BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dönüş!..

Dönüş!..

Dünya her sabah yeniden kurulur!. Her gün yeni bir başlangıçtır!.. “mı acaba?..” Hafıza-ı beşer, nisyân ile malûldür!. Beşer şaşar!..



Dünya her sabah yeniden kurulur!. Her gün yeni bir başlangıçtır!.. “mı acaba?..” Hafıza-ı beşer, nisyân ile malûldür!. Beşer şaşar!.. “mı acaba?” İşte tam “bu halet-i rûhiye ile”, dönüş yapıyorum!. Okuyucularımın, meslekdaşlarımın, dostlarımın, sevgili Sadık Söztutan’ın ve de sevgili kardeşim Hıncal Uluç’un “telefonları”, faksları “kırgınlığımı ve küskünlüğümü” gidermeye yetmedi ama, “dönüş” kararımda etkili oldu! Bilmem ki, yazı dünyamı yeniden kurabilecek miyim? Yeni bir başlangıç yapabilecek miyim? Ama en azından deneyeceğim! Öyleyse: “Hoş bulduk!..” “Yazmadığım” bu kısa dönemde, “yazacak o kadar çok şey birikti” ki!. Galatasaray.. Fenerbahçe.. Beşiktaş.. Trabzonspor!. Türk futbolu!. Basketbol!. Amma.. Asıl ve ille de, “mesleğim ve kimliğimiz!.” Bir teknik direktör çıktı, basın toplantısında, bir spor yazarına aklına gelen herşeyi söyledi!. O gün bu gündür, okuduğum gazetelerde, izleyebildiğim TV spor programlarında, TSYD Başkanı Attila Gökçe’den başka, “bir spor yazarına yapılan” bir açık tacizi kınayan, eleştiren bir spor yazarına, gazeteciye rastlamadım!. Göremediklerim, duyamadıklarım olabilir, özür dilerim. Aksine, “bazı spor sayfalarında ve TV programlarında”, o teknik direktörün “korunması ve kollanması için”, benim meslekdaşım nerede ise “provokatör” ilân edildi, “mahalli gazeteci” diye küçümsenmeye çalışıldı! İnsafla da, iz’anla da, vicdanla da bağdaşmayan bu tutumu şiddetle kınıyorum, mesleğim adına kınıyorum, fair play adına kınıyorum! “Son derece efendi” bir tavırla, son derece “aklı başında” bir soru soran bir spor yazarına, bir gazeteciye “hiç haketmediği” şekilde hakarete yeltenen “teknik direktöre bakış açımız”, ne yazık ki “meslek kimliğimiz ve meslek dayanışmamız” bakımından yüz karası idi! Basın toplantılarında “doğru dürüst soru sormayı unutan” spor medyamızda, aralarından birinin “doğru dürüst soru sorması” herhalde herkesi kıskandırmış ve kızdırmış olmalıydı! Hele hele “savcılığını” Dünya Spor Yazarları Birliği Başkanı Togay Bayatlı’nın yaptığı mahkemede, “söz hakkını bile doğru dürüst kullanma imkânı verilmeyen” ve nerede ise “provokatör sanık durumuna düşürülen” meslekdaşımın, “kendisine karşı yapılan ve Türk Ceza Kanunu’na göre bile suç olan” hakaretin acısından çok, bu tabloya üzüldüğünü anlamamak mümkün mü? Togay Başkanımız “gazeteci, yorum - soru sormaz” derken, tümüyle “yorumcu gazeteciliği” unutmuş ve de “kendisinin her programda her sorusunun yorum dolu oluşuna da aldırmamış” gibiydi! Ama, aynı başkan, Pazar gecesi Bursa’daki bir olaya ateş püskürmeyi unutmuyordu! Unutmamakta da çok haklıydı! İlkinde ne kadar haksızsa, evet bu defa o kadar haklıydı! Gazetecilere küfreden Bursalı taraftar çok ayıp etmişti! Ama, “gazeteciye hakaret eden” teknik direktör, “o kadar ayıp etmemişti!” Suç “soru soran” gazetecideydi! İşte bu çifte standart, “fair playde hâlâ neden bu kadar gerilerde kaldığımızı” çok iyi gösteriyordu! Tıpkı, “o teknik direktörün işine son verirken” yürekten alkışladığım Celâl Doğan’ın, “onun yerine” getirdiği teknik direktörün seçimindeki “yanlışı ve çifte standardı gibi!” “Gelenin daha mevsim başında neler yaptığı”, Gaziantepspor Başkanı Celâl Doğan’ın “onun için neler söylediği” nasıl unutulurdu? “Hafıza-ı beşer nisyân ile malûldür” mü, acaba? Kimbilir, belki Celâl Başkan öyle sanıyor! Ben hiç sanmıyorum!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110248
    % 0.84
  • 3.8277
    % -0.93
  • 4.5278
    % -0.49
  • 5.1355
    % -0.16
  • 155.463
    % -0.28
 
 
 
 
 
KAPAT