BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Uçların koalisyonu

Uçların koalisyonu

Türkiye’de garip şeyler oluyor. En sağından en soluna örgüt ya da kesimler sarmaş-dolaş görüntüler veriyor. İşte Ilıcak-Yurtadapan örneği ve Hatipoğlu’nun F Tipine verdiği destek. Uçların koalisyonunu hazırlayan şartlardaki ısrarı da o kadar yadırgıyoruz.



Türkiye çok garip bir süreci yaşıyor. En solundan en sağına örgüt ya da kesimler sarmaş-dolaş görüntüler veriyor. Uçların koalisyonu olarak nitelendirilebilecek bu birliktelik sosyal barış fotoğrafı da değil. PKK ya da DHKP-C kimi konularda muhafazakar sağın marjinal çevreleri ile biraraya gelebiliyor. Avrupa Birliği ve Kürtçe TV gibi pekçok konuda örtüşebiliyorlar. Aynı şekilde F Tipi cezaevlerine bile aynı perspektiften bakabiliyorlar. Mum söndü’den bugüne Bırakın marjinalleri ılımlı olan Fazilet çevreleri bile TİKKO ile aynı söylemde birleşebiliyor. Fazilet’in ağır topu Yasin Hatipoğlu önceki gün F Tipine adeta başkaldırmıştır. Oysa aynı Fazilet ya da geldiği kaynak RP, çok değil 4 yıl önce yapılan ölüm oruçlarında tam tersi bir istikametteydi ve dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan’ın geri adım atmaması ile 6 kişi ölmüştü. Düşünün bir dakikalık ışık söndürme eylemine “mum söndü” diye karşı çıkanlar bugün F tipine karşı yapılan eylemlere destek oluyor. Yurdatapan’ın partnerleri Bir başka örnek Şanar Yurdatapan’ın Nazlı Ilıcak ve Hasan Celal Güzel’le verdiği dayanışma görüntüleridir. Amacı ne olursa olsun bu fotoğraf benim garibime gitti. 80 öncesinde Nazlı Ilıcak’ın Şanar Yurdatapan’la kolkola gireceğini söyleseydik herhalde bizi delilikle itham ederlerdi. Nazlı Hanım’ın samimi olarak inandığı şeylerdeki ısrarına ve mücadeleciliğine bir sözümüz yok da, amaçları bize göre hâlâ meçhul olanlarla bu biçimde kucaklaşmasını doğrusu anlayamadık. Öbür tarafta bir başka fotoğraf: Fazilet’in Dev-Genç kökenli Van milletvekili Fethullah Erbaş HADEP’in kongresine katılan tek milletvekili oluyor. Yine radikal sağ gruplar sol çevrelerle “işkence” gibi konularda aynı yörüngeye oturuyorlar. Bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkün. Bu iki kesim arasında son dönemde yakınlaşma ya da gözle görülür bir dayanışma var. Peki ama bu, kokuşan sisteme ya da statükoya karşı bir birliktelik ve değişim arayışı mı? En sağından en soluna insanlar haksızlıklara ve yanlışlıklara mı başkaldırıyor? Hayır... Keşke öyle olsa. Hâlâ orak çekiç’ten medet uman ve o bayrağı dalgalandıranlarda ne değişim arzusu olacak. Hadise düşman olarak gördüklerine karşı ortak bir cephe oluşturmadır. “Düşmanımın düşmanı dostumdur” mantığı bu iki kesimde ortak anlayıştır. Suçlu kim? Biz bu birlikteliği ne kadar yadırgıyor ve tehlikeli görerek karşı çıkıyorsak, böyle bir tablonun oluşmasına katkı yapanları da sorumlu buluyoruz. Nazlı Ilıcak ve Hasan Celal Güzel’i pek çok konuda eleştirebilirsiniz de, onların vatanperverliklerinden zerre şüphe edemezsiniz. Keza “F Tipi cezaevleri olmalı” noktasına gelen Yasin Hatipoğlu’nu da öyle. Şu halde sorun biraz da bu insanların oralara itilmesinden kaynaklanıyor. Nasıl mütedeyyin kesimlerle fundamentalistler bir değilse, bu insanlar da pek çok konuda uç dediğimiz kesimlerden farklıdır. Lakin oluşturulan cendere bu insanları da aynı istikamete sevk ediyor. İşte Türkiye’nin en büyük sorunu da budur ve bu dışlama ya da cepheleşme Türkiye’nin geleceğine ipotek koyuyor. Uçların devleşmesi Akıllı yönetim uçları devleştiren değil, cüceleştiren yönetimdir. Sürekli dışlama devleşmeyi getirir. Sonuç olarak söyleyeceğimiz uçların koalisyonunu ne kadar şaşkınlıkla izliyorsak, bu koalisyonu hazırlayan şartlarda ısrarı da o kadar yadırgıyoruz. Yadırgadığımız bir başka husus da bazı yerlere kızıp yorgan yakmalaradır. Demek ki onlar için önce Türkiye değil, kendileri önemlidir. Öyle olunca da pek çok yorum haklı-haksız yapılabiliyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109812
    % 0.44
  • 3.8585
    % -0.14
  • 4.539
    % -0.24
  • 5.1506
    % 0.13
  • 155.874
    % -0.01
 
 
 
 
 
KAPAT