmış olan satırlar bugün için de geçerli... Ve gelecek zamanlar içinde de hep geçerli kalacak!..) § Tam onbeş dakikadır... (Şu an) henüz, ağlamasını bile öğrenememiş yeni doğmuş bir bebeğin, başka bir odadan gelen; “hueee” diye yırtınışları doluyor odaya... Üzgün insanlar var yanında ve koşuşturanların ayak sesleri. Biliyorum ki keyfinden (mutluluktan) ağlamıyor bu zavallı!. Şimdi bir masum yavru daha feryatlara başladı. Vakit öğle sonrası... § Gece yarısından sonra ortalık ayağa kalktı! Kalp krizi geçiren birini getirdiler, hem de bizim bloklardan... Görmedim, ama; “kırk beş yaşlarında falan” dendiğini duydum. Öldü!.. ..... Yakınları; (başka bir hastaya gittiği için) ambulansın geç ulaşmasını sebep gösteriyor ve yeri yerinden oynatıyordu... Yakınları ölümü “yakıştıramıyordu” çünkü ona! Düşündüm; Ölüm, HANGİ YAŞTA yakışıyor insana?.. Sabaha karşı da çok yaşlı ve düşkün bir hasta vermiş son nefesini... § Kahvaltının hemen ardından... (Uzaktan ölçtüm) tam bir buçuk karışlık o bebeği getirip koydular koltuğun üstüne, “cihaz” bu odada olduğu için... Neyi var soramadım!.. Küçücük burnundan bir ince hortumu soktular, soktular, soktular; Aynı işlemi dört beş saat sonra tekrarlamak üzere!.. ..... Çaresiz çığlıklarını duymamak için, odadan çıkarken, gene aynı şeyi düşündüm; Ölüm HANGİ YAŞTA “yakışıyor” insana?!.. Sizden... Ben bebekken... Muammer amca; Ben sizin 10 yaşında bir okuyucunuzum. Yazılarınızı beğenerek okuyorum. Bebekken dayım aracılığıyla benim için imzaladığınız bir Çekirge Çetin kitabım var. Biz uzakta iken dayımın bana yaş günüm dolayısıyla yazdığı iki şiiri sizinle paylaşmak istedim. ..... “Belki anlayamasan da / Benden uzak değilsin. / Ufuklarda uçsan da / Ciğerimde nefessin. Gözün kuru kalsın gülüm / Nasılsa gönlün çağlar. / Sen haline üzülme / Yerine dayın ağlar.” * Dr. İhsan (11.12.1993) ..... Akşamın metre metre ilerlediği / Ortalıktan el ayak çekildiği an / Pek sevmediğim kara kargadan / Bir haber bekledim. Esiyordu rüzgarları karanlığın / Sesini duydum kara karganın. / Neşe doluydu sanki / Sanki bizim oralardan gelmişti. Belki tanıdıktır diye düşündüm / Selam veriyordu sanki bana / Sanki bir an gözüm ısırdı / Bizim orada da kargalar / Böyle karaydı / Ve bizim orda da kargalar / Böyle haykırırdı.” * Dr. İhsan (2.5.1993) R A M A Z A N 2 0 0 0 Bilmenin önemi Dünkü, “Ramazan 2000” köşeciğimizde (ehli sünnet bilgilerini dünyaya yayan alimlerden) bahsetmiş... Bu dört mezhep imamından birine uymayan kimsenin büyük tehlikede olduğunu aktarmıştık... Yine aynı kitapta (Namaz Kitabı, Hakikat Kitabevi: 0212. 523 45 56) diyor ki: “İslâm alimleri Kur’an-ı Kerîm’de ve hadis-i şerîflerde övülmektedir. Bir ayet-i kerîmede meâlen: (Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?) buyurulmuştur. Başka bir ayet-i kerîmede meâlen: (Ey Müslümanlar! Bilmediklerinizi bilenlerden sorunuz) buyuruldu. ..... Hadîs-i şerîflerde ise şöyle buyuruldu: “Allahü teala ve melekler ve her canlı, insanlara iyilik öğreten müslümanlara dua ederler.” “Kıyamet günü önce Peygamberler, sonra alimler, sonra şehidler şefaat edeceklerdir.” “Ey insanlar, biliniz ki, ilim alimden işitilerek öğrenilir.” Mutlu, umutlu haber İşte müjde!.. Ve işte pembe bulutlu haber... İşte müjde!.. Ve işte muhteşem, kutlu haber: Boşa geçen yıllara pişman iken her âzâ, Abdest alıp durduysan iki rekat namaza; İşte sana güzeller güzeli mutlu haber: Cennetin kapısında seni bekler Peygamber... Dünyanın sonu ölüm; bir hayatın başıdır, Sanma ki senden kalan mezarının taşıdır! Hayatı “hayat” kılan büyük, umutlu haber: Cennetin kapısında seni bekler Peygamber... İşte sana güzeller güzeli mutlu haber! Hayatı hayat kılan büyük, umutlu haber! İşte müjde!.. Ve işte muhteşem, kutlu haber; Cennetin kapısında seni bekler Peygamber... * İbrahim Boz / Karaman
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT